Emekli Danıştay Başsavcısı’ndan ‘mutlak butlan’ değerlendirmesi: ‘BAM değil YSK yetkili’

Emekli Danıştay Başsavcısı’ndan ‘mutlak butlan’ değerlendirmesi: ‘BAM değil YSK yetkili’

29.05.2026 18:36:00
Güncellenme:
Haber Merkezi
Takip Et:
Emekli Danıştay Başsavcısı’ndan ‘mutlak butlan’ değerlendirmesi: ‘BAM değil YSK yetkili’

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi’nin CHP kurultaylarına ilişkin verdiği ‘mutlak butlan’ kararı tartışılmaya devam ediyor. Emekli Danıştay Başsavcısı Turgut Candan, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımlarla, konu hakkında BAM’ın değil YSK’nin yetkili olduğunu vurguladı.

Emekli Danıştay Başsavcısı Turgut Candan, Kemal Kılıçdaroğlu’nun CHP Genel Başkanlığı makamına atandığı ‘mutlak butlan’ kararı hakkında çarpıcı değerlendirmelerde bulundu.

Sosyal medya hesabından görüşlerini paylaşan Candan, şunları yazdı:

"Yargılama Hukuku kuralı: Özel yetkili yargı yeri varsa, genel yetkili yargı yeri davaya bakamaz.

BAM (Bölge Adliye Mahkemesi), kararında Siyasi Partiler Kanunu 29 ve 121 yoluyla Medeni Kanun 83’e gönderme yaptıktan sonra, “Genel Yetkili Mahkeme” olarak asliye hukuk mahkemelerinin, delegelere seçim sonuçlarını etkileyecek şekilde baskı yapıldığı iddiasıyla açılan mutlak butlan davasına bakmaya yetkili olduğunu söylemiştir.

Oysa Anayasa’nın 79’uncu maddesinde, seçim işlerini yürütmek dışında, seçimle ilgili şikâyet ve itirazları kesin olarak karara bağlamakla görevli, “Özel Bir Seçim Yargısı” oluşturmuştur.

Bu yargının tepesinde, seçim öncesi ve “sonrası” seçimle ilgili usulsüzlük ve “yolsuzluk” “şikâyet” ve itirazlarını inceleyip kesin olarak karara bağlama konusunda nihai merci olan YSK bulunmaktadır. Bu Anayasa hükmü, YSK’nın kendi kanununun 6’ncı maddesinde aynen yinelenmiştir.

Her ne kadar bu Anayasa düzenlemesi milletvekili seçimleriyle ilgili ise de; Siyasi Partiler Kanunu’nun 21’inci maddesi, siyasi partilerin genel kurullarının seçimini de, bu sisteme dâhil etmiştir. 21’inci maddenin 11’inci fıkrasında sözü edilen “hâkim” de, fıkradaki görevi dolayısıyla bu sisteme dâhildir. Mevzuatta, asliye hukuk mahkemelerini de bu sisteme dâhil eden bir düzenleme yoktur. Hâkimin sistemdeki yetkisi de, bir önceki fıkrada yazılı süre içinde yapılan şikâyet ve itirazlarla sınırlıdır.

Bu sürenin itirazsız geçmesiyle sona erer. Bu tarihten sonra yapılacak yolsuzluk iddia, itiraz ve şikâyetleri inceleme ve kesin olarak karara bağlama görev ve yetkisi, mazbatayı veren, YSK’ya aittir.

Davada ileri sürülen, “Seçimin sonucunu etkileyecek şekilde delegelere baskı yapıldığı” iddiası, kanıtlandığında, (genel kurulun değil) seçimin iptalini veya yok sayılmasını gerektirecek nitelikte bir “yolsuzluk” iddiasıdır. Ve tam da bu nedenle, Anayasa 79, YSK Kanunu’nun 6’ncı maddesi uyarınca, YSK’nın görevine girmekte ve YSK içtihatlarında itiraz süresi geçtikten sonra da itiraz veya şikâyet olarak kabul edilip incelenen, “tam kanunsuzluk” halini oluşturmaktadır. Kısacası; seçimlerde yapıldığı söylenen yolsuzluk iddialarını, seçimler sırasında da, seçimler sona erip itiraz süreleri geçtikten sonra da inceleme görevi, YSK’ya aittir ve görev kamu düzenindendir.

Nitekim BAM’ın “kararımızın gereğini yerine getir” talebinin YSK tarafından geri çevrilmesi bu nedenledir. Bu geri çevrilme, BAM’ın kararını tanımama halidir. Zira BAM kararının gereği, mazbatanın geçersiz sayılarak geri alınmasıdır. Bunu hukuk düzeni içinde YSK dışında hiçbir makam, mevki ve organ yapamaz. YSK da yapmayı kabul etmemiştir. Bu hukuki durumdan; yapılan kurultayların ve seçimlerin YSK nezdinde, geçerli ve de CHP’nin hukuksal genel başkanın Özgür Özel olduğu sonucu çıkmaktadır. Aynı hukuki durum tedbir kararını da tartışmalı hale getirmektedir. Bizim dileğimiz, Yargıtay’ın bir an önce başvuruyu inceleyerek, bir hukuk devletinde olmaması gereken bu duruma son vermesidir.

Son not: SPK’da Medeni Kanun’a yapılan gönderme dolayısıyla 83’üncü maddenin uygulama alanı, YSK’ya yolsuzluk iddiasıyla kimlerin şikâyette veya itirazda bulunabileceği ve süresi ile sınırlıdır."