Bir osmanlının defteri

Bir osmanlının defteri

19.04.2026 04:00:00
Güncellenme:
Birol Kılıç
Takip Et:
Bir osmanlının defteri

Bazı metinler vardır; yalnızca bir yolculuğu değil, iki imparatorluğun birbirine nasıl baktığını anlatır.

Bazı metinler vardır; yalnızca bir yolculuğu değil, iki imparatorluğun birbirine nasıl baktığını anlatır. 1793 sonbaharında İstanbul’dan yola çıkan genç bir Osmanlı tebaası Gaspard Testa’nın (1770-1847) defteri de böyle bir metin. Galata’nın çokdilli sokaklarında büyümüş, diplomasiyle iç içe bir ailenin çocuğu olan Testa, o yıl ilk kez Osmanlı topraklarının dışına adım atıyor. Hollanda büyükelçisinin maiyetinde İstanbul’dan ayrılıp Viyana’ya doğru ilerliyor.

Bugün o defteri açtığınızda, sayfalarda Testa şöyle yazıyor: “5 Eylül 1793 sabahı İstanbul’dan ayrıldım. Önümde uzun bir yol vardı. Dağlar, dereler, yağmur, ayaz... Tam 84 gün sürdü yolculuğum. Hanlarda konakladım, kimi geceler yıldızların altında uyudum. 26 Kasım 1793’te Viyana’ya vardığımda, Osmanlı topraklarının dışına ilk kez adım atan bir gençtim. Şehir beni önce taşlarıyla karşıladı. Yollar kare taşlardan yapılmıştı, sokaklar sürekli temizleniyor ve onarılıyordu.” Bu şaşkınlık, iki imparatorluğun şehir anlayışının nasıl ayrıştığını gösteriyordu.

“Geceleri armut biçimli fenerlerle bütün şehir aydınlatılıyordu. Bu da başka bir ışığa ihtiyaç duymayan yayalara büyük kolaylık sağlıyordu. Kadınların sahip olduğu özgürlük dikkatimi çekti. Dükkân işletiyor, tezgâhın arkasında duruyor, sokakta özgürce yürüyorlardı.” Bir Osmanlı tebaası için bu yalnızca toplumsal bir fark değil, bir zihniyet değişimiydi. “Bir ipek imalathanesinde tezgâhların olağanüstü hızla çalıştığını gördüm. Bütün üretim farklıydı.” Avrupa’nın sanayi öncesi düzeninin Osmanlı’dan ne kadar farklı işlediğini gösteren bir gözlemdi. “İmparator II. Franz locaya girdiğinde kimse ayağa kalkmadı. Osmanlı’da padişahın gölgesi bile insanı hizaya sokarken burada insanlar imparatordan sanki herhangi birinden bahsediyormuş gibi konuşuyordu.”

TARİHE DÜŞÜLEN NOT

Testa, Viyana’da 17 gün kaldı; sarayları, hastaneleri, fabrikaları, kahvehaneleri gezdi. Ama en değerli şey bunlar değil; alışılmış olanı alışılmamış gözlerle görmekti. Bir Avrupalının fark etmeyeceği ayrıntıları bir Osmanlı tebaasının deftere geçirmesi: kaldırım taşı, sokak lambası, tezgâhtaki kadın, locada oturan imparator... Bizim için sıradan olan her şey onun için bir keşifti.

Bu şaşkınlığın arkasında tarihsel bir kırılma vardı. 1683 Viyana bozgunu, yaklaşık 250 yıl boyunca Avrupa’da durdurulamayan Osmanlı ordusunun “yenilmezliği” inancını yıkmakla kalmadı; devletin kendini yenileme fırsatını da erteledi. Osmanlı bu yüzyıl boyunca eğitim, adalet, şehircilik ve bireyin özgürleşmesi gibi alanlarda köklü adımlar atamazken Habsburg dünyası aynı dönemi Maria Theresia ile başlayan ve oğlu II. Joseph (1741-1790) döneminde hızlanan reformlarla geçirdi: serfliğin (köylünün toprağa bağlılığının) sona erdirilmesi, adalet reformları, işkencenin yasaklanması, seküler hukuk, zorunlu eğitim ve kamu kaynaklarının savaş yerine şehircilik ve toplumsal iyileştirmelere yönelmesi.

Testa’nın tarihe düşürdüğü notlar bu nedenle önemli: bir yanda geceyi aydınlatan fenerleri, özgürce çalışan kadınları ve imparator karşısında ayağa kalkmayan birey olmuş bir halkı olan bir şehir; diğer yanda bireyin köylü kimliğine sıkıştığı, hukukun cemaatlere bölündüğü ve reform girişimlerinin henüz köklü bir dönüşüme dönüşemediği bir düzen.

ERKEN BİR TANIKLIK

Testa’nın defteri adaletin, eğitimin ve özgürlüklerin bir toplumun dokusunu 1793’te nasıl dönüştürdüğünü gösteren erken bir tanıklık niteliğinde ve 2026 yılında da devlet ile demokrasinin, hukuk devleti temelinde liyakatli insanlar tarafından yönetilmesinin önemini hatırlatıyor. Bu nedenle Hz. Ali’nin şu sözü anlam kazanıyor: “Devletin dini adalettir.”

Bu notlar 230 yıl Lahey’deki bir arşivde uyudu. Araştırmacı Mehmet Tütüncü onları buldu, yayımladı. Viyana bugün kendini geçmişiyle aynada görmek isteseydi, bir Osmanlı tebaasının defterini açardı. Darısı, bugün yazılan Ankara’nın defterlerini ileride açacakların başına.