Mardin'i çağdaş sanatın merkezlerinden birine dönüştürmek, bölgeye sanatın dili üzerinden yeni yaklaşımlar, kazanımlar sağlamak amacıyla yola çıkan bienal, 2010'da “Abbara Kadabra”, 2012’de “Otopsi”, 2015’te “Mitolojiler”, 2018’de “Sözden Öte”, 2018’de “Çimenin Vaadi”, 2024’te “Daha Uzaklara” temasıyla düzenlenmişti. Mardin Sinema Derneği ev sahipliğinde, Çelenk Bafra düzenleyiciliğinde, Döne Otyam ve Hakan Irmak’ın direktörlüğünde, 15 Mayıs’ta başlayan ve 21 Haziran’a kadar devam edecek 7’nci edisyonun teması ise “GÖKzemin”. Bu tema, günümüz sanatının gerçek ile düş, maddi ile manevi, politik ile poetik arasında kurduğu ilişkileri Mardin’in tarih ve kültür kokan sokakların da görünür kılmayı hedefliyor. Mardin’in herhangi bir noktasından boşluğa bakıldığında beliren gök ile zeminin içiçeliği; geçmiş ile geleceği, bireysellikle birlikteliği, var ile yoku, kısacası uç noktaları birbirine yaklaştırıyor. Bienalin bu edisyonu da akla gelebilecek tüm uç noktaları, çağdaş sanatın gücüyle aktarma ve yansıtma görevi üstleniyor.
ALTI FARKLI MEKÂN
Bu göreviyle edisyon, İpek Yolu üzerindeki Mardin’i bir uçtan bir uca, sanatın farklı disiplinleriyle birbirine bağlıyor. Türkiye ile birlikte 20 farklı ülkeden 42 sanatçı ve sanatçı grubunu Mardin’de bir araya getiren sanat yolculuğu, Mardin merkezdeki Sakıp Sabancı Kent Müzesi, Marangozlar Kahvesi, Alman Karargâhı’ndan, ilk kez bienal mekânına dönüşen Kızıltepe’deki Ateşbeyler Hamamı’na, oradan Eskikale’deki Deyrüzzaferân Manastırı’na, oradan da Dara antik kentindeki sarnıç (zindan) ve nekropole uzanıyor. Edisyonun uçları yakınlaştırma isteği burada sonlanmıyor. Bienalin kavramsal odağı, Aristophanes’in “Kuşlar” komedyası ve Feridüddin Attar’ın “Kuşlar Meclisi” olarak bilinen mesnevisi “Mantıku’t-Tayr”a dayanıyor. Her iki metinde eleştirinin, direnişin, arayışın ve dönüşümün simgeleri olarak gösterilen kuşlar, bienalde de sanat aracılığıyla ziyaretçilere sunuluyor.
‘KOLEKTİF BİR EMEK’
Bienalin açılışında konuşan bienal direktörlerinden Hakan Ir- mak, Mardin Bienali’ni “kolektif bir emek, bağımsız bir sanat hareketi” olarak değerlendirdiğini söyledi. Irmak, bienalde farklı coğrafyaların, düşüncelerin, duyguların aynı gökyüzü altında buluşmasına da tanıklık edildiğini belirterek “Mardin Bienali, ilk gününden bu yana bulunduğu coğrafyadan beslenen, onunla birlikte düşünen bir yapıdır. Çünkü Mardin yalnızca bir fon değildir. Özellikle bunun altını çizmek istiyorum. Bienalin yaşayan ortağıdır Mardin. Bu kentin avlusunda, çarşısında, sessizliğinde ve kalabalığında başka bir düşünme biçimi vardır” ifadelerini kullandı.
Irmak’ın ardından konuşan düzenleyici Çelenk Bafra ise “GÖK- zemin” temasının gökle yer araında bir düşünce ve duygu hattı kurma arzusuyla ortaya çıktığını vurgulayarak “Bienalin başlığı bile aslında ufku ikiye bölen gök ile zemini bir araya getiriyor. Çünkü belki de bugün en çok ihtiyaç duyduğumuz şey birbirine karşıt gibi gözüken, birbirine düşman gibi gözüken dünyaları ve fikirleri bir arada hayal etmeye çalışmak ve bunlar arasında yeni geçitler açabilmek” dedi.
PARALEL SERGİLER
Mardin Bienali’nin kente kattığı sanat hareketliliği, bienale paralel olarak düzenlenen bağımsız sergilerle de görülüyor.
Kentin hemen hemen her noktasında bienal dışı yapılan sergiler, yerel sanatçıların görünür olması açısından da Mardinlileri daha fazla sanata kavuşturma açısından da oldukça değerli. Mardin’de bienal dışında şu anda tam 42 sergi var. Hem bienal işlerine hem de bağımsız sergilerin listesine “aciksergi.com” adresinden erişilebiliyor.
