Küresel iklim krizinin etkileriyle her geçen yıl daha da kavurucu hale gelen yaz sıcakları, halk sağlığını tehdit eden ciddi riskleri de beraberinde getiriyor. Yaz aylarında aşırı terleme ve yüksek ısı nedeniyle vücudun sıvı kaybetmesi, organların çalışma düzenini bozarak hayati tehlike yaratabiliyor. İstinye Üniversitesi Gaziosmanpaşa Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Muzaffer Bezgal, sağlıklı yaşamın sürdürülebilmesi için düzenli su tüketiminin önemine dikkat çekerek hayati uyarılarda bulundu.
İnsan vücudunun yaklaşık yüzde 60’ının sudan oluştuğunu ifade eden Uzm. Dr. Bezgal, bu oranın bebeklerde yüzde 70’e kadar çıkabildiğini, yaşlı bireylerde ise yaklaşık yüzde 50 seviyelerine düştüğünü vurguladı. Suyun; kan dolaşımının sağlanması, besinlerin taşınması, vücut ısısının düzenlenmesi ve atık maddelerin vücuttan uzaklaştırılması gibi sayısız temel görevi üstlendiğini belirten Bezgal, "Hücrelerden organlara kadar tüm sistemlerin uyumlu çalışması yeterli sıvı alımına bağlıdır" dedi.
"DEHİDRATASYON HAFİFE ALINMAMALI"
Vücuttaki sıvı açığının tıp literatüründe "dehidratasyon" olarak tanımlandığını aktaran Uzm. Dr. Bezgal, bu durumun hafif bir susuzluk hissinden başlayarak yaşamı tehdit eden ağır tablolara kadar ilerleyebileceğini söyledi. Sıvı kaybı miktarına göre hafif, orta ve ağır olmak üzere üç seviye bulunduğunu belirten Bezgal, vücut ağırlığının yüzde 6’sından fazla gerçekleşen sıvı kayıplarının "ağır dehidratasyon" olarak kabul edildiğini ve acil müdahale gerektirdiğini ifade etti.
Yaz aylarında aşırı terlemenin en büyük sıvı kaybı nedenlerinden biri olduğunu söyleyen Uzm. Dr. Bezgal risk faktörlerini şu şekilde sıraladı:
"Yetersiz sıvı tüketimi, aşırı sıcak hava, yoğun egzersiz, güneş çarpması, kusma ve ishal gibi durumlar vücudun normalden fazla sıvı kaybetmesine neden olur. Bunun yanında diyabet, ateşli hastalıklar, idrar söktürücü ilaç kullanımı, alkol ve yoğun kafein tüketimi de dehidratasyon riskini ciddi şekilde artırmaktadır."
İLK BELİRTİLERE DİKKAT: BİLİNÇ BULANIKLIĞINA YOL AÇABİLİYOR
Dehidratasyonun ilk belirtilerinin çoğu zaman yurttaşlar tarafından hafife alındığını ifade eden İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Muzaffer Bezgal, halsizlik, baş ağrısı, baş dönmesi, ağız kuruluğu ve koyu renkli idrarın en sık görülen erken semptomlar olduğunu dile getirdi. Sıvı kaybı derinleştikçe tablonun ağırlaştığını vurgulayan Bezgal, "İleri sıvı kaybında hızlı solunum, nabız artışı, cilt kuruluğu, konsantrasyon bozukluğu ve bilinç bulanıklığı ortaya çıkabilir. Şuur kaybı ve bayılma gibi durumlar ağır dehidratasyonun işareti olabilir" uyarısında bulundu.
YAŞLILAR VE BEBEKLER YÜKSEK RİSK ALTINDA
Dehidratasyonun her yaş grubunda görülebileceğini ancak bazı grupların çok daha hassas olduğunu belirten Uzm. Dr. Bezgal; hamileler, bebekler, küçük çocuklar, yaşlılar ve kronik hastalığı bulunan bireylerin sıcak havalarda ekstra dikkatli olması gerektiğini söyledi.
Özellikle yaşlı bireylerde susuzluk hissinin daha geç ortaya çıkabildiğini hatırlatan Bezgal, "Yaşlılarda vücut sıvı oranı daha düşüktür. Ayrıca fiziksel aktivitenin azalması, hafıza problemleri ve eşlik eden hastalıklar nedeniyle sıvı kaybı riski daha da artmaktadır. Bu nedenle yaşlı bireylerin susamayı beklemeden düzenli su tüketmesi büyük önem taşımaktadır" ifadelerini kullandı.
DOĞRU İÇECEK SEÇİMİ NASIL OLMALI?
Yaz aylarında sıvı ihtiyacını karşılamak için en doğru seçeneğin her zaman saf su olduğunu vurgulayan Uzm. Dr. Bezgal, içecek tercihleri konusunda yapılan popüler hatalara da değindi. Sıcak havalarda en az 2 litre su tüketiminin teşvik edilmesi gerektiğini belirten Bezgal, içecek seçimiyle ilgili şu kritik tavsiyelerde bulundu:
"Vücudun sıvı ihtiyacını karşılamak için en iyi seçenek sudur. Bunun yanında şekersiz çaylar ve ayran gibi içecekler de tercih edilebilir. Ancak kafeinli, asitli ve şekerli içecekler idrar söktürücü etkileri nedeniyle sanılanın aksine vücuttaki sıvı kaybını daha da artırabilir. Yoğun egzersiz sonrasında ise vücudun elektrolit dengesinin korunması amacıyla maden suyu destekleyici olarak tüketilmelidir."
Tedavide temel yaklaşımın kaybedilen sıvının yerine konulması olduğunu, hafif vakalarda ağızdan sıvı alımı yeterliyken ciddi durumlarda damar yoluyla (serum) tedavi uygulandığını belirten Uzm. Dr. Bezgal, yaz sıcaklarının olumsuz etkilerinden korunmanın en temel yolunun susamayı beklemeden su içme alışkanlığı kazanmak olduğunu vurgulayarak sözlerini tamamladı.
