Geçmişi geleceğe taşıyan kuklalar

Geçmişi geleceğe taşıyan kuklalar

18.01.2026 04:00:00
Güncellenme:
Erdinç Utku
Takip Et:
Geçmişi geleceğe taşıyan kuklalar

Brüksel’in eski kent merkezinin göbeğindeki dünyaca meşhur GrandPlace’a giderken yandaki sokaklardan birinde, Rue du Marché aux Herbes 66 numarada bulunan Toone Kraliyet Kukla Tiyatrosu’nda dans eden kuklaların kutlaması ve sevinç çığlıklarını duydum.

BELÇİKA / Brüksel

Mutlulukları sokağa taşmıştı. Geçen yıl “Avrupa Miras Etiketi” alan Brüksel’in çubuklu kukla geleneği aralık ayında UNESCO tarafından insanlığın somut olmayan kültürel mirası olarak ilan edilmişti. Bunu kutluyordu kuklalar belli ki. 

(2008’den beri hayalini kurduğum Karagöz-Hacivat gölge oyunu ile bu kuklaları aynı sahnede buluşturmaya bu yıl da kafa yoramadığımı hatırladım. Üzülmek yerine, “Belki de taş yerinde ağırdır, kukla kukla, gölge oyunu da gölge oyunu olarak kalsın” diye geçirdim içimden.)

BRÜKSEL’İN TİCARİ OLMAYAN RUHU

UNESCO’ya giden yol tabii ki tek gecelik bir alkışla açılmadı. Brüksel’in kültürel mirasından sorumlu kurumu “urban.brussels”, bu adaylığı dört yıl önce başlattı. Amaç, Brüksel’in kimliğini, yerel dillerini, kapsayıcı yapısını ve özellikle ticari olmayan ruhunu görünür kılmaktı.

Brüksel’in çubuklu kukla geleneği, Rönesans’tan kalma gezici panayır tiyatrolarına dayanır. 16. ve 17. yüzyıllarda İtalya’dan ve Orta Avrupa’dan yola çıkan tiyatro kumpanyaları, bu kuklaları Belçika topraklarına taşıdı. Bir zamanlar bu kukla gösterileri, okuma yazma bilmeyen yetişkinlerin tiyatroyla, operayla, romanlarla tanışma yoluydu. Sahnedeki tahta yüzler, Victor Hugo’yu da anlatırdı, halk hikâyelerini de. Kuklalar biraz öğretmen, biraz dedikoducu, biraz da muhalifti. Belki de bu yüzden Brüksel’e çok yakıştılar. Kuklalar geldikçe şehir de değişti. Brüksel biraz daha çok dilli, biraz daha çok sesli, biraz daha çok kendisi oldu. Kuklalar burada yalnızca sahneye değil, kentin hafızasına da asıldı.

Kuklalar, baş ve vücuda bağlanan metal çubuklarla oynatılır. Çubuklar, kuklacılara her hareketi kontrol etme imkânı verir. Sahnenin arkasında gizlenen (en fazla) altı eğitimli kuklacı, yönetmenin ses tonlarına göre karakterleri canlandırır. Oyunlar genellikle doğaçlama ve komiktir. Seyircinin tepkisine göre şekillenir. Konular, şövalyelik hikâyelerinden kutsal sahnelere, 19. yüzyılın popüler romanlarına ve halk hikâyelerine uzanır. Yerel dilin kullanılması ve bölgesel kültüre yapılan göndermeler, seyirci ile güçlü bir bağ kurulmasını sağlar.

KUŞAKTAN KUŞAĞA KENT BELLEĞİ

1963’ten beri bu geleneğin nöbeti yalnızca Toone Kraliyet Kukla Tiyatrosu’nda tutuluyor. Günümüzde kostüm tasarımından sahne üretimine yaklaşık otuz kişi bu geleneği sürdürüyor ve yeni çıraklar kukla hareketi, ses ve sahneleme tekniklerini burada öğreniyor.

Oyunlar, parodi ve doğaçlamayla ilerliyor, klasik tiyatro eserlerine göz kırpıyor. Hepsinin üzerinde Brüksel’e özgü mizah dolaşır: zwanze. Kendinle ve yaşamla dalga geçme sanatı. Ne kendini ne yaşamı fazla ciddiye almadan, her şeyi ciddiyetle anlatabilme hâli. Bu küçük sahne, şehirde yaşayan kültürün direngen bir temsilcisi, küçük ama görünür bir kahramandır.

Brüksel, kültürel mirasını hem UNESCO listesinde hem de Belçika ulusal kültürel miras listesinde koruyor. UNESCO tarafından tescillenmiş gelenekler arasında çubuklu kukla geleneği (Toone Kraliyet Kukla Tiyatrosu), çikolata ustalığı ve çizgi roman kültürü yer alıyor. Belçika kültürel miras listesinde ise fritkot (Belçika usulü patates kızartması) geleneği, Ommegang (tarihi kostümlü geçit töreni) ve carillon (çan kuleleri ve mekanik çan çalma geleneği) bulunuyor.

Toone Kraliyet Kukla Tiyatrosu, bu büyük mozaiğin en eğlenceli ve görünür parçası. Bu tiyatro, Avrupa’nın büyük laflarından çok, küçük ama dirençli hikâyelerini temsil ediyor. UNESCO’nun verdiği unvan aslında güzel bir mesaj veriyor: Kültürel miras, cam vitrinlerde ya da müzelerde değil, yaşayan sahnelerde korunur.

erdincutku@yahoo.com