Cumhuriyet Halk Partisi'nin (CHP) seçilmiş Genel Başkanı Özgür Özel, İzmir’de yurttaşlarla bir araya geliyor.
Özel, İzmir programı kapsamında ilk olarak Bayındır ilçesinde Bayçikoop Çiçek ve Kadın Kooperatifi’ni ziyaret etti.
ERDOĞAN VE GÜRLEK'İ İŞARET ETTİ
Burada konuşan Özel, "Partimizin son 4 kongresini kazanmış ekibi 6 yıl önceki bir seçimin sonucuna göre partinin başındaki genel başkanı değiştirmeye çalışıyorlar. Dün söylemiş 'Ben bu işin hiçbir yerine yokum' diye. Recep Tayyip Erdoğan ve onun atadığı Adalet Bakanı bu işin tam göbeğindedir. Kendini yenilmez sanan Recep Tayyip Erdoğan'ı ilk kez yenen ekip olarak ya partimizi geri alacağız ya başka bir yol bulacağız!" dedi.

"SANDIK VARSA VARIZ, SANDIK YOKSA YOKUZ"
Özel, şöyle devam etti:
"Değerli hanımefendiler, bugün bize kahvaltı sofrası kuran Bayındır Çiçek Kooperatifi’nin değerli yöneticileri, değerli bekçileri, bizimle kahvaltısını paylaşan kadın emekçiler ve Bayındır’daki değerli dostlarımız bugün İzmir’de uzun süredir gelmek isteyip, uzun süredir davet alıp, seçim zamanından, yerel seçimlerden sözümün olup gelemediğim ilçelerde hızlı bir program yapıyoruz. Malum partimize karşı büyük bir haksızlık yaptılar. Partimizin yapılan son dört kongresini kazanmış olan ekibin kazandığı kongrelere bakmadan altı yıl önceki bir seçimin sonucuna göre partinin başındaki Genel Başkan’ı değiştirmeye çalışıyorlar. Dün söylemiş, ‘Ben bu işin hiçbir yerinde yokum’ diye. Recep Tayyip Erdoğan ve onun atadığı Adalet Bakanı bu işin tam göbeğindedir. Bunu herkes böyle bilsin. Tabii biz Cumhuriyet fikrinin, dolayısıyla demokrasi fikrinin, sandığın insanlarıyız. Sandık varsa varız, sandık yoksa yokuz.
Bir ailenin babadan oğula geçmesiyle, tek adamların ülkeyi seçilmeden yönetilmesiyle felakete sürüklenmiş bir imparatorluktan sonra Gazi Mustafa Kemal Atatürk ‘Millet efendidir. Kararı millet verir. Onun dediği olur, onun seçtiği yönetir’ demiştir ve kendisini de millete emanet etmiştir. Sonrasında da Cumhuriyet, seçenlerin seçtikleri tarafından yönetilmiştir. İnşallah biz de Recep Tayyip Erdoğan’ı, kendini yenilmez sanan Recep Tayyip Erdoğan’ı 23 yıl sonra ilk kez yenen ekip olarak, partide göreve geldiği günden dört ay sonra geldiği seçimlerde partiyi 47 yıl sonra birinci parti yapmış olan Genel Başkan olarak ve onun yönetimi, kadroları olarak en kısa zamanda ya partimizi düze çıkaracağız, partimizi alacağız ve partimizi her ankette olduğu gibi yapılacak ilk seçimde de birinci parti yapacağız. Ya da iktidar yürüyüşümüzü yargı darbesi engellemeye çalışırsa, bir başka yol bulup partiyi tekrar iktidar yapacağız. Başka bir yolu yok.”

"BİZ BU OYUNU BOZARIZ"
“Şunu iyi bilsinler ki Cumhuriyet Halk Partisi’ne bölünme planı yapanlar; ne Cumhuriyet Halk Partisi’ni kaderiyle baş başa bırakırız, seçilmemişlerde bırakırız, ne de Tayyip Erdoğan’ı bir şekilde iktidarda tutmak isteyenlerin planlarının parçası oluruz. Hiç öyle bir şey yok. Allah gani gani rahmet etsin, dün toprağa verdik Kadir İnanır’ı. Onun deyimiyle ‘Bizim adımız Tatar Ramazan, biz bu oyunu bozarız.’ Kadir Abi’yi ziyaret etmiştim hasta yatağında, daha doğrusu tedavi gördüğü bir hastanenin üst katındaki fizik tedavi merkezinde.
