Kara komedi-gerilim ‘Nasıl Katil Olunur’ ile ‘Kuru Taşın Başı’ belgesel vizyonda: Ava giden avlanır

Kara komedi-gerilim ‘Nasıl Katil Olunur’ ile ‘Kuru Taşın Başı’ belgesel vizyonda: Ava giden avlanır

12.04.2026 04:00:00
Güncellenme:
Aslı Selçuk
Takip Et:
Kara komedi-gerilim ‘Nasıl Katil Olunur’ ile ‘Kuru Taşın Başı’ belgesel vizyonda: Ava giden avlanır

“Nasıl Katil Olunur” kara mizah diliyle sınıfsal eşitsizlik ve intikamı anlatırken, “Kuru Taşın Başı” belgeseli Yusufeli’nde baraj sonrası yok olan köyleri ve hafızayı odağına alıyor.

John Patton Ford, ABD Film Enstitüsü’nden mezun olurken Patrol adlı tez filminde maddi gereksinimden dolayı suça yönelen bir karakteri anlattı. Güney Carolina’nın kırsal kesiminden gelen, borçlanan, psikolojik olarak yıpranan Ford, ekonomik nedenlerden ötürü hayallerine ulaşmakta zorluk çeken insanların öykülerini anlatır. “Bağımsız Ruh” ödüllü ilk filmi Emily the Criminal ile anti kahramanlara hayranlık duyan, servet eşitsizliğini işleyen Ford, ikinci filmi How to Make a Killing’i (Nasıl Katil Olunur) çekmeden önce İngiliz kara komedi türünün başyapıtlarını yaratan Ealing Stüdyoları’nın tüm kült yapımlarını izledi.

Sonunda Robert Hamer’ın kült kara komedisi Kind Hearts and Coronets’in (Nazik Kalpler ve Taçlar /1949) ABD versiyonunu çekmeye karar verdi. İngiliz yapımında aile mirası için sekiz akrabasını öldüren seri katil rolündeki Sir Alec Guinness sekiz ayrı karakteri ustalıkla canlandırdı. Bakış açısı çağdaş, ritimli öykü, son derece modern yoruma sahip film Ford’u çok etkiledi.

SERVET EŞİTSİZLİĞİ

ABD’deki servet eşitsizliğinin son yıllarda gittikçe arttığını, ülkeyi 700 kişinin kontrol ettiğini söyleyen Ford, kendi versiyonunu dışlanmışlık, mahrum bırakılma, intikam, manipülasyon, adalet, özgüvensizlik, vicdan üzerine kurdu. Zengin Redfellow ailesi tarafından evlilik dışı çocuk yaptığı için 18 yaşında evden kovulan ama mirastan çıkarılmayan Mary New Jersey’in taşrasında oğlunu tek başına büyütür. Ölüm döşeğinde Mary Becket’ten öz ailesinden intikam almasını ister. Film, Becket’in hapishane hücresinde rahibe başından geçenleri anlatmasıyla başlar. Olup biteni Becket’in bakış açısından izleriz, mizah keskindir, tempo hızlıdır, film hiç vaaz vermez, izleyicinin tematik alt metinleri fark edeceğine güvenir. Son yılların aranan yıldızı Glen Powell (Ölüme Koşan Adam, Top Gun: Maverick) karizmatik, soğukkanlı Becket rolünde. Bencil, itici ailenin (Becket’i işe alan amcası hariç), yıllar sonra femme fatale (vamp kadın) olarak ortaya çıkan, Beckett’e şantaj yapan, güdümleyen çocukluk aşkı Julia’nın ortadan yok olmalarını düşünmeye başlarız.

Düşük bir bütçeyle (15 milyon dolar) varsılları anlatan Ford, çekimi Güney Afrika’da sıfırdan yaratılan mekânlarda yaptı. Oyuncu kadrosu başta Glen Powell, Ed Harris olmak üzere Margaret Qualley, Jessica Henwick, Zach Woods, Bill Camp, Topher Grace etkili yorumlar sunar.

HAYALET KÖYLER

Image

Yeşim Ustaoğlu’nun senaryosunu yazıp Selen Heinz ile birlikte yönettiği, görüntü yönetmenliğini Heinz’ın üstlendiği belgesel Kuru Taşın Başı dünya prömiyerini Mart ayında 28’inci Selanik Uluslararası Belgesel Film Festivali’nde yaptı. İzleyici belgeseli beğendi. Gösterime katılan Ustaoğlu ile Heinz izleyicilerden gelen soruları yanıtladı. Ustaoğlu son uzun metrajı için Doğu Karadeniz’in köylerinde mekân ararken Yusufeli Barajı’nın yöre halkına yaşattığı zorluklara tanık oldu.

“Yusufeli Barajı projesinin o yöredeki insanların hayatlarını nasıl etkilediklerini göstermek istedik. Oraya gidince çok şaşırdık, soyut bir atmosfer vardı” diyen Ustaoğlu, vadideki Yusufeli ilçesi ve yedi köyün sular altında kaldığını irdeledi. 150 yıllık tarihinde yedinci kez taşınan Yusufeli halkı üzgün ve mutsuz.

“Evlerimiz yıkıldı, su altında kaldı, bizi dağın başına koydular. Meyve ağaçları söküldü, bağcılık, hayvancılık, sebzecilik, pirinç tarlaları yok oldu, mahalle kültürümüz bitti. Yerliyken tüketici olduk, ambarımızdaki erzak tükendi, her şeyi pahalıya satın alıyoruz. Kediler, köpekler açlar, şaşkınlar. Kuşlar göç ettiler, artık kuş sesi duymuyoruz, mağduruz, şirketler çekildi biz bize kaldık. Sesimizi duyan yok” diyen yerel halkın yaşama tutunma mücadelesini belgeleyen belgesel, İstanbul Film Festivali kapsamında 18 Nisan saat 16.00’da Atlas Sineması’nda gösterilecek.