Kim bu Frankenstein?

Kim bu Frankenstein?

26.04.2026 04:00:00
Güncellenme:
Kim bu Frankenstein?

Cenevre’de puslu bir sabah.

Cenevre’de puslu bir sabah. Plainpalais’teyim. Dev bir karaltı çıkıyor karşıma: göğsü dikişlerle ikiye ayrılmış bir adam. Yüzünde yara izi, gözlerinde vahşi bir boşluk. Bir an ürperiyor, sonra rahatlıyorum, neyse ki bu sadece bir heykel. Dr. Frankenstein’ın laboratuvarında hayat bulan ama huzur bulamayan, insana benzeyen ama insan olmayan o unutulmaz edebi figür. Burada durması tesadüf değil, Cenevre onun doğum yeri.

1816. Tambora Yanardağı’nın küllerinin Avrupa’yı karanlığa gömdüğü, tarihçilerin “yazsız yıl” dediği kasvetli günler. Cenevre Gölü kıyısındaki bir villada devrin entelektüelleri toplanmış, fırtınanın geçmesini bekliyorlar. Ev sahibi Lord Byron ortaya bir fikir atar: “En korkunç hikâyeyi hangimiz yazar?” Aralarındaki tek kadını, 18 yaşındaki Mary Shelley’yi hesaba katmaz bile. O gece şimşeklerin gümbürtüsüyle Mary’nin zihninde bir görüntü belirir: dikişli bir beden ve ona tanrısal bir kibirle hayat veren bir adam. Ve insanlığı iki yüzyıl boyunca titreten Frankenstein doğar. Hikâye bize şunu sorar: Asıl canavar kimdir?

Yaratık dünyaya masum bir çocuk gibi gelir: öğrenmeye açık, sevmeye hazır. Fakat yaratıcısı Dr. Frankenstein ondan tiksinir. Terk eder. Yetim kalan yaratık dışlanır, taşlanır, sonunda şiddeti öğrenir. Frankenstein ise yarattığı şey yüzünden her şeyini yitirir. Shelley’nin mesajı nettir: Canavar doğulmaz, yapılır. Sorumluluk almayan, etikten yoksun hırsın sonu hüsrandır. Heykele bakarken yeniden ürperiyorum. Bu kez aklımda yapay zekâ var.

Yapay zekâ da yeni doğmuş bir çocuk gibi -neyle beslersek ona dönüşüyor- kurtarıcı ya da canavar olması işte buna bağlı. Fakat ilk sinyaller alarm verici: Elon Musk’ın geliştirdiği Grok, 11 günde -23 bini çocuklara ait- 3 milyon cinselleştirilmiş deepfake görüntü üretti. Nedeni güvenlik önleminin bilerek kapatılmış olmasıydı. Başıboş bırakılmış bir başka yapay zekâ, Character.AI, Florida’da 14 yaşındaki bir çocuğu intihara sürüklemekten dava edildi.

YENİ ÇAĞIN FRANKENSTEİN’LARI 

Tüm dengeleri değiştiren bu teknoloji, bir avuç milyarder “tech-bro”sunun insafına emanet. Onların inançları, kâr hesapları, hükümetlerle kapalı devre ilişkileri belirleyici. Google’dan Timnit Gebru uyardı, işine son verildi. Doğru söyleyeni artık dijital köylerden de kovuyorlar.

Pentagon’un yapay zekâ tedarikçisi Palantir’in kurucu ortağı Peter Thiel, kadınlara oy hakkının demokrasiyi bozduğunu savunan, Trump’ın Silikon Vadisi’ndeki en bilinen destekçisi. Bunu bilince, şirketin CEO’su Alex Karp’ın şu sözlerine insan şaşırmıyor: “Bu teknoloji, üniversite eğitimli, Demokrat, kadın seçmenlerin ekonomik gücünü azaltıyor; mesleki eğitimli, erkek seçmenlerin gücünü artırıyor.” Nitekim Palantir geçen hafta çoğulculuğu reddeden, sert gücü yücelten, yapay zekâyı bir savaş aracı olarak konumlandıran bir manifesto yayımladı. Eleştirmenler tek kelimeyle tanımladı: tekno-faşizm. Güç zehirlenmesi yaşayan, seçimle gelmemiş birkaç adam şirketlerinin gücünü kullanarak toplumların nasıl yönetilmesi gerektiğini dikte etmeye çalışıyorlar. Kaçınılmaz diye sundukları şey aslında bir tercih.

Nobel ödüllü fizikçi Geoffrey Hinton yapay zekânın insanı geride bırakacağını, yaratanın bebek, yaratılanın anne konumuna geçeceğini söylüyor ve bir çözüm sunuyor: “Daha zeki bir şeyin daha az zeki olan tarafından kontrol edilmesinin evrende tek örneği var, bebeğin annesini kontrol etmesi.” Hinton’ın önerisi: Geç kalmadan yapay zekâya o merhametli bağı kazımak, yoksa yarattığımız şey er ya da geç bizim yerimize geçer.

Frankenstein’ın yaratığı sevgisizlikle beslendi, canavarlaştı. Yapay zekâ da bir baskı aygıtı, savaş makinesi veya kâr aracı olarak beslenirse nereye varacağı belli.

Cenevre’de sabah ilerliyor. Meydandaki heykelin önünden geçerken kimse durmuyor. Nasılsa sessiz, hareketsiz; kimse o vahşi gözlerin ardındaki hüzünlü uyarıyı görmüyor. Shelley, fırtınalı bir gecede şunu sormuştu: Tanrı olursan, yarattığını sevebilir misin? 200 yıl geçti. Fırtına hâlâ dışarıda. Soru hâlâ yanıtsız.