Orada da konuşmuştuk. Özellikle o zaman mitingler devam ediyordu. Saraçhane’den sonraki bir hafta sonra mitingi, bir İstanbul mitingi… ‘Her miting izliyorum’ diyordu. Güzel dileklerini iletiyordu. O gün ona demiştim. Bizim İstanbul İl Başkanı ile birlikte, İstanbul’un ilçelerine operasyon yapıp elimizden almak istediklerinde biz hep öyle diyorduk, ‘Biz bu oyunu bozarız’ diye. Kendine de söylemiştim, çok hoşuna gitmişti. Böyle bir günde, onu defnettiğimiz günde de bir kez daha hem Kadir İnanır’a, hem de bütün oyunları bozan Tatar Ramazanlara selam olsun.”
“TÜRKİYE’NİN ÇIKIŞI KOOPERATİFÇİLİKTE”
“Bayındır benim yakından takip ettiğim bir ilçe. Seçim kazandığımız, kazandığımız seçimde gelip çalıştığım; seçim kaybettiğimiz, sonra Davut Başkan’la birlikte yüzde 54 gibi bir oyla yeniden kazandığımız bir ilçemiz. Burada tarım var, özellikle çiçekçilik var. Bayındır çiçekçiliğin, çiçeğin başkentidir. Özellikle burada geçmiş başkanımız Aziz Kocaoğlu’nu selamlamak lazım verdiği desteklerle. Tunç Soyer’i selamlamak lazım. Her daim buraya destek veren bu dönem ilçe belediye başkanlarımızı, büyükşehir belediye başkanlarımızı selamlamak lazım. Burada 17 kişinin kurduğu bu kooperatif 400 üyeye ulaştı. Burada çiçek yetiştiriliyor seralarda.
Başta İzmir’in belediyeleri, Cumhuriyet Halk Partili belediyeler başka yerlerden, yandaştan, ondan - bundan ihaleyle çiçek almak yerine bütün çiçek alımlarını buradaki kooperatiften yapıyorlar. Buradaki kooperatifi destekleyen tüm belediye başkanlarımıza teşekkür ediyoruz. Ümit ediyoruz ki belediyelerdeki bu sıkıntılar hızlı şekilde aşılacak. Ben eczanesine 22 yaşında üye olduğu EDAK Ecza Kooperatifi’nden, sonra da Bursa Ecza Kooperatifi’nde bir mal varsa, o malı… Bir çöp satıyorsa o kooperatif çöpü kooperatif dışında başka bir yerden almayan, ömrü boyunca eczacı kooperatifliğini oda başkanlığında, yöneticiliğinde desteklemiş, Türkiye’nin çıkışının kooperatifçilikte, özellikle de çiftçinin, köylünün kendi ürününü kendi değerlendirdiği, sattığı ve buna aracılık eden kooperatiflerde olduğunu ısrarla söylüyoruz.”
“BURADA DA KÜRSÜ PALET…”
“Bu sene girdi fiyatlarında inanılmaz artışlar var. Bunun için çiftçiler zor dönemler yaşıyor. Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak çiftçilerin kullandığı tarım kredilerinin sübvanse edilmesinin, iktidar olduğumuzda bir kereye mahsus bütün faizlerin silinmesini, anaparanın 3-5 yıla bölünmesi, çiftçinin ÖTV’siz - KDV’siz mazot kullanmasını, çiftçilere ayrılan desteklemenin kanunda yazdığı gibi yüzde 1 olarak, AK Parti’nin yaptığı gibi binde 2 değil, kanunda yazdığı gibi yüzde 1 olarak, bugünkünün beş katı olarak uygulanması gerektiğini düşünüyoruz.
