CHP’nin Hukuk Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Gökçe Gökçen, önceki gün İçişleri ve Adalet bakanlıklarına atanan Akın Gürlek ile Mustafa Çiftçi’nin TBMM Genel Kurulu’ndaki yemin töreninde yaşananlara ilişkin konuştu. CHP’nin yeminlerin geçersiz olduğuyla ilgili itirazına değinen Gökçen “Salonda bulunan milletvekilleri olarak biz yemin edildiğini duymadık. Yemin geçersizdir. Siz gelip iktidar mensupları olarak kürsüyü işgal edeceksiniz, milletvekili yaralayacaksınız, bir kaosa sarılıp anayasaya bir darbe daha yapacaksınız. Kimse kusura bakmasın. Herkes neyin ne olduğunu açıkça görsün, Bütün bu yaşadığımız operasyonlar ne kadar siyasiymiş, kimin bilgisi ve talimatıyla yapılıyormuş bütün milletimizin önünde gördük. İktidar kendisine yakışanı yapmıştır” ifadelerini kullandı.
‘CHP’YE GÜCÜ YETMEZ’
“Gürlek’in atanmasıyla partinin kurultay davasının yeniden gündeme gelmesi hukuken mümkün mü?” sorusunu yanıtlayan Gökçen “Haklı olarak ‘Hukuken mümkün mü?’ diye soruyorsunuz. Hukuken bu davanın açılması bile mümkün değildi. Süreç odaklı bir davayla CHP’deki yönetim değişikliğini ve mücadele kararlılığını sorgulamak, akıllarınca bir tartışma yaratmak istediler. Partimizin her bir mensubunun kararlılıkla ve birlik içinde Genel Başkanımız Özgür Özel’in arkasında durması ve yargı operasyonlarına prim vermemesiyle bu dava çökmüştür. Parti kapatma hayalleriyle yanıp tutuşan şahsın CHP’ye gücü yetmez” dedi. Gürlek’in göreve getirilmesi ileride partinin başka davalarla karşılaşması ya da milletvekillerinin fezlekeleri üzerinden bir sorun yaşanması ihtimalini de yorumlayan Gökçen, bir endişeleri olmadığını vurguladı.
‘KENDİMİZDEN ŞÜPHEMİZ YOK’
“Bizim kendimizden de yol arkadaşlarımızdan hiçbir şüphemiz olmadığı için meydanlarda milyonlarlayız” diyen Gökçen “Cesareti olan yargının arkasına sığınmaz, milletin önüne çıkar. Ama başkalarında çok sayıda suça ortaklık etmiş olmanın endişesini görüyoruz. Her davada hakimlerin yerini değiştirmek, 560 milyar deyip iddianameye yazmamak, aileyle uğraşmak, somut delil olmadan insanları tutuklamak, ‘çocuğunu göremezsin’ demek, bilgi belge sızdırarak algı operasyonu yürütmek, kasalardan para çıktı yalanlarını söyleyip devlet televizyonunda stok görüntü kullanmak…Bunlara ortak olanların duygu durumunu pek iyi görmüyorum” değerlendirmesini yaptı.