Yürürlüğe girişinin 100. yılını kutladığımız Kabotaj Kanununun Osmanlı Devleti'ni içeriden çürüten kapitülasyonlara karşı Cumhuriyetin verdiği en güçlü egemenlik cevabı olduğunu belirten Gürdeniz, “Kabotaj Kanunu, Türk denizcileşme hamlesinin başlangıcı, bağımsız denizciliğin hukuki ve stratejik temelidir” tespitinde bulundu.

Osmanlı'nın denizcilikte geri kalmasının başlıca nedenlerinden biri, yabancılara tanınan kapitülasyonlar olduğunu anımsatan Gürdeniz, “Limanlardan ticaret filosuna, tersanelerden deniz ticaretine, hatta deniz ticaret hukukuna kadar uzanan geniş bir alan zamanla yabancıların kontrolüne bırakıldı. Denizlerde egemenliğini kaybeden bir devlet, ekonomik bağımsızlığını da büyük ölçüde kaybetti” dedi.
"DENİZLERDE BAĞIMSIZLIK"
Lozan Antlaşmasının kapitülasyonları kaldırarak Türkiye'nin siyasi ve ekonomik bağımsızlığını tesis ettiğini belirten Gürdeniz, “Kabotaj Kanunu ise bu bağımsızlığı denizlerde fiilen hayata geçirdi; Türkiye kıyılarındaki yük ve yolcu taşımacılığı ile diğer ticari deniz faaliyetlerini Türk bayrağına ve Türk vatandaşlarına tahsis ederek milli egemenliği denizlere taşıdı” ifadelerini kullandı.
"KABOTAJ ZAYIFLARSA..."
Bugün Kabotaj Kanunu'nun koruyucu ruhunun çeşitli uygulamalarla aşındırıldığını vurgulayan Gürdeniz, sözlerine şöyle devam etti:
“Limanların özelleştirilmesi, stratejik limanlarda artan yabancı finansal kontrol, römorkaj hizmetlerinin devlet tekelinden çıkarılması, TUGS (Türk Uluslararası Gemi Sicili) kapsamında yabancı personel istihdamı ile petrol, sondaj, sismik araştırma ve FSRU filolarında yabancı personel çalıştırılması kabotaj rejimini zayıflatan gelişmeler arasındadır. Kabotaj yalnızca ekonomik bir düzenleme değildir. Kabotaj, denizlerde egemenliğin hukuki ifadesi, Mavi Vatan'ın omurgasıdır. Kabotaj zayıflarsa denizcileşme zayıflar, denizcileşme zayıflarsa Mavi Vatan'ın dayandığı ekonomik ve stratejik güç de zayıflar.”