Size söz veriyorum. Arkadaşlar dedi ‘Burada da kürsü yok, burada da kürsü palet.’ Ama bir bankın üstünden, ama Gaziantep’teki gibi bir römorkun kasasından, ama paletin üzerinden konuşalım; gün gelip iktidar partisinin genel başkanı olarak karşınıza çıktığımda şunu göreceksiniz; bu ülkenin bizim dönemimizde yöneten Cumhurbaşkanı sonuncusu gibi değil birincisi gibi, yani çiftçiye ‘Al ananı da git’ diyen değil, ‘Çiftçi milletin efendisidir’ diyen bir Cumhurbaşkanı olacak. Haftaya başlangıç önemli. Haftaya büyük binaların yüksek katlarında salonlarda değil de böyle göz hizasında çiçek üretenlerle, her birisi de kendisi çiçek gibi olan Bayındır’ın güzel kadınları ile emekçi kadınları ile başladık. Bu hafta kimse bizi tutamaz. Hepinize teşekkür ediyorum, sağ olun var olun.”
TRAKTÖR RÖMORKUNDAN SESLENDİ: "ARKAMIZDA BIRAKTIK BİNAYI, YÜZÜMÜZÜ İKTİDARA DÖNDÜK"
Özgür Özel'in ikinci durağı Ödemiş oldu. Özel, burada traktör römorkundan yurttaşlara seslendi.
Özel, “Ödemiş’in güzel insanları, gönlünde vatan, millet, bayrak ve Atatürk sevgisi olan güzel Ödemişliler. Hepinizi sevgiyle selamlıyorum. Burada, yıllar önce bu meydanda Bülent Ecevit’i karşılayan, onu iktidara uğurlayan Ödemişliler, hepiniz hoş geldiniz” dedi.

“YOLUMUZ İKTİDAR YOLU”
CHP lideri şöyle devam etti:
“Başkanımız, başkanlarımız hep diyor, ‘Ödemiş sizi seviyor, Ödemiş sizi özlüyor. Gelin Ödemiş’e hele, bir Ecevit kasketini takın, Ödemişliler görsün sizi böyle’ diyor. Bugün haftaya başlıyoruz. Sabahleyin Bayındır’da bir çiçek serasında emekçi kadınlarımızla birlikte kahvaltı yaptık. Oradan Ödemiş’e bir esnaf ziyareti yapmaya geldik. Ama sağ olun, var olun, esnaflarımız hakkını helal etsin bu kalabalıkla üç - beş dükkâna geldik. Artık oralara girmek, çıkmak imkânsız.
Bu sevginiz, bu ilginiz gerçekten bambaşka bir başlangıç başlangıca, bambaşka bir heyecana eşlik ediyor. Sizin duyduğunuz heyecan buradan dalga dalga Türkiye’ye yayılıyor. Bizi, partimizin 12’nci katından mahkeme kararıyla, yani seçilmiş Cumhuriyet Halk Partilileri Tayyip Erdoğan’ın işine gelmediği için, 23 sene sonra onu yendiğimiz için, 47 yıl sonra partimizi birinci parti yaptığımız için bizi partinin binasından dışarıya attılar. Arkamızda bıraktık binayı, yüzümüzü iktidara döndük. Yolumuz iktidar yolu ve yanımızda sizleri bulduk. Hepinize teşekkür ediyorum.”
“İKTİDARA OTOBÜSLER GÖTÜRMEZ, TRAKTÖR RÖMORKUNUN ÜSTÜNDEYİZ”
“Trabzon’da, Gümüşhane’de, Tokat’ta, Amasya’da, Çorum’da, Nevşehir’de, ardından Denizli’de, Burdur’da, ardından Diyarbakır’da, ardından Gaziantep’te ve bugün İzmir’de insanların, bu iktidarın yaptıklarından çeken insanların, bu iktidarı değiştirmek isteyenlerin, ‘Bu ülkeyi yeniden Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün izinden yürüyenler yönetsin’ diyenlerin desteğini görüyoruz, sevgisini görüyoruz, coşkusunu görüyoruz. Dedik ki ‘Bize bina lazım değil, bize otobüs lazım değil.’
Gün oldu derme çatma bir aracın üzerinden, gün oldu bir caminin önündeki banktan, bir parktaki banktan, dün Gaziantep’te bir kamyon kasasından, bugün Ödemiş’te bir römorkun, bir traktör römorkunun üstünden sizlerle birlikteyiz. İktidara otobüsler götürmez. Eğer sizi iktidara götürecek olan sermayedarlarsa, partinizi büyük rezidansların çatı katındaki avukat bürolarında kurarsınız. Sizi sermaye istiyorsa, dış güçler istiyorsa, en pahalı aracı - gereci önünüze sererler. Ama eğer siz bunların iktidarını reddediyorsanız, siz ‘Halkın iktidarı’ diyorsanız o zaman halk meydanda olur, sizin yeriniz de traktörün kasasının üstü olur.”

