Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Genel Merkezi’ni ziyaret ederek Eş Genel Başkanlar Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan ile görüştü.
ÖZEL'E CHP'Lİ KURMAYLAR EŞLİK ETTİ
CHP Genel Başkanı Özgür Özel’e, CHP Genel Sekreteri Selin Sayek Böke ile Genel Başkan Yardımcıları Gökçe Gökçen ve Sezgin Tanrıkulu eşlik etti. CHP heyetini, DEM Partili isimler kapıda karşıladı.

GÖRÜŞME 2 SAAT SÜRDÜ
Özel ile DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan'ın görüşmesi yaklaşık 2 saat sürdü.

ÖZGÜR ÖZEL: 'ACİL ÖNLEM PAKETİ ÖNERİLERİMİZİ DE PAYLAŞTIK'
Görüşmenin ardından açıklamalarda bulunan Cumhuriyet Halk Partisi lideri Özel, “Öncelikle DEM Parti’nin değerli Eş Genel Başkanlarına ve kıymetli heyetine bize gösterdikleri misafirperverlik için teşekkür ediyorum. Öncelikle bayram sonrası siyasi partilere, öncelikle de muhalefet partilerine bir dizi ziyarette bulunmayı ve içinde bulunduğumuz tüm süreçleri değerlendirmeyi planlamıştık. Ancak malum yeni gelişmeler, sıcak gündemler gündeme damgasını vuruyor” dedi.
Özel, şunları söyledi:
“Bugünkü ziyaretimiz hem dış politikada olsun, iç politikada olsun yaşananlar, hem birlikte içinde bulunduğumuz birtakım çalışmalar, hem de Cumhuriyet Halk Partisi’nin bir yıldır muhatap olduğu ve son dönemde de yeniden sıklaşan yargı eliyle siyasete yapılan müdahalelerle ilgili hemen her şeyi değerlendirme imkanı bulduk. Öncelikle İran savaşının hem Türkiye’ye ekonomik ve siyasi etkilerini, hem de bu içinde bulunulan ekonomik şartlar noktasında vatandaşın yaşadıklarını uzun uzun konuştuk.
Ben ekonomi Eşgüdüm Konseyimizin İran savaşıyla ilgili yapmış olduğu hem ekonomiye etkileri, riskler ve buna karşı önlem paketi önerimizi Sayın Eş Genel Başkanlarımıza sundum. Tüm siyasi liderlerle de bunu paylaşacağız. Geçtiğimiz hafta bu konuda yapmış olduğumuz açıklamada acil önlem paketine ilişkin önerilerimizin bir kısmını sizlerle de paylaşmıştık. Tabii özellikle orta ve uzun vadede Türkiye’nin alması gereken birtakım önlemler var. Bu konuya ilişkin de kapsamlı bir raporumuzu sunduk. Değerlendirdikten sonra konunun ilgilisi uzman arkadaşlarımız, gerek Meclis zemininde ilgili komisyonlardaki arkadaşlarımız, gerekse MYK’mızda ve Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi’ndeki arkadaşlarımız gerekli temaslarda bulunacaklar.”
“İSPANYA YÜZDE 60 İNDİRİM, TÜRKİYE YÜZDE 25 ZAM YAPIYOR”
“Ama ben bir kez daha şunu hatırlatmak istiyorum, ki yukarıda da bu konuda karşılıklı ifadeler oldu toplantı sırasında. Türkiye ekonomisi kötü yönetildiği için, son derece kırılgan olduğu için ve İran savaşı gibi bütün dünya ekonomileri üzerinde etki yapacak bir konuda gerekli koruma mekanizmaları olmadığı ya da zaten bunları geçmişteki örneğin bizim 19 Mart darbesi olarak ifade ettiğimiz dönemde, o kadar çok rezerv yakıldı ve yerine konması için o kadar çok bedel ödendi ki. Bu bedeller vatandaşın sırtına yoksulluk, işsizlik, hayat pahalılığı olarak yansıdığı için yeni bir şok, arada bir tampon olmaksızın bütün dünya ülkeleri kendi vatandaşlarını korurken, Türkiye’de bir tek vatandaşın sırtına biniyor. Şunu bir kez teyit edelim. Savaşın kazananı olmaz. Kaybedeni kadınlar ve çocuklardır. Bu savaşın da kaybedeni en kırılgan gruplar, başta da yoksullar olarak hem Türkiye’de hem de Türkiye gibi böyle bir şoka hazırlıksız yakalanan, gerekli tedbirleri olmayan, gerekli tedbirlerini yanlış yönetim sonucunda başka yerlerde tüketmiş olan ülkelerde vatandaşın sırtına biniyor. Örneğin sadece basit bir örnek olarak İspanya’yı…
Ki düşünün bizim komşumuza İsrail ve Amerika bombardıman yapıyor. Yine Suriye’de yaşananlar hemen dibimizde oldu. Diğer taraftan Rusya ile Ukrayna savaşıyor. Ama örneğin İspanya 5 milyar Euro tutarında ve 80 tedbir içeren bir paket açıkladı bu hususta. Örneğin elektrikteki vergileri yüzde 60 düşürdü. Yüzde 7 elektrik tüketim vergisini tamamen kaldırdı. Doğalgazdaki KDV’yi yüzde 21’den 10’a indirdi. Dar gelirli haneler için elektrik desteğini artırdı. Su ve enerji noktasında tamamen ücretsiz olarak bunları karşıladığı hanelerin sayısını artırdı. Sanayiciye de yüzde 80 enerji desteği sağlıyor İspanya. Bu savaş çıktığından beri yapıyor bunları. Neden yapıyor? Sanayicisini, yoksulunu, kendi ülkesini korumak için yapıyor.
Nasıl yapıyor? Bir paket açıkladı. Biz de bir paket önerisinde bulunduk. Önerilerimiz içinde sadece eşel mobil sisteminin dörtte üç oranında uygulanmasını söylediler. O tükendiği günden itibaren de her gelen petrol fiyatlarındaki artış, hem pompaya yansıyor; onun üzerinden de iğneden ipliğe, her şeye yansıyor. Hiç durmadan da işte İspanya yüzde 60 oranında indirim yaparken elektrikten alınan vergilerde, Türkiye’de bir gecede elektrik ve doğalgaza yüzde 25 zam yapılıyor. Bundan sonrası artık her şeye zam gelmesi ve yeni bir enflasyon dalgası. Bunun için ekonomist arkadaşlarımızın hazırladığı kapsamlı bir paketi hem konuştuk, bir miktar tartıştık, hem de sunduk. Bu konudaki kararlılığımız ve bu konuda hükümeti bir şeyler yapmaya zorlamaktan ziyade, hükümetin bu krize ne kadar hazırlıksız yakalandığını teyit eden bir pozisyondayız ama halen daha yapılabilecek çok şey olduğunu ifade etmek gerekiyor. Bunu Türkiye’nin gündeminde tutmaya devam edeceğiz.
“CAN ATALAY YEMİN ETMEK ÜZERE BEKLİYOR”
"Bir diğer konu; terörsüz ve demokratik Türkiye. Bu konuda bir rapor hazırlandı, imzalandı. Heyetin de başkanı Sayın Numan Kurtulmuş’tu. O görevi kendisi yaptı. O noktada hep birlikte bekliyoruz. Raporun altıncı ve yedinci maddeleri var. Bu maddeler bir an önce hem terörün sonlanması hem de demokratik adımların atılmasını gerektiriyor. Numan Bey büyük bir memnuniyetle ifade ediyor raporun tüm partiler tarafından büyük emeklerle hazırlandığını, Numan Bey’in başkanı olduğu parlamentoda örneğin Hatay seçilmiş milletvekili Can Atalay yok. Neden? Çünkü Anayasa Mahkemesi’nin bir kararı uygulanmadığı için yok. Sonra o karara karşı alınmış başka bir mahkemenin kararı var. Anayasa Mahkemesinin kararı ‘Bu karar Can Atalay’ın hakkında Anayasa Mahkemesi kararını uygulamama kararı yok hükmündedir’ diyor. Bu yüzden yapılması gereken tek bir iş var. Numan Bey’in haklı talimatıyla milletvekili kütüğüne Can Atalay işlenmiş. Yemin etmek üzere bekliyor Can Atalay. Yapılması gereken tek iş bu artık. Bu adım dahi atılmış değil. Belediyelerimizde daha çoğu DEM Parti’ye ait olmak üzere kayyımlar görev yapıyor.
Bizim Şişli’de, Esenyurt’ta, Ovacık’ta kayyım oturuyor. Oysa ki hep birlikte rapora imza attık ki kayyım uygulamasını sonlandırmak gerekiyor. Ama bu konuda hiçbir adım atılmıyor. Bu konuda Sayın Meclis Başkanı’na olmak üzere siyasi partilere görevler düştüğünü konuştuk ve bu konuda adımların atılması gerekiyor. Bu konuda tavrımız, tutumumuz nettir. Durduğumuz yerde duruyoruz ve bu konuyu bir kez daha hatırlatıyoruz. Benim önümüzdeki günlerde siyasi parti ziyaretlerini bitirdikten sonra Sayın Numan Kurtulmuş’dan bir randevu talebim olacak ve uygun görmeleri durumunda kendileriyle bir görüşme yapacağız. Bu görüşmede hem raporun altıncı ve yedinci maddeleriyle ilgili, hem diğer kendisinin atması gereken adımları kendisiyle de müzakere etme ve bu konudaki beklentimizi dile getirme imkanı bulacağım.”
“SİYASİ ETİK YASASI TEKLİFİMİZDE MECLİS’TE DURUYOR”
“Ayrıca görüşmemizde birlikte çalışacağımız alanlardan bir tanesi olarak Siyasi Etik Yasası’nı konuştuk. Biliyorsunuz, biz yaklaşık sekiz senedir, siyasetin finansmanı, hem yerel yönetimlerde, hem de tüm seçilmişler; milletvekilleri, atanmışlar, bakanlar ve üst düzey bürokrasi için bir siyasi etik yasasına ihtiyaç duyulduğunu ifade ediyoruz. Yasa teklifimiz Meclis’te duruyor. Hemen her sene de bu gündeme geliyor, AK Parti ve MHP buna yanaşmıyor. Bu konuda Türkiye siyasetinde ki önümüzdeki günlerde Gelecek Partisi’ni de ziyaret edeceğiz, siyasi etik yasasını çıkarmak istediğinde Başbakanlığı döneminde buna ‘AK Parti’de görev yapacak il ve ilçe başkanı bulamazsın’ diye karşı çıkmıştı Erdoğan, o pozisyonunu sürdürüyor. Biz partimizin karşı karşıya olduğu saldırılara karşı da büyük bir özgüvenle şunu söylüyoruz. İster belediye başkanı olsun, ister milletvekili olsun, ister parti Genel Başkanı olsun, ister bakan olsun, ister Cumhurbaşkanı olsun; herkesin hem mal varlığı şeffaf, incelenebilir olmalı, hem de o malın nasıl edinildiği konusunda siyaset kurumu hesap verebilir olmalı, anlık denetlenebilir olmalı. Bu konuda biz bir kez daha bu çağrımızı yineliyoruz. Siyasi partilere yaptığımız ziyaretlerde de bunu gündeme getireceğiz. Ardından da bir kez daha hem Sayın Erdoğan…
Öyle ya toplumdaki genel kabul, Cumhuriyet Halk Partisi’nde eğer belediyelerde bir yolsuzluk, bir eksiklik varsa, bunun 100 katının AK Parti’de olduğunu herkes biliyor. Ben de büyük bir özgüvenle diyorum ki kendine güvenen, hesabını - kitabını, mal varlığını her şeyini bir ortaya koysun bakalım. Bugünden sonrası için. Ben iddia ediyorum, bugünden geriye dönük için. Ekrem İmamoğlu da bundan muaf değildir, Özgür Özel de muaf değildir. Ancak Erdoğan da muaf değildir, Akın Gürlek de muaf değildir. Hepimizin bütün mal varlıkları açılsın ve nasıl edindiğimiz araştırılsın. Bu konuda Cumhurbaşkanı Adayımız Ekrem İmamoğlu’nun özgüveni tamdır. Siyasete girdiği günden sonra bir zenginleşme yaşamamıştır bir siyaset yoluyla. Biz de öyle düşünüyoruz. Bütün siyasetçilerin de bu konuda yaklaşımını duymak istiyoruz. DEM Parti’nin; zaten her sene, herhalde sekiz senedir Cumhuriyet Halk Partisi bunu gündeme getirir, Meclis’teki tutumu da zaten son derece olumludur, özgüvenlidir. Bunu tüm muhalefet partileriyle konuştuktan sonra Numan Bey’le bu konuyu da kendisinin bir çağrısıyla, iktidar ve muhalefet birlikte bir siyasi etik yasası çıkarma noktasında inisiyatif almasını isteyeceğiz.”
“HER GEÇEN GÜN İKTİDARA DAHA ÇOK YAKLAŞIYORUZ”
“Ayrıca da seçim yaklaşıyor. Her geçen gün biz iktidara yaklaştığımızı düşünüyoruz. Türkiye’de muhalefetin güçlendiğini ve iktidarın yıprandığını biliyoruz. Bundan dolayı da sürekli seçimden kaçıyorlar. Burada iki şey gündeme geliyor. Biri, seçim güvenliğine yönelik olarak yine tüm siyasi partilerin çalışıyor olmaları önemli ama seçim günü güvenlikten ziyade, seçimden önce daha seçmenin karar verme aşamasında, seçmenin oyunu çalma yaklaşımını dijital platformlar üzerinden her geçen gün biraz daha yapay zekanın gelişmesiyle ve algoritma oyunlarıyla, dünyanın dijital oligarklarının dünyadaki otoriter, popülist liderlerin destekliyor olmasıyla çok ciddi bir kaygımız var bu noktada. Türkiye bu konuda da güvenli, denetlenebilir bir noktaya gelmesi gerekir diye düşünüyoruz. Bu konuda da çeşitli görüş alışverişleri yaptık. Heyetlerimizin bu konuda birlikte çalışmalarında fayda olacağını düşünüyoruz. Biz böyle bir öneride bulunduk. Söylemek istediğim hususlardan sonuncusu da şudur. Siyasi partiler rekabet etmek için varlar elbette. O yüzden ekonomide rekabet edebiliriz. Bazı partiler örneğin liberal ekonomiyi savunur, bazısı kamucu ekonomiyi savunur. Bazıları hibrit modelleri savunur. Sosyal politikalarda elbette yarışabiliriz. Ulaşım politikalarında farklı tercihlerimiz ve farklı önerilerimiz, farklı yöntemlerimiz vardır.
Yarışırız. Tarım politikalarında rekabet edebiliriz. Sağlık politikalarında rekabet edebiliriz. Ancak demokrasi partilerin rekabet alanı değil, partilerin vazgeçemeyecekleri ortak savunma alanıdır. Demokrasiden vazgeçmek bir rekabet alanı olarak değil buna karşı bir direnme alanı olarak tarif edilebilir. Mutlak demokrasiyi ve demokratik yarışın serbestçe yapılmasını savunmak hepimizin uzlaşma alanı olmalıdır. Tüm muhalefet partilerinin demokratikleşme, adil ve demokratik rekabet düzenini kurma ve güvence altına alma konusunda uzlaşma içinde olması gerekmektedir. Korumamız ve güvence altına almamız gereken en temel konu da adil ve serbest seçimler ve anayasal demokrasidir. İşte bu sandığı koruma meselesinde büyük bir saldırı altında Cumhuriyet Halk Partisi. Bu konuda tüm siyaset kurumundan bir dayanışma ve Cumhuriyet Halk Partisi’nin içinde bulunduğu saldırıya karşı demokratik zeminini korumak için ortaya koyduğu tüm yaklaşımlarda destek talebini tüm siyasi partilere geçmişte de ilettik.”
“BU MİLLET SİZİN GİBİ DÜŞÜNMÜYOR, SAYGISIZLIK YAPIYORSUNUZ”
“Bu konuda da 31 Mart’ın yıldönümünde otobüsün üstünden de söylediğim gibi Türkiye’deki muhalefet partilerinin sayın Genel Başkanlarına göstermiş oldukları dayanışma için teşekkür ettik. Bugün bunu bir kez daha Eş Genel Başkanların huzurunda ifade etmek isterim. Çok konuşulan bir konu olduğu için o konuda da hem ben kendi görüşlerimi ifade ettim, hem sayın Eş Genel Başkanların görüşlerini, yaklaşımlarını dinleme imkanı oldu. 31 Mart günü biz milli maç için Türkiye’den ayrılmak üzere uyanmışken, 31 Mart’ın yıl dönümünde bu sefer darbenin Bursa ayağıyla karşılaştık. İki yıldır sürekli AK Parti'ye geçeceği bir yerlerde söylentilerle söylenen ve kendisinin yalanladığı, defalardır ‘Ya AK Parti’ye katıl, ya içeriye atıl’ tehditlerine karşı dik durmuş olan Bursa Büyükşehir Belediye Başkanımıza görev yaptığı dönem değil, geçmiş dönem değil; yedi yıl öncesinde görevde olduğu belediyeden de değil, bir vakfa, ailesinin de görevler aldığı bir vakfa zorla bağış yaptırdığı iddiasıyla operasyon yapıldı.
Bu iddiayı söyleyen kişiler; bir şirket, üç kişi. Biri yurtdışında, biri firarda, biri olmuş itirafçı. Diyorlar ki ‘Bize Bozbey zorla bağış yaptırdı.’ Bu üç kişiden birinin evinin önünde 500 kişi eylem yaptı geçtiğimiz gün. Çünkü emlak dolandırıcısı. Aynı yeri başka başka kişilere satmış. Kimseye de teslim etmemiş. Böyle birinin ifadeleriyle bir operasyon yapıldı. Milli maça gitme programımızı iptal ettik. Yaptığımız basın toplantısında da Bursa’nın sandıkta Bozbey’i seçtiğini, Meclis çoğunlukları olduğu için önce tehdit ettiklerini, ‘Ya bize katılacaksın, ya içeriye atılacaksın’ diye, sonra da bu fasaryadan operasyonu yaptıklarını söylemiştim. Bu meclis darbesine, bu sandığa karşı yapılan yargı darbesine teslim olmayacağımızı söylemiştim.
Orada da çok kararlılıkla ifade ettim. Bu millet sizin gibi düşünmüyor. Ama siz milletin fikrine saygı duymuyorsunuz. Millet başka bir şey söylüyor, inatlaşıyorsunuz. İstanbul seçimini CHP kazanıyor, iptal ediyorsunuz. Bir daha kazanıyor, beş yıl zulmediyorsunuz. Bir sürü haksızlık yapıyorsunuz. Yine kazanıyor, diplomayı iptal edip içeriye atıyorsunuz. Bozbey, Bursa’yı 47 yıl sonra kazanıyor, AK Parti’den alıyor. Onu içeriye atıp, Bursa'yı almaya çalışıyorsunuz. ‘Bu milletin önüne bu sandık gelecek ve bu sandığı getirmek için ne gerekiyorsa onu yapacağız’ demiştik. Bu konuda da Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş’a önemli bir görev düştüğünü, siyasi partilerle bunu görüştükten sonra kendisine de gideceğimi söylemiştim.”
"O ARA SEÇİM OLACAK"
“Tabii bu kamuoyunda çokça tartışıldı, ana gündem haline geldi. Ara seçim tartışmaları yapılıyor. Öncelikle şunu söylemek gerekiyor. Anayasamıza göre ve milletvekili seçim kanunun yedinci maddesine göre ara seçim son bir yılda ve ilk 30 ayda yapılamaz. Onun dışında hüküm ‘Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeliklerinde boşalma olması halinde ara seçime gidilebilir’ demiyor, ‘Gidilir’ diyor. ‘Ara seçimler her seçim döneminde bir defa yapılabilir’ demiyor, ‘Yapılır’ diyor. ‘Genel seçimden 30 ay geçmedikçe ara seçime gidilemez’ diyor. ‘Boşalan üye sayısı, üye tam sayısının yüzde 5’ini bulduğu hallerde, 30 ay beklenmeden ara seçime 3 ay içinde gidilir’ diyor. Şimdi ne 30 aydayız, ne son bir yıldayız. Boşalmış sekiz milletvekilliği var. AK Parti’den öncesinde Türkiye demokrasisinde kanuna uygun ve anayasanın emirlerine uygun şekilde bu ara seçimler hep yapıldı. Bir an önce Türkiye Cumhuriyeti’nin, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin boşalan sandalyeler için ara seçim kararı alması, bu konuda da Meclis Başkanı’nın üzerine düşen görevi yapması zorunludur arkadaşlar. Bir kere bunun altını çizelim. Ondan sonra birçok tartışma yürüyor.
Efendim işte bazı gazeteler manşetlerle çıktılar, gazetecilik gereği doğrudur yapılan işler. Her yönüyle konuşulmalıdır. Cumhuriyet Halk Partisi’nin 22 milletvekili istifa ettirerek ara seçim yapma işi ilk 30 ayın işidir. 22 ya da 30’a tamamlayarak. Şu anda bir kez ara seçim zorunluluğu vardır ve yapılmalıdır. Ara seçim yapılsın da biz 22 milletvekili mi istifa ettiririz, İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa, Adana gibi Türkiye açısından çok önemli fikirler verecek büyük şehirlerde mi milletvekili istifa ettiririz, Türkiye coğrafyasında en çok seçmeni götürecek şekilde mi istifa ettiririz ya da sadece İstanbul’da, mesele İstanbul’da geçiyor ya, ya da geçtiği yerlerde, İstanbul, Bursa, Antalya ve Adana’da mı olur? Onlar Cumhuriyet Halk Partisi’nin o an vereceği kararlardır. Burada bir öngörülebilirlik lüksünü iktidara tanımak istemem. Kimse şöyle düşünmesin. ‘22 milletvekili istifa etmezse ara seçim olmaz.’ O ara seçim olacak arkadaşlar. Anayasa öyle diyor. Olmazsa Numan Bey de bunu sorumluluğunu taşır, iktidar partisi de anayasanın emrettiği bir ara seçimden kaçma sorumluluğunu taşır. O ara seçimin yapılması ile ilgili irade ortaya çıkmalıdır.”
"ÇOKLU SALDIRI VE ÇOKLU ZORLUKLAR NEDENİYLE GELDİK"
“Onun dışında biz geçmişte 30’a tamamlayarak ara seçime zorlamayı konuştuk ve tartıştık. Bu ilk 30 ayda zorunlu. Şu anda 22 rakamı, aşmak ya da altında kalmak, belli yerlerde seçilecek milletvekilleri olmak ya da sadece bu sekiz yerde seçilsin. Boşalmış mı? Boşalmış. Kastamonu’yu merak ediyoruz, Afyon’u merak ediyoruz. Hatay boş mu değil mi, onu Numan Bey’den duymak istiyoruz mesela. Bizce Hatay boş değil. Sekiz değil yedi milletvekili şu anda. Bir tanesi Numan Bey’in derhal inisiyatif olarak Meclis’e çağırması gerektiği bir pozisyonda. Ama İstanbul birinci bölge, Murat Kurum’dan ve Sırrı Süreyya’dan boşalan yer. İstanbul birinci bölgede seçmenin karşısına çıkmaya AK Parti’nin cesareti var mı?
Bunu soruyoruz. Ara seçim kararı alınınca belli yerlerde, örneğin Hatay’da bir arada seçim kararı alınabilecek mi alınamayacak mı? Görmek istiyoruz. Alınırsa orada bizim adayımız olmalı mı, bunu tartışırız. Ama orada Can Atalay’ı bir kere daha Hatay’a sormak isteriz mesela. Eğer hala Can Atalay orada tutuluyorsa. Biz buraya arkadaşlar siyaset yapmak üzere gelmedik. Biz buraya siyaset kurumunun içinde bulunduğu çoklu saldırı ve milletin karşı karşıya olduğu çoklu zorluklara karşı en dayanışması gerekenler, bu zulmü yapanlara karşı bütün muhalefetin bir ve beraberce mücadele hattında olması için ve bugüne kadarki birleşik mücadelenin artırılması ve pekiştirilmesine yönelik toplam bir talebin ilk ziyaretini yapmak üzere geldik. Ev sahipliği için ve bugüne kadar partimizle gösterilmiş olan, bizleri de fevkalade memnun eden dayanışma için özellikle teşekkür ediyorum.”
"ŞÜPHEYE YER GÖTÜRMEYECEK AÇIKLIKTA"
Açıklamaların ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan Özgür Özel, ara seçime iktidarın hangi gerekçelerle geri çevirebileceği ve eğer gerçekleşirse teknik şartlarının ne olabileceği sorusunu şöyle yanıtladı:
“Arkadaşlar özellikle şunu ifade etmek isterim. Bir kez 301 şartı diye bir şartı milletvekilleri istifası için söylediniz. Bir kere bugün ara seçim yapılması için Meclis’in yüzde 5’inin boşalması gerekliliğinin tarif edildiği dönemde değiliz. O dönem 30 aylık, ilk 30 aylık dönem. Oraya istisna diyor. Yüzde 5’i boşalırsa 90 gün içerisinde hemen yapılır. Ama bir ara seçimin yapılması, bir seferlik yapılması ve boşalan milletvekillikleri için yapılması anayasal gereklilik ve ara seçim maddesinin amir hükmü. Yani yapılabilir demiyor, yapılır diyor. Onun için biz milletvekili istifa ettirip de bunlar kabul edilirse ara seçim olacak diye bir mesele yok. Bu yandaş televizyonlardaki birtakım yorumcuların meseleyi doğru aktarmaması ve yanlış yerden tartışmasıyla.
Biz içeride de bu konuyu konuştuğumuzda ilk olarak bu tespiti yaptık zaten. Onun dışında şöyle bir şey var. Zaten konulması gereken ara seçim sandığı konulduğunda, bu benim tercihim olarak, ben isterim ki özellikle en çok tartışılan illerde, İstanbul’un tümünde, Aydın’da, Adana’da, Antalya’da yani AK Parti’nin seçmen iradesine el uzattığı yerlerde seçmen sözünü söyleyebilsin. Ve Türkiye’de mümkün olan en çok seçmen sandığa gitsin ki, bu ara seçimin sonucu kaçılamayacak bir erken seçim olsun. Bu benim, Cumhuriyet Halk Partisi'nin yapılması anayasal olarak zorunlu ara seçim için harekete geçildiğinde yapabileceğim bir şey.
Bunu AK Parti isterse olabilecek bir şey olarak tartışılıyor olmasının yanlış bir hat olduğunu değerlendiriyorum. Ben yaptığım basın toplantısında da ‘Milletvekillerini istifa ettireceğim öncelikle’ demedim. Dedim ki ‘Önce ara seçim konusunda Numan Bey ve siyaset, üzerine düşen adımı atmalı. Sonrasında benim atacağım, bizim atacağımız adımlar da olur.’ Çok konuşulduğu ve merak edildiği için söylüyorum. ‘30’u bulmadan ara seçim olmaz’, geçti. O ilk 30 aylık süreydi, o geçti. Şimdi zaten yapılması lazım. Sorunuz ‘Ara seçim olacaksa, olduğunda milletvekili istifası düşünüyor musunuz?’ Evet, çok önemli. Başta İstanbul’un tümü olmak üzere AK Parti’nin milletin iradesine saldırdığı her yerde daha çok seçmen fikrini söylesin diye düşünüyoruz. Bu başka bir şey. AK Parti’nin ‘Evet’ine kalmamış ara seçimin yapılması. Toplum sözleşmemizin 78’nci maddesinde çok net şekilde yazıyor. Ona uygun olarak çıkarılmış milletvekili seçim kanununun yedinci maddesinde şüpheye yer bırakmayacak şekilde yazıyor. Teşekkür ederim.”
TÜLAY HATİMOĞULLARI: 'BİZLER BU YASANIN KESİNLİKLE MECLİS'TEN ÇIKMASI GEREKTİĞİ KANAATİNDEYİZ'
Özel'in ardından konuşan Tülay Hatimoğulları, şunları kaydetti:
"Önemli konuları istişare ettik. Hem Türkiye hem Orta Doğu bölge, dünya, ekonomik ve toplumsal gelişmeleri bugün değerlendirdik. Türkiye'de çok derin bir ekonomik kriz var. Bu kriz İran savaşı başlamadan önce başlamış olan son derece derin bir kriz. Bugün bu ülkede insanlar açlıktan ölüyor. Gerekli yasal düzenlemelerin çıkarılması için Türkiye'nin demokratikleşmesinde adımların atılması, o kapının aralanması için hepimizin elimizi taşın altına koyması gereken bir dönem.
Siyasi Etik Yasası konusunda CHP'nin kanun teklifleri olmuştu. Bizler bu yasanın kesinlikle Meclis'ten çıkması gerektiği kanaatindeyiz. Sadece seçilmişler değil aynı zamanda bürokratları da kapsayacak şekilde geniş bir şekilde dizayn edilmesi gereken bir yasa ve Türkiye'nin buna ihtiyacı var. Can Atalay'ın şu an parlamentoda olması lazım."
HATİMOĞULLARI'NDAN ÖZEL'E VE İMAMOĞLU'NA "SÜREÇ" TEŞEKKÜRÜ
"CHP belediyelerine sistematik operasyonlar hukuki değil siyasidir. Siyaseti dizayn etme operasyonudur. Bu süreç AKP-DEM Parti arasına sıkıştırılmış bir diyalog hattı ile değil tüm kesimlerin katılmasıyla başarılı olabilir. Bu süreci başından beri destekleyen Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu'na teşekkür ediyoruz."
HATİMOĞULLARI'NDEN "ARA SEÇİM" AÇIKLAMASI
"Genel anlamda bir erken seçim beklentisi içindeyse bizler DEM Parti olarak toplumun bu mesajını alırız. DEM Parti olarak olası seçimde hazırlıklı olduğumuzun da altını çizmek isterim.
Komisyon çalışmasını tamamladı ve parlamentoya sundu. Siyaset karar vermediği müddetçe komisyon kendi kendine toplanıp yasa çıkarmaz. Bizler 'bazı taslaklar hazırlandı' şeklinde haberler alıyoruz ama bunların içeriğini bilmiyoruz. Bu yasanın kapsayıcı olması gerekiyor."
HATİMOĞULLARI YANIT VERDİ: ÖCALAN'IN EVİ MÜZE Mİ OLACAK?
"Sayın Öcalan'ın doğduğu evin müze olmasını isteriz. Bununla ilgili girişimler oluyor. İmralı'da bir konutun yapıldığını biliyoruz. Buradaki mesele eski bir konuttan alınıp yeni bir konuta alınması değil. Bu sürecin başlatıcısı ve en önemli aktörü olarak Sayın Öcalan'ın özgür koşullarda yaşayabileceği ve siyasetçilerle, gazetecilerle görüşebileceği bir imkân yaratılması lazım."
NE OLMUŞTU?
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’in gözaltına alınmasının ardından yaptığı basın toplantısında ara seçimi gündemlerine aldığını belirterek, Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş ile görüşeceğini söylemişti.
Özel’in ara seçim gündemiyle siyasi parti turuna çıkacağı öğrenildi.
Bu kapsamda ilk ziyaret DEM Parti’ye yapıldı. CHP Genel Başkanı Özgür Özel, beraberindeki heyetle bugün saat 12.00’de DEM Parti Genel Merkezi’nde Eş Genel Başkanlar Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan ile görüştü.
Ziyaretler, 8 Nisan Çarşamba günü İstanbul’da devam edecek. Özel, çarşamba günü Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş ve Emek Partisi (EMEP) Genel Başkanı Seyit Aslan ile görüşecek. Ziyaretlerin perşembe ve cuma günleri de Ankara’da, diğer siyasi partilerle sürmesi planlanıyor.
Edinilen bilgiye göre, görüşmelerin gündeminde ara seçimin yanı sıra demokrasiye yönelik saldırılar, İran Savaşı’nın Türkiye’ye etkileri, ekonomideki güncel durum da olacak.
