Genel Sağlık-İş'ten özelleştirmelere tepki: 'Kamu malları şirket varlığı değil, korunması gereken ortak değerlerdir'

Genel Sağlık-İş'ten özelleştirmelere tepki: 'Kamu malları şirket varlığı değil, korunması gereken ortak değerlerdir'

27.04.2026 17:03:00
Güncellenme:
Genel Sağlık-İş'ten özelleştirmelere tepki: 'Kamu malları şirket varlığı değil, korunması gereken ortak değerlerdir'

Hazineye ait çok sayıda taşınmazın özelleştirme kapsam ve programına alınmasına ilişkin Genel Sağlık-İş, "İtirazımız; toplumun ortak varlığı niteliğindeki kamu taşınmazlarının, Anayasal ilkelerden koparılarak yalnızca kısa vadeli gelir hedeflerine indirgenmesi riskinedir. Kamu malları, yönetimlerin "elden çıkaracağı şirket varlığı" değil; hukuk devleti içinde korunması ve kamu yararına tahsisi gereken ortak değerlerdir" açıklamasını yaptı.

Genel Sağlık-İş Sendikası hazineye ait çok sayıda taşınmazın özelleştirme kapsam ve programına alındığını belirtti. Konuya ilişkin açıklama yapan sendika, "Kullanılan kavramlar “tasarruf”, “program”, “gelir ortaklığı” veya “ekonomiye kazandırma” olsa da; konu özünde kamuya ait taşınmazların mülkiyet ve tasarruf rejimlerinin değiştirilmesi ve bunun toplum yararı üzerindeki etkileridir" ifadelerini kullandı.

Anayasanın, devleti sosyal bir hukuk devleti olarak tanımladığını anımsatan sendika tarafından yapılan açıklamada, "Bu ilke kamu varlıklarının yönetiminin yalnızca “bütçe geliri” veya “piyasa değeri” mantığıyla ele alınamayacağı; kamu hizmetleri, toplumsal ihtiyaçlar ve uzun vadeli kamu yararı gözetilmek zorunda olduğu anlamına gelir. Aynı şekilde Anayasa, kamu varlıklarının özelleştirilmesine ilişkin “esas ve usullerin” kanunla belirlenmesini öngörür. Bu nedenle özelleştirme kapsam ve programına alma işlemleri de dahil olmak üzere tüm süreç kanunilik, kamu yararı, ölçülülük, şeffaflık ve denetlenebilirlik kriterleri altında yürütülmelidir. 

4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun; satış, kiralama, işletme hakkı devri, sınırlı ayni hak tesisi gibi yöntemleri düzenlerken, bu yöntemlerin kamu yararına uygun kullanılmasını zorunlu kılan bir çerçeve sunar. 4706 sayılı Kanun da Hazine taşınmazlarının değerlendirilmesine ilişkin bir yetki alanı tanımlasa bile bu yetki keyfi tasarruf yetkisi değildir. Kamu gücü kullanımı, her halükarda hukuk devleti sınırları içerisinde ve dürüstlük kuralına uygun biçimde kullanılmalıdır" denildi.

"DENETLENEBİLİRLİK NASIL SAĞLANACAK?" 

Açıklamanın devamında şu ifadelere yer verildi:

Hangi taşınmazlar hangi gerekçeyle özelleştirme kapsamına/programına alınmıştır? Taşınmazların kamu hizmetiyle bağlantısı, mevcut kullanım şekli, üzerinde/çevresinde doğacak sosyal etkiler nelerdir? Seçilen yöntem (satış, kiralama, işletme hakkı devri, gelir ortaklığı vb.) bakımından; kamu yararı analizi yapılmış mıdır? Yapıldıysa raporları ve dayanak verileri nelerdir? Süreçte şeffaflık ve rekabet bakımından hangi güvenceler işletilecektir? Değer tespitleri, ihaleye hazırlık, irtifak/kullanım hakkı koşulları ve bunların denetlenebilirliği nasıl sağlanacaktır? Özellikle sağlık hizmetleriyle ilişkili taşınmazlar yönünden; hizmet sürekliliği, erişilebilirlik ve kamu yararı bakımından hangi koruyucu önlemler alınacaktır? Kamu taşınmazlarının piyasa mantığıyla el değiştirmesi, sağlık hizmetinin niteliğini ve kamu yararını zedelemeyecek şekilde nasıl sınırlandırılacaktır?

Bizim itirazımız, soyut bir "yatırım" veya "verimlilik" tartışması değildir. İtirazımız; toplumun ortak varlığı niteliğindeki kamu taşınmazlarının, Anayasal ilkelerden koparılarak yalnızca kısa vadeli gelir hedeflerine indirgenmesi riskinedir. Kamu malları, yönetimlerin "elden çıkaracağı şirket varlığı" değil; hukuk devleti içinde korunması ve kamu yararına tahsisi gereken ortak değerlerdir.

Bu çerçevede, söz konusu işlem/işlemler bakımından kamu yararı gerekçesinin somut, ölçülebilir ve denetlenebilir şekilde ortaya konulmasını, tüm taşınmaz listesi ve statülerinin kamuoyuna açıklanmasını, sağlık ve sosyal hizmetlerle bağlantılı taşınmazlarda kamu hizmeti önceliğinin açık güvencelere bağlanmasını, gerekli görülen hâllerde, idari başvuru ve yargısal denetim yollarının işletileceğinin bilinmesini saygıyla duyuruyoruz."

İlgili Konular: #Genel Sağlık-İş