“ÇİFTÇİYE ALIM GARANTİSİ VEREN İKTİDAR GELİYOR ARTIK”
“İnanın bu Ödemiş geçmişte tütün ve pamuk üreten, beyaz altını sarı altını bilen, pamuk fiyatları - tütün fiyatları beğenilince kasketleri havaya atan, beğenilmezse yere çalan, işine geldiğini, hoşuna gideni iktidarda tutup, kendisinin yüzüne güleni iktidarda tutup, kendisine sırtını döneni iktidardan indiren Ödemiş, Cumhuriyetin en önemli kazanımına, seçme ve seçilme hakkına, seçim sandığına sahip çıkan bir ilçedir. Bugün pamuğun beyaz altın olduğu günlerin çok gerisindeyiz. Bugün Ödemiş’te, adamı ters diksen düz çıkan Ödemiş’te, bu verimli Ödemiş’te, yüksek girdi fiyatlarıyla zenginlerin yatına - kotrasına ÖTV’siz, KDV’siz mazot verenlerin bu traktörden esirgediği pahalı mazotla, bu traktörün sahibinin geçen seneye göre gübre fiyatlarındaki yüzde 55 - 60 artışla buluştuğu bir yerde, zenginlerin yaptığı otobanlara geçiş garantisi, köprülere geçiş garantisi, uçaklara yolcu garantisi, hastaneye hasta garantisi verenlerin; çiftçiye geçim garantisi vermediği bir süreçteyiz.
Cumhuriyet Halk Partisi iktidarında garantiler zengine değil; emekliye, emekçiye ve çiftçiye olacak. Herkes ektiği ürünü kaça ekeceğini, nereye ekeceğini, ne zaman ve kaça satacağını bilecek. Zengine geçiş garantisi, uçuş garantisi verenlere inat çiftçiye alım garantisi veren bir iktidar geliyor artık. Yem fiyatlarının yüzde 35 arttığı bir dönemdeyiz. Maalesef artık süt için büyütülen hayvanların bıçak altına gittiği dönemleri yaşadık. Şimdi artık süt o kadar az ki geçmişte pariteden şikâyet ediyorduk ya da geçmişte canımıza okudu yem zorunlu alışveriş… ‘Yemi buradan alacaksın, sütü buna vereceksin.’”
“ECEVİT’İ DE BAĞRINA BASAN ÖDEMİŞ’TEN ANT OLSUN Kİ…”
“Şimdi gelinen noktada süt kalmadı, büyük sıkıntılar yaşandı. Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak yıllardır doğru politikaları söyledik ama dilimizde tüy bitti. ‘Böyle yaparsanız kesime gider hayvanlar’ dedik. ‘Hayvanlar kesime gidince sıkıntı artar. Hem sütçüyü bitirirsiniz, hem besiciyi bitirirsiniz’ dedik. Ama bugüne kadar dinletemedik. Ama Ödemiş’ten; esnaf ziyareti yapmaya, sokaklarına selam vermeye geldiğimiz Ödemiş’ten pazartesi gününün 11.30’ta, 50 yıl önce Ecevit‘i bağrına basan Ödemiş’ten sözüm söz olsun ki bu meydana yine geleceğim, iktidar partisinin Genel Başkanı olarak geleceğim.
Size söz olsun, buraya iktidar partisinin Genel Başkanı olarak geleceğim; bu traktörü unutmayın, bu kasayı unutmayın. Pahalı sahne kurmayın, o gün de buradan konuşacağım. Bazen siyaset insana ihtiyaç duyar. Bazen siyasetçi yanındakini, arkasındakini göstermek ister. Varsa; hak eden varsa, kendiliğinden varsa böyle olur. Öbür türlü mahcup klipler ve olmadık işler olur, olmayacak işler olur. Ödemiş’te pazartesi sabah 11.00’de Ödemişli kadınlar ‘İktidar, iktidar’ diye bağırıyorsa bu iş olmuştur.”
“BU DÖNEMLERDE DARBE, SAVCI CÜBBESİYLE OLUYOR”
“Bundan sonra mücadelemiz partimizi, Adalet ve Kalkınma Partisi’nin işgalinden, onun yargı kanalıyla seçilmiş Genel Başkanı değiştirip yerine atanmış Genel Başkan koyma hevesinden kurtarmaktır. Mücadele CHP içinde değildir. Mücadele Recep Tayyip Erdoğan’la millet arasındadır. Erdoğan’ı değiştirecek olan, iktidar değişimi yapacak olan kadrolara bugün darbe yapmaktadırlar. Her zaman darbe tankla, topla, tüfekle ve asker kamuflajıyla, üniformasıyla olmuyor.
Bu dönemlerde darbe, savcı cübbesi ile oluyor. Her türlü darbeye karşıyız, her türlü darbeye. Ve değerli arkadaşlar, kızıyorsunuz, böyle diyorsunuz. Öfkenizi anlıyorum ama böyle sözler yerine bizim inancımızı, kararlılığımızı, azmimizi konuşmamız lazım. Bizim yürüyüşümüz, ev kadınlarına sadece çocuk bakan, hastasına bakan, evinde oturan değil, gerektiğinde mahallesindeki kreşe çocuğu bırakan, sosyal hayata katılan, iş hayatına katılan, hayatın sadece yükünü çeken değil tadını da çıkaran, işi varsa işinde yoksa evinde sosyal güvencesi olan, emeklilik garantisi olan ev kadınların sahipleniyor. “
YENİ PARTİ İÇİN EN NET İŞARETİ VERDİ
“Son günlerde, ‘Yeni parti olacak mı?’ Biz partimizdeyiz ama yeni bir yürüyüşün, yeni bir yaklaşımın içindeyiz. Yeni bir siyaset, kurucu bir siyaset, iktidara yürüyen bir siyasetin içindeyiz. Parti yeni de olsa mevcut partide devam da olsa bu yeni yürüyüşümüz, yeni siyasetimiz, ev kadınlarının yeni partisi, gençlerin yeni partisi, emeklilerin yeni partisi, emekçilerin yeni partisi, umudunu yarından kesmiş gençlerin ve onun ailesinin yeni partisi ya da yeni siyaseti olarak eskiyi geride bırakan, umutsuzluğu geride bırakan, hep zenginin kazandığı, yoksulun kaybettiği günleri geride bırakan, emekliye vefasızlık yapanları geride bırakan, hakkı alan, hep birlikte çalışan, büyüyen, üreten ama hakça bölüşen, hakça bir vergi düzeni ile sizleri kimselere ezdirmeyen yeni bir siyaseti müjdeliyor. Hep birlikte iktidara yürüyoruz. Var mısınız?“
“TARİHİN DOĞRU TARAFINDA DURUYORLAR”
“Biz kimseyi ayırmak, bölmek, arkada bırakmak niyetinde değiliz. Arkada bıraktığımız kişisel hırslardır, kişisel inatlardır, ihtiraslardır. ‘Ben olayım’ derken Türkiye’ye kaybettirme inadıdır. Buradan, Ödemiş’ten ant olsun ki kendi namıma ne bir makam, ne bir mevki ama Türkiye için iktidar istiyorum. Yanımızda milletvekillerimiz var, yarın için bir şey istemiyorlar; sizin için bir şey istiyorlar. Belediye başkanlarımız var, sizin için bir şey istiyorlar. İlçe, il başkanlarımız var; sizin için bir şey istiyorlar. Onlara neler neler teklif ediyorlar ama onlar tarihin doğru tarafında duruyorlar. Tarihin doğru tarafında duran İzmir’in milletvekillerine selam olsun. Belediye başkanlarına, ilçe örgütlerine, İl Başkanı’na selam olsun.
Tarihin doğru tarafında duran İzmir’e, İzmirlilere selam olsun. Hepinizi saygıyla selamlıyorum. İyi ki varsınız. Hepinizi çok seviyorum. Sağ olun, var olun. Hepinizin karşısında saygıyla eğiliyorum. Bir emekli öğretmen geldi, diyor ki ‘Sana Emekli öğretmen çocuğundan Genel Başkan olur mu?’ diyenlere sor bakalım. Hepsini kim yetiştirdi?’ Bütün öğretmenlerin elinden öpüyorum. Sağ ol hocam, ellerinden öpüyorum. Hepinizi öpüyorum. Sağ olun, var olun.”

ÖZEL: "KİRAZ'A SÖZÜM VARDI..."
Özgür Özel'in üçüncü durağı da Kiraz oldu. Özel, İzmir’in Kiraz ilçesinde bir bankın üzerinde yurttaşlara hitap etti.
Burada konuşan CHP lideri Özel, “Sevgili Kirazlılar, Belediye Başkanınız beni her gördüğünde ‘Başkanım sen bizi seviyorsun, biz seni seviyoruz. Kiraz seni seviyor. Kiraz seni Kiraz’a bekliyor’ diyordu. ‘Kiraz’a hiç Genel Başkan gelmedi Cumhuriyet Halk Partisi’nden’ diyordu. Benim de sözüm vardı. Sözümü tutmak bugüne nasip oldu. Hepinize merhaba” dedi.
“ÖZGÜR ÖZEL’İN GÖNLÜNDE HERKESE YER VAR”
Özel şöyle devam etti:
“Tabii Kiraz’a normalde partimizin bir otobüsüyle, güçlü bir ses sistemiyle, müziklerle falan gelirdik. Ama biliyorsunuz iktidara verdiğimiz rahatsızlıktan dolayı 47 yıldır partiyi ilk kez birinci parti yaptığımız için, 23 yıl sonra AK Parti’yi ilk kez yendiğimiz için, Kiraz’da, İzmir’de, Türkiye’de çok büyük bir seçim başarısı yakaladığımız için bugünkü iktidar bizim iktidar yürüyüşümüzü durdurmak için partimize bir yargı darbesi yaptı.
Binamızı aldılar, otobüsleri aldılar. Ama ne var? Ne var bizde? Elimizde bir mikrofon, ayağımızın altında Kiraz Belediyesi’nin bankı var. Bu bize yeter. İşte burada, başkan burada. İlçe Başkanım nerede? Gel başkanım. Bu bankın üstünde herkese yer var. Kiraz’ın gönlünde herkese yer var. Özgür Özel’in gönlünde herkese yer var. Yeni çıktığımız yolda aslan sosyal demokratlara Kiraz’ın bütün demokratlarına da yer var.”

“KİRAZ NE DİYORSA O OLUR”
“Biz buraya başkanın bir çayını içmeye, esnafa hatır sormaya, sözümüzü tutmaya geldik. Pazartesi günü öğlen saat bir, hava sıcak, güneş tepede, işler tarlada çok. Ama burada Kiraz’da muhteşem bir kalabalıkla, inanılmaz bir ev sahipliği ile karşı karşıyayız. Bugünler gelecek geçecek, ama Özgür Özel ve Cumhuriyet Halk Partisi bu günü, Kiraz’ı unutmayacak. Ayrı ayrı saymıyorum, sayamıyoruz. Ama görüyorsunuz belediye başkanlarımız, ilçe başkanlarımız, il başkanımız, milletvekillerimiz, Genel Başkan Yardımcılarımız buradalar. Burada kim var? Tarihinde doğru tarafında olan herkes burada bizimle birlikte. Tarihin doğru tarafında olanlar. Kiraz ve Küçükmenderes Atatürk’ü sever, Atatürk’ün armağanı Cumhuriyet’i sahiplenir, Cumhuriyet’in en büyük hediyesi, kazanımı sandığa sımsıkı sahip çıkar. Sandık demek, kim istiyorsa millet onun gelmesi, istemediğinin gitmesi demektir.
1950’de ‘Yeter söz milletin’ dediler, Demokrat Parti geldi Cumhuriyet Halk Partisi gitti. Ne zaman 1970’lerde ‘Toprak işleyenin, su kullananın. Ne ezen ne ezilen, hakça bir düzen’ dendi. Ecevit geldi, CHP geldi. O zaman Adalet Partisi gitti. Kiraz, ‘ANAP’ dedi, ANAP. ‘Doğru Yol’ dedi, Doğru Yol. Kiraz ‘AK Parti’ dedi, AK Parti. Kiraz ne derse o oldu. Şimdi de hem başkanımıza görülmemiş bir farkla, öyle 20 - 30 oy değil 4 bin oy farkla başkanımızı seçti. Başımızın, gözümüzün üstüne. Kiraz ne diyorsa odur. Bundan sonra da Türkiye’de ‘Efendim biz vaktiyle sandıkla geldik ama sandıkla gitmeyeceğiz. Bu CHP çok güçlendi, sandığa girersek yenemeyeceğiz. Ne yapalım? CHP’nin Cumhurbaşkanı adayını içeri atalım. Belediye başkanlarını içeri atalım. Cumhuriyet Halk Partisi’ni adaysızlaştıralım, kurumsuzlaştıralım. Partiye kayyım atayalım. Partinin seçilmiş Genel Başkanı’nın önüne set çekelim. Seçilmemiş birilerine parti yönettirelim.’ Yok öyle yağma, Kiraz’daki bu kalabalık boşuna değil, boşuna değil.”

“YENİ BİR YOL AÇIYORUZ, YÜRÜYELİM ARKADAŞLAR”
“Türkiye’de bir şeyler oluyor. Bu butlan kararı verildi, 12’nci kattan bizi attılar. 15’inci şehir burası ve Trabzonundan Gümüşhanesine, Çorumundan Tokatına, Amasyasına, Nevşehirine, Denizlisine, Burduruna, Diyarbakır’a, Gaziantep’e, Ankara’ya, İzmir’e Cumhuriyet Halk Partisi tarihinde görülmemiş bir yürüyüş başlattık. Yoldayız ama bu yol şöyle bir yol.. Yol cümleden, cümlemizden uludur. Yol yolcudan bile uludur, önemlidir. Yeter ki yol doğru olsun. Bu yol doğruların, düzgün insanların yoludur; iktidar yoludur. Gençlere, hayata küstürdükleri, dünyanın başka yerlerinde hayal kurdurttukları gençlere yeni bir yol açıyoruz. Emeklilere, 20 bin liraya süründürdüler, kira verse aç kalan, karnını doyursa sokakta kalan emeklilere yeni bir yol açıyoruz.
Emekçilere, 28 bin lirayla alınterinin karşılığını alamayan emekçilere, yeni bir yol açıyoruz. Çiftçilere, geçmişte burada tütün üreten, pamuk üreten, bu verimli topraklarda, adamı ters diksen düz çıkan bu yerlerde borcunu ödeyemeyen, faizin altında ezilen, mazot parasının, gübre zamlarının altında kalan çiftçilere yeni bir yol açıyoruz. Hayvancılıkla uğraşanlara, besicilere, sütçülere, paritenin altında ezdirdiklerine, zorla yem verip zorla sütü dediği fiyattan sattırdıklarına karşı bundan sonra hayvancılıkla uğraşanlara, sütçülere, besicilere yeni bir yol açıyoruz. Bu yol zengine verdikleri yoldan, köprüden, tünelden geçiş garantisine, hastanedeki hasta garantisine, havaalanındaki uçuş garantisine değil; bu yol hayvancılıkla geçinenin, sütçülükle geçinenin, ürününü ve sütünü kaça, nereye, güvenceyle vereceğinin garantisinin olduğu ve çiftçinin hangi ürünü dikeceği, hangi masrafları yapacağı, hangi taban fiyatı alacağını bir yıl önceden belli olduğu; çiftçiye geçim garantisi veren bir yeni yol açıyoruz.
Bayram değil, seyran değil, seçim yok, imkan yok ama yollarda, Kiraz’da pazartesi günü öğle ortasında sizinle yürüyoruz ya biz Türkiye’de yeni bir yol açıyoruz, yeni bir yol açıyoruz. Bu yolda bizimle birlikte yürüyenlere, bu yola düşenlere selam olsun. Bu yolun sonu iktidardır; emeklinin yüzünün gülmesidir, emekçinin emeğinin karşılığını almasıdır, çiftçinin, hayvancının, sütçünün mutlu olmasıdır. Bu yolun sonunda herkesin yüzünün gülmesi, halkın iktidar olmasıdır. Halkın iktidarı için bizimle birlikte yürümeye var mısınız? Var mısınız? Var mısