Ankara'nın tarım ilçelerine 18 bin hektarlık maden hançeri... Köylülerin direnişi sonuç verdi: ÇED raporuna onay verilmedi

Ankara'nın tarım ilçelerine 18 bin hektarlık maden hançeri... Köylülerin direnişi sonuç verdi: ÇED raporuna onay verilmedi

4.02.2026 14:50:00
Güncellenme:
Ankara'nın tarım ilçelerine 18 bin hektarlık maden hançeri... Köylülerin direnişi sonuç verdi: ÇED raporuna onay verilmedi

Ankara Beypazarı'na bağlı Mahallesi ve çevresi, MYB Madencilik tarafından yapılmak istenen “Sepiyolit (kil) Madeni Ocağı''na karşı çevre mücadelesi veriyor. Yurttaşlar bugün bakanlık önünde eylemdeydi. TEMA Vakfı Ankara Temsilcisi Nevzat Özer “Anadolu topraklarının derisi yüzülüyor. Binlerce yıldır ürün veren bu toprakları bir şirketin çıkarı için heba edemeyiz" dedi. Son olarak, köylülerin direnişi sonuç verdi ve ÇED raporuna onay çıkmadı.

UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’ndeki Ankara’nın Beypazarı ilçesine bağlı Uruş Mahallesi ve çevresi, 2020 yılından bu yana MYB Madencilik tarafından yapılmak istenen “Sepiyolit (kil) Madeni Ocağı''na karşı çevre mücadelesi veriyor.

18 bin 620 dekarlık bir alanda kurulması planlanan projenin, bölgedeki yaşamı son derece olumsuz etkileyeceği, tarım ve hayvancılığa geri dönülemez zararlar vereceği öngörülüyor.

İç Anadolu’nun ilk ve tek sakin şehri olan Güdül ilçesini de etkileyecek olan projeye karşı bölge halkı, bugün Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın önünde eylem yaptı.

İDK toplantısı öncesi toplanan TEMA Vakfı gönüllüleri, çevre aktivistleri, demokratik kitle örgütleri ve siyasi parti temsilcileri, iktidarın çevreyi yok sayan anlayışına tepki gösterdi. Eyleme, Güdül Belediye Başkanı Mehmet Doğanay ile İYİ Parti Ankara Milletvekili Yüksel Arslan da katılarak destek verdi.

Image

"TOPLUMDAKİ HER KESİMİN MESELESİ"

Eylemde katılımcılar adına basın açıklamasını Avukat Mustafa Karataş yaptı.

Karataş, “İçinde bulunduğumuz dönemde tüm dünya fark etmiştir ki; Tarım, hayvancılık ve temiz su kaynaklarına erişim milli güvenlik meselesidir. Bu sebeple bilmenizi isteriz ki bizim meselemiz; köylünün de şehirde yaşayanın da toplumdaki her kesimin meselesidir” dedi.

Projenin işleyiş sürecini anlatan Karataş, “Biz bu duruma isyan ettik. Kaybedecek zamanımız verilecek taviz yok dedik ve mücadeleye başladık. ÇED gerekli değildir denilerek oldu bittiye getirilmeye çalışıldı. Ancak yargı eli ile idari işlemin hukuksuz olduğuna karar verildiği gibi hukuk mücadelemizdeki haklılığımız da tescillendi. Ancak bu kez de sayfalarca yalanın derlemesinden ibaret olan ÇED başvuru dosyası ile kamu kurumları da aracı edilerek birkaç kişi sırtımızdan zengin olmak hevesinde ısrarcı olduğunu ilan etti” ifadelerini kullandı.

"BİZE SORMADILAR BİLE"

Bu kapsamda Karataş, “Bize diyorlar ki; ‘ekim alanlarınızı, meralarınızı, su kaynaklarınızı elinizden alacağız nereye giderseniz gidin. Tarımdan, hayvancılıktan geçimini sağlayan binlerce insan da umurumuzda değil.’ Size de diyorlar ki; ‘ekmeğinizi, etinizi, meyvenizi, sebzenizi dışarıdan ithal ederiz; biraz pahalı GDO'lu falan yersiniz ama maden şirketlerinin canı sağ olsun.’” değerlendirmesini yaptı.

Daha sonra konuşan Uruş Mahalle Muhtarı Murat Uz, “Cumhurbaşkanımız her gün muhtarları saraylarda ağırlıyor ama ÇED sürecinde bize sadece halka duyurmak düşüyor. Bize sormadılar bile. Bizler para peşinde değiliz. Doğamızın, ekmeğimizin peşindeyiz. Biz artık üretirken korkuyla yaşamak istemiyoruz” dedi. 

"TARİHİ BİR SÜREÇTE GEÇİRİYORUZ"

TEMA Vakfı Ankara Temsilcisi Nevzat Özer ise, “Anadolu topraklarının derisi yüzülüyor. Binlerce yıldır ürün veren bu toprakları bir şirketin çıkarı için heba edemeyiz. Ya bu topraklar bu insanlara yurt olmaya devam ederek bu halkı besleyecek ya da bir avuç şirketi zengin ederek yaşanmaz hale gelecek” değerlendirmesini yaptı.

İYİ Partili Yüksel Arslan, “Yanlış tarım politikalarından çiftçimiz ve köylümüz zaten perişan. Türkiye artık mercimek, soğan ithal eden komik bir durumu yaşıyor. Bu rant anlayışları, binlerce insanı yok saydı. Madencilerle anadolu topraklarını perişan ettiler” diye konuştu.

Güdül Belediye Başkanı Mehmet Doğanay da, “Tarihi bir süreçten geçiyoruz bölgemiz adına. Bu ÇED raporunun geçmesi demek, iki ilçenin tarımının bitmesi demek. Bizler bölgede atalarımızdan emanet olan bu toprağı, evlatlarımıza sağlıklı yaşanabilir şekilde teslim etmek istiyoruz. Bölge tamamen bitiyor. Çayırhan’da bir tane meyve sebze yetişiyor mu? Yetişmiyor. Bu mücadele bölgemizin kaderini belirleyecek. Biz hakkımızı arayacağız” diye konuştu.

PROJENİN ÇED RAPORU REDDEDİLDİ

Çevrecilerin ve bölgede yaşayan köylülerin direnişi sonuç verdi.

Yapılan İnceleme Değerlendirme Komisyonu (İDK) toplantısı sonucunda projenin ÇED raporuna onay verilmedi. Maden şirketine bir yıl ek süre tanındı.

İlgili Konular: #maden #UNESCO

İlgili Haberler