Ya kaçacaksın ya da öleceksin

Bugün gösterime giren Escape Room: Tournament of Champions (Ölümcül Labirent: Şampiyonlar Turnuvası) gerilim, heyecan, adrenalin yüklü bir psikolojik gerilim. Escape Room’un (Ölümcül Labirent) devam filminde bu kez şampiyonlar yarışıyorlar.

17 Eylül 2021 Cuma, 10:27
Ya kaçacaksın ya da öleceksin
Abone Ol google-news

“Uygarlığın başlangıcından beri , yaşamı için savaşan insanları hep etkileyici bulduk. Bu yüzden gladyatörleri, halka açık idamları izledik. Hala vahşete, dehşete aç olan insanlar için bir spor yarattık. Müşterilerimiz dünyanın en seçkin insanlarından. Her yıl daha fazlasını, daha karmaşık kaçış odaları istiyorlar. Yaşam ve ölüm üzerine daha büyük bir kumar. Ve onlara en önden izlesinler diye bir loca ayırdık”.

Minos Şirketi

Psikolojik korku gerilim Escape Room’un (Ölümcül Labirent/2008) ilk bölümünde Minos şirketi tüm yarışmacıları öldürmüştü. Geriye sadece Zoey ile Ben kalmıştı. Devam filmi The Escape Room: Tournament of Champions’ta (Ölümcül Labirent: Şampiyonlar Turnuvası/2020) gözünün önünde dört kişinin öldürüldüğünü gören Zoey (Taylor Russell) Minos’un arkasında kimlerin olduğunu bulmayı saplantı haline getirmiştir. Bir gün kendisine Minos Kaçış Odaları’nın davetiyesi gelir. Ölümcül labirentten kurtardığı Ben’den (Logan Miller) yardım ister,iki genç birlikte New York’a gider. Minos’un ölümcül odalarından sağ kurtulan Zoey ile Ben bu karanlık örgütten intikam almaya karar verirler. Devam bölümünde Zoey ve Ben’in öç yolculuğunu izleriz. İlk bölümdeki gibi bu kanlı oyunlar Chicago’da geçmez, bütün dünyaya yayılmıştır. “Pandemi başlayınca hepimiz yaşamlarımızı etkileyen bir doğaüstü güç var mı sorusunu sormaya başladık. Özgür irademizle mi hareket ediyorduk yoksa hayatlarımıza etki eden başka bir güç mü vardı?” diyor yönetmen-senarist Adam Robitel.

Zoey’e gelen davetiyedeki koordinatlar Manhattan’daki terk edilmiş bir hükümet binasını gösterir. Binaya girerken bir esrakeş Zoey’in anne yadigarı kolyesini çalar. Kovalamaca sonunda kendilerini metro vagonunda bulan gençler burada kaçış odalarından kurtulmuş dört kişiyle karşılaşırlar. Eski oyunların şampiyonlarına yaşadıklarını anlatan Zoey ile Ben’e kimse inanmaz.

Rahip Nathan (Thomas Cocquerel) yaşamda kalma suçluluğu duyuyordur, Rachel (Holland Roden) fiziksel acı hissetmez, sosyal medya fenomeni Brianna (Indya Moore) yolculuk blogcusudur, alfa erkek Thed (Carlito Olivero) Minos’tan nefret eder.

Ya ölürüz ya oynarız diyen şampiyonlar Minos’a karşı mücadeleye başlarlar. Zoey her oyunun arasında bağlantı ve bir öykü olduğunu düşünür. Vagonda elektirik akımından, art deco tarzı Illuminis Bankası’nda lazer ışınlarından, deniz feneri kumsalında kumların yutmasından, New York’ta asit yağmurundan kurtulmaya çalışırlar. Her oyunda herkes kendi cehenneminden geçer. Minos’u durduramazlarsa ölümlerin durmayacağını gayet iyi biliyorlardır.

“Pandemi başlayınca hepimiz yaşamlarımızı etkileyen bir doğaüstü güç var mı sorusunu sormaya başladık. Özgür irademizle mi hareket ediyorduk yoksa hayatlarımıza etki eden başka bir güç mü vardı?” diyor yönetmen-senarist Adam Robitel. Karakterlerin dinamiklerinden, yapım tasarımlarının gerçekçi görüntüsünden dolayı kaçış odaları hiç beklenmeyen mekanlarda, bilmeceler umulmadık yerlerdedir.

Altı genç kapana kısıldıkları yeni kaçış odalarından kurtulmak, yaşamda kalabilmek için ellerinden geleni yapmaya zorunludur. Adam Robitel’in senaryosunu yazıp yönettiği, Taylor Russell, Logan Miller, Indya Moore, Holland Roden, Thomas Cocquerel, Isabella Fuhrman, Carlito Olivera’nın oynadığı psikolojik gerilim The Escape Room: Champions of Tournament (Ölümcül Labirent: Şampiyonlar Turnuvası) bugün gösterime girdi.