Çikolata kistine karşı kritik uyarı: 'Her 10 kadından 1’ini etkiliyor'

Çikolata kistine karşı kritik uyarı: 'Her 10 kadından 1’ini etkiliyor'

26.03.2026 04:00:00
Güncellenme:
Çikolata kistine karşı kritik uyarı: 'Her 10 kadından 1’ini etkiliyor'

Her 10 kadından 1’ini etkileyen ve halk arasında çikolata kisti olarak adlandırılan endometrioziste hastalığına ilişkin açıklamalarda bulunan Türk Üreme Sağlığı ve İnfertilite Vakfı (TFRM) Başkanı Prof. Dr. Gürkan Bozdağ, toplumda yaygın olan yanlış inanışların hastalığın ‘sessiz’ ilerlemesine neden olduğunu belirtti. Özellikle genç kadınlar için “Şiddetli adet ağrısı kader değildir, bir hastalığın habercisi olabilir” uyarısında bulunan Bozdağ, “Günlük yaşamı kısıtlayan, geçmeyen adet ağrıları mutlaka değerlendirilmelidir” dedi.

Mart ayı “Endometriozis Farkındalık Ayı” olarak kabul ediliyor. Çikolata kisti olarak da bilinen endometriozis hastalığında erken farkındalık kritik önem taşıyor. Bu kapsamda Türk Üreme Sağlığı ve İnfertilite Vakfı (TFRM) Başkanı Prof. Dr. Gürkan Bozdağ, her 10 kadından 1’ini etkileyen hastalığa ilişkin açıklamalarda bulundu.

Image

PROF. DR. GÜRKAN BOZDAĞ

Endometriozis belirtilerinin başka hastalıklarla karışabildiğini ifade eden Bozdağ, tanının yıllarca gecikebildiğini söyledi. Tanı süresinin dünya genelinde ortalama 7–10 yıl arasında değiştiğini belirten Bozdağ, bu gecikmenin en önemli nedenlerinden birinin toplumdaki yanlış algı olduğuna dikkat çekti. Bozdağ, “Hastalığın en temel belirtilerinden biri olan adet ağrısı çoğu zaman ‘normal’ kabul ediliyor. Bu da kadınların doktora başvurma sürecini geciktiriyor” dedi. 

Gelişen teknolojilerin tanı sürecinde yeni bir dönemin kapısını aralayabileceğini belirten Bozdağ, özellikle yapay zekâ destekli görüntüleme sistemlerinin oynadığı önemli role dikkat çekti. “Yapay zekânın; MR ve ultrason gibi görüntülemelerde insan gözünün atlayabileceği ince bulguları daha hızlı ve sistematik biçimde analiz edebileceğine vurgu yapan Bozdağ, bu sistemlerin hekimler için güçlü bir destek aracı olabileceğini söyledi.

Ancak yapay zekânın tek başına tanı koyan bir sistem olmadığının altını çizen Bozdağ, “Doğru yaklaşım, teknolojiyi hekim deneyimini güçlendiren bir yardımcı olarak kullanmaktır” ifadelerini kullandı.

‘BAĞIŞIKLIK SÜRECİN ÖNEMLİ PARÇASI’

Endometriozisin tek bir nedene bağlı gelişmediğini belirten Bozdağ, hastalığın çok faktörlü yapısına işaret etti. Bağışıklık sisteminin bu süreçte rol oynayabileceğini dile getiren Bozdağ, “Bağışıklık sistemi tek başına hastalığın nedeni değildir, ancak sürecin önemli bir parçasıdır” dedi.

Çevresel faktörlerin de risk üzerinde etkili olabileceğini kaydeden Bozdağ, hormon bozucu kimyasallar ve mikroplastiklerle ilgili çalışmaların giderek arttığını ancak bu ilişkinin henüz kesin neden düzeyinde olmadığını söyledi. Hastalığın doğurganlık üzerindeki etkilerine de değinen Bozdağ, endometriozis tanısının her zaman infertilite anlamına gelmediğini vurguladı.

Endometriozisli birçok kadının kendiliğinden gebe kalabileceğini açıklayan Bozdağ, hastalığın bazı durumlarda yapışıklıklar, inflamasyon ve hormonal değişiklikler yoluyla üreme sürecini zorlaştırabileceğini belirtti.

‘KADER DEĞİL HASTALIK HABERCİSİ’

Endometriozisin yalnızca fiziksel değil, psikolojik etkileri de olan bir hastalık olduğunu vurgulayan Bozdağ, kronik ağrının yaşam kalitesini ciddi şekilde düşürebileceğini ifade etti. Bozdağ, “Sürekli ağrı ile yaşamak, kişinin günlük hayatını planlamasını zorlaştırır. Zamanla özgüven kaybı ve sosyal geri çekilme gibi sonuçlar doğurabilir. Günlük yaşamı kısıtlayan, okula ya da işe gitmeyi engelleyen, ağrı kesicilere rağmen geçmeyen adet ağrıları mutlaka değerlendirilmelidir” dedi. 

Toplumda yaygın olan yanlış inanışların hastalığın ‘sessiz’ ilerlemesine neden olduğunu anlatan Bozdağ, özellikle genç kadınlar için “Şiddetli adet ağrısı kader değildir, bir hastalığın habercisi olabilir” uyarısında bulundu. 

‘TOPLUM BİLİNÇLENDİRİLMELİ’

Endometriozisin sanıldığından çok daha yaygın olduğunu vurgulayan Bozdağ, dünya genelinde üreme çağındaki kadınların yaklaşık her 10’undan 1’inde endometriozis görüldüğünü ancak buna karşın hastalığın hâlâ yeterince konuşulmadığını söyledi.

Farkındalığın artması gerektiğini belirten ve farkındalığın simgesi sarı kurdelenin pek bilinmediğini ifade eden Bozdağ, “Sarı kurdele, bu hastalığın görünmezliğini kırmak için güçlü bir sembol. Daha fazla konuşulması, hasta hikâyelerinin paylaşılması ve toplumun bilinçlendirilmesi gerekiyor” diye konuştu.