Van Emek ve Demokrasi Platformu öncülüğünde, "Emek, adalet, eşitlik, barış ve demokrasi için alanlardayız" sloganıyla Van kent meydanında 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü nedeniyle miting düzenlendi.
Mitinge, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) Eş Başkanı Ahmet Karagöz, siyasi parti yöneticileri, sendika ve çeşitli sivil toplum kuruluşu temsilcileri katıldı.
Mitingde konuşan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, gündeme ilişkin değerlendirmede bulurdu. 1 Mayıs’ın bir mücadele günü olduğunu söyleyen Hatimoğulları, "Bugün 1 Mayıs işçilerin, emekçilerin birlik, dayanışma ve mücadele günü. Basın emekçisi kardeşlerime özel olarak buradan 1 Mayıslarını kutluyor ve en zor zamanlarda bizlerin her daim sesi ve soluğu olduğu için de hepimiz adına teşekkürlerimi sunuyorum. Evet, bugün bizler işçilerin, emekçilerin bayramını kutluyoruz. Doğrudur. Ama 1 Mayıs bizim açımızda dört başı mamur bir bayram değil. 1 Mayıs kanlı bir tarih ve bir mücadele tarih ile yazılmıştır. Sözlerime başlarken İstanbul'da 1977 1 Mayıs'ında Taksim'de katledilen canlarımızı saygıyla, minnetle anıyorum. DİSK’in kurucu başkanlığını yapan, faşist derce katledilen sevgili Kemal Türkler ve onların şahsında getirdiğimiz bütün işçi kardeşlerimizi saygıyla minnetle anıyorum" diye konuştu.
"BUNUN SEBEBİ KAPİTALİZMDİR"
2026 yılının 1 Mayıs'ında kapitalizm krizinin en derin olduğu bir dönemde karşıladıklarını dile getiren Hatimoğulları, şunları kaydetti:
"2008'de başlayan ekonomik kriz emperyalist güçler kapitalist sistem tarafından yönetilmeye çalışılırken bize faturası ne oldu biliyor musunuz? Bize savaşı, kan, gözyaşı, açlık ve yoksulluk oldu. Bugün Rusya-Ukrayna savaşının sebebi budur. Kapitalist sistemin emperyalist güçlerin kendi aralarındaki paylaşım savaşıdır. Bugün ABD'nin, İsrail'in, İran'a saldırısı ve İran savaşının sebebi budur. Bugün bütün dünya 3. Dünya Savaşı tehlikesi altındayken bunun sebebi kapitalizmdir ve bunun bedelini biz halklara ödetiyorlar. Orta Doğu'da Kürt'e ödetiyorlar, Arap'a ödetiyorlar. Türkiye'ye ödetiyorlar. Dünyanın her yerinde halklara ödetmeye çalışıyorlar. Ama halklar buna karşı direniyor. Bunun en güzel örneğini Rojava'da direnen Kürt halkı göstermiştir. Bakın, çözüm nettir. Savaş ittifakına karşı halkların barış ittifakı tek çözümdür. Emperyalizmin savaşlarına ve sömürünün üzerine karşı en önemli çözüm enternasyonalist barış hareketini bütün dünyada görebilmektir. Başka da çözümümüz ve çaremiz yoktur. Buradan bir kez daha sesleniyoruz. Yaşasın işçilerin birliği, yaşasın halkların kardeşliği."
"9 ÜLKENİN ARASINDA YER ALIRKEN ŞİMDİ BİZ BUĞDAYA ETE İHTİYAÇ DUYUYORUZ"
Türkiye'de işsizlik ve yoksulluğun diz boyu olduğunu kaydeden Hatimoğulları, şöyle devam etti:
"Rakamlarını asla güvenmediğimiz TÜİK bile diyor ki: 'Türkiye'de her üç işçiden birisi şu an çalışmıyor ve işsiz yani çalışma potansiyeli olan insanların üçünden biri şu anda işsiz. İnsanlar kiralarını ödeyemiyor. Emeklilerin aldığı maaş torununa harçlık vermeye bile yetmiyor. Açlık, yoksulluk diz boyu derken iktidar ve yandaşları o sarayın zengin ettiği kesimler bunu abartıyorlar diyor. Oysa gelsen sokaklarında dolaşsın. Gelsen Kürdistan'ın sokaklarında İstanbul'un açlığı ve yoksulluğu görsünler. Bakın geçen gün Almanya'daydım. Bir etkinlik için gitmiştim. Orada yürürken marketteki fiyatların dikkatimi çekti. Domates 1.99 euro Almanya'da. Türkiye'de Ankara'daki markette domates kaç lira biliyor musunuz? 2,5 euro. Domates 200 TL'ye yaklaştıysa bu iktidar utanç duymalı bundan utanç. Türkiye bir tarım ülkesidir. Türkiye AKP iktidarı gelene kadar tarımda ihracat yapan ilk 9 ülkenin arasında yer alırken şimdi biz buğdaya ete ihtiyaç duyuyoruz. Kürdistan'ın meraları bütün Türkiye'ye yetecek kadar et üretebilir değil mi? Ama engellediler, yasakladılar meralarımızı. O yüzden çiftçiye destek sağlanmıyor. İran'daki savaştan kaynaklı Türkiye'de zaten mevcut olan sorunlar ve hayat pahalılığı katlanarak karşımıza çıktı. DEM Parti olarak parlamentoda acil bir çözüm paketi açıkladık. Bu çözüm paketinde işçinin, emekçinin az olsa rahatlaması için ağrı kesici niteliğinde bazı önerilerimiz oldu. Ama hiçbirini hayata geçirmediler. Hiçbirini uygulamadılar" ifadelerini kullandı.
"BUGÜN GÜLİSTAN DOKU İÇİN YAPILAN ÇALIŞMA AYNI ŞEKİLDE ROJİN KABAİŞ İÇİN DE YAPILMALIDIR"
Kadın cinayetlerine ilişkin de konuşan Hatimoğulları, Gülistan Doku için yapılan çalışmanın Rojin Kabaiş için de yapılması çağrısında bulunarak, şunları söyledi:
"Biz kadınlar hayatın her alanında emekçiyiz. Evde emekçiyiz. Çocuklara emekçiyiz. Fabrikalarda, tarlalarda çalışırken biz kadınlar emekçiyiz. En fazla emeği sömürülen, en fazla emeği görmezden gelen biz kadınlarız ne yazık ki. Kadının görülmeyen emeği sesini daha fazla yükseltmeli, sesini daha fazla örgütlemeyiz. Sevgili kadınlar, buradan özellikle Gülistan Doku şahsında ortaya çıkan çok önemli bir çürümüşlük bir kez daha bizim yüzümüze çarptı. Özellikle Kürdistan'da yürütülen özel halk politikalarının sonucunda gençlere ve kadınlara yönelik uyuşturucu ve çeteleşmenin bedelini en fazla gençler ve kadınlar ödüyor. Bugün Gülistan Doku için yapılan çalışma aynı şekilde Rojin Kabaiş için de yapılmalıdır. Rojin Kabaiş cinayeti mutlaka aydınlatılmalıdır."
“HER YERDE SESİ SOLUĞU OLMAYA DEVAM EDECEĞİZ”
"Bizler barış ve demokratik toplum sürecinin görüşmelerini devam ettirirken hükümetle görüşmelerde üzerinde durduğumuz en önemli konulardan biri KHK'lıların görevlerine iade edilmesiydi” diyen Hatimoğulları, "Bugün insanları işsizlikle, yoksullukla terbiye etmeye kalkışan bu sistem ve bu rejimin attığı bu adımdan geri dönmesi gerekiyor. DEM Parti olarak KHK'lı kardeşlerimizle dayanışmamızı sürdürdüğümüzü onların her yerde sesi solu olmaya devam ettiğimizi buradan bir kez daha ifade etmek istiyorum. Kapitalizmin panzehri sosyalizmdir. Kapitalizme karşı sosyalizmi örgütlemek, demokratik sosyalizmi örgütlemek hepimizin boynunun borcudur. Emeğin hakkı o zaman gerçekleşir. Adalet o zaman gerçekten tecelli eder. Bunun için daha fazla çalışmalıyız" diye konuştu.
"ŞU ÇOK NET BİLİNMELİ Kİ BARIŞ NEHRİ AKACAK"
Çözüm sürecinde bir tıkanmanın yaşadığını belirten Hatimoğlu, şunları söyledi:
"Süreç konusu. Biliyorsunuz 1,5 yıl aşkındır Sayın Abdullah Öcalan'ın İmralı'dan yaptığı çağrıyla 'Barış ve Demokratik Toplum' süreci başlamış durumda. Ama sizler de takip ediyorsunuz. Süreçte bazı tıkanıklıklar yaşanıyor şu anda. Biz bu tıkanıklıkların aşılması için elimizden gelen her türlü çabanın içindeyiz. Şu çok net bilinmeli ki barış nehri akacak. Akan bir nehre, akan bir suya, hangi taşı koyarsanız koyun o su o taşı aşar. Şimdi bu sürece eğer biri taş koymaya kalkıyorsa bilsinler ki halkın gücü o taşı oradan kaldıracak ve biz bunu mutlaka aşacağız. Şu bilinmeli ki değerli halklarımız emek mücadelemiz kadınların mücadelesi ekoloji mücadelesi, insan hakkı mücadelesi, Türkiye'de özellikle Kürt sorunuyla ilgili büyük bir mücadele verildikten sonra yani son 50 senede hep terör korosuyla engellenmiştir. Bir emekçi 'Ben sendikal hakkımı istiyorum' diyor. 'Ama sen teröristsin' diyor. Bir emekçi 'Ekmek istiyorum' diyor. Ama 'Sen teröristsin' diyor. Bir sendika 'Grev hakkını kullanmak istiyorum' diyor. Ama 'Sen teröristsin' diyor. İşte Sayın Abdullah Öcalan'ı geçtiğimiz sene 27 Şubat'ta İmralı’da ziyaret ettiğimizde açık ve net bir şekilde yaptığı çağrının anlamını şu şekilde ifade etti: 'Bir yandan Kürt sorununun barışçıl ve demokratik çözümü, Kürt sorununun artık silahlı çatışmanın ötesinde siyasi ve hukuki bir zemine taşınması için bu çağrıyı yapıyorum' dedi. 'Ama aynı zamanda bütün Türkiye halkları, işçileri ve emekçileri, siyasi ve toplumsal dinamikleri şunu bilmeli ki, ben ve devletin sizlere karşı kullandığı terör parantezini onların elinden almak için de bu çağrıyı yapıyorum' dedi. Yani bu çağrıyı özellikle Türk emekçi kardeşlerim çok daha iyi bilince çıkarmalı ve hep birlikte ortak mücadeleyi buradan yürütmeliyiz. Şu çok net ki Türk halkının özgürlük mücadelesiyle işçinin, emekçinin ekmek mücadelesi birleşmediği müddetçe Türkiye'de ne gerçek bir barış inşa edebiliriz ne de Türkiye'de ekmek ve emeğin hakkını kazanabiliriz."
"VAN'DAYKEN KAYYUMDAN BAHSETMEMEK OLMAZ"
Belediyelere kayyum atamalarına yönelik eleştirilerini sürdüren Hatimoğulları, "Van'dayken kayyumdan bahsetmemek olmaz. Bakın iki gün önce Van'da hapishanede tutulan Hakkari Belediye Eş Başkanımız Sıddık Akış, ceza verildi kendisine. 19,5 seneye mahkum edildi. Ümit ediyoruz ki bu karar bozulur üst mahkemede ve bu nerede gerçekleşiyor bakın Van. Van'da biz de burayı 14-0 yapmıştık. Halkın iradesi tecelli etti ve halkın iradesi dedi ki 'Van'da bizi DEM Parti yönetsin' dediler. Ama buna tahammül etmediler. Büyükşehir Belediye Eş Başkanlarımız görevlerinden alındı. Ama resmi görevlerinden alındılar. Sevgili Neslihan Şenal, Sevgili Abdullah Zeydan, Van halkının seçilmişidir, iradesidir. Bizim belediye eş başkanlarımızdır" şeklinde konuştu.
