CHP Mersin Milletvekili Gülcan Kış, TBMM Genel Kurulu’nda görüşmeleri süren “Tapu Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Teklifi”ne çeşitli eleştiriler yöneltti. Teklifin “torba yasa” yöntemiyle hazırlandığını belirten Kış, düzenlemelerin yerel yönetimlerden çevre denetimine, mülkiyet hakkından kamu taşınmazlarına kadar birçok alanda yetkileri merkezde topladığını söyledi.
‘MECLİS’İN YASAMA KALİTESİ DÜŞÜYOR’
Kış, Tapu Yasası başlığı altında birbirinden tamamen farklı düzenlemelerin tek metinde toplandığını vurguladı. Çevre danışmanlık firmalarına verilen yeni yetkiler, TOKİ’ye mirasçılık belgesi düzenleme imkânı, belediye şirketlerine yönelik sınırlamalar, hazine taşınmazları ve 2B arazilerine ilişkin hükümler gibi çok sayıda başlığın aynı teklif içinde yer aldığını belirten Kış, bu yaklaşımın Meclis’in yasama kalitesini düşürdüğünü ifade etti. Kış, “Birbiriyle ilgisiz onlarca düzenlemenin tek metne sıkıştırılması, ne sağlıklı bir tartışmaya ne de etkin bir denetime imkân tanır” dedi.
‘BELEDİYELER SINIRLANDIRILIYOR’
Teklifin en tartışmalı düzenlemelerinden birinin belediyelere ilişkin kararlar olduğunu belirten Kış, ilgili maddeyle belediyelerin şirket kurma, ortak olma, sermaye koyma ve hisse edinme gibi faaliyetlerinin Cumhurbaşkanı iznine bağlandığını söyledi. Bu düzenlemenin yalnızca teknik bir değişiklik olmadığını ifade eden Kış, son yıllarda belediyelerin mali ve idari açıdan sistemli biçimde sınırlandırıldığını belirtti. İller Bankası payları, artan gider kalemleri ve finansmana erişimde yaşanan zorluklara dikkat çeken Kış, yeni düzenlemeyle yerel yönetimlerin ekonomik karar alma alanının tamamen daraltıldığını dile getirdi. “Denetim hukuk devletinin aracıdır, izin rejimi ise siyasi vesayetin aracıdır” diyen Kış, bu yaklaşımın yerel yönetim özerkliğiyle bağdaşmadığını ifade etti.
‘ACELE KAMULAŞTIRMA İSTİSNA OLMAKTAN ÇIKARILIYOR’
Kış, acele kamulaştırma düzenlemesine yönelik de eleştiriler yöneltti. Söz konusu yöntemin hukuken olağanüstü durumlar için öngörüldüğünü anımsatan Kış, sosyal konut gerekçesiyle acele kamulaştırmanın yaygınlaştırılmasının mülkiyet hakkı açısından ciddi riskler doğurduğunu belirtti. Kış, bu uygulamayla yurttaşların yargı süreci tamamlanmadan fiilen mülkiyetlerini kaybedebileceğini söyledi. Kış, “Barınma hakkı korunmalı ancak bu, başka bir yurttaşın mülkiyet hakkının ölçüsüz biçimde sınırlandırılması anlamına gelemez” değerlendirmesinde bulundu.
‘ÇEVRE VE MÜHENDİSLİK ALANINDA YENİ RİSKLER’
Zemin ve temel etütlerine ilişkin düzenlemelerin de teklifin önemli başlıklarından biri olduğunu belirten Kış, yetkilendirme ve denetim süreçlerinin tamamen Bakanlığa bırakılmasını eleştirdi. Bu hizmetlerin yalnızca Bakanlık tarafından yetkilendirilen tüzel kişilere verilmesinin mühendislik meslek alanını daraltabileceğini ifade eden Kış, denetim süreçlerinin belirsizliğine dikkat çekti. Kış, hizmet bedellerinin artırılmasına yönelik geniş yetki verilmesinin yasama yetkisinin devri anlamına gelebileceğini belirtti.
‘HAZİNE TAŞINMAZLARINDA BELİRSİZLİK VE MERKEZİLEŞME’
Teklifin ilgili maddelerinde Hazine taşınmazlarının “atıl” olduğu gerekçesiyle tahsislerinin iptal edilmesini de değerlendiren Kış, “atıl taşınmaz” kavramının açık şekilde tanımlanmadığını vurguladı. Bu belirsizliğin, taşınmazların hangi kriterlerle ve hangi kamu yararı gerekçesiyle Bakanlığa devredileceği konusunda ciddi soru işaretleri yarattığını ifade eden Kış, yerel yönetimlerin planlama süreçlerinin devre dışı bırakıldığını söyledi. Kış, bu düzenlemenin “taşınmazların etkin kullanımından çok, karar yetkisinin merkezde toplanması” anlamına geldiğini söyledi.
‘SÜRE UZATIMI ÇÖZÜM DEĞİL’
2B arazilerine ilişkin süre uzatımlarının geçmişte de denendiğini hatırlatan Kış, bu yöntemin sorunu çözmediğini ifade etti. Asıl meselenin bu taşınmazların kime, hangi bedelle ve hangi kamu yararı çerçevesinde satıldığı olduğunu belirten Kış, şeffaf ve adil bir sistem kurulmadan yapılan düzenlemelerin sorunu yalnızca ertelediğini söyledi. Yerel yönetimlerin yetkilerinin daraltılması, mülkiyet hakkına müdahale ihtimali ve denetim mekanizmalarının zayıflaması gibi başlıkların birlikte değerlendirildiğinde ortaya çıkan tablonun ciddi olduğunu belirten Kış, Meclis’in temel görevinin yürütmeyi denetlemek olduğunu vurguladı. Kış, teklifin mevcut haliyle kabul edilmemesi gerektiğini belirterek, düzenlemenin daha şeffaf, katılımcı ve hukuki güvenceyi esas alan bir yaklaşımla yeniden ele alınması çağrısında bulundu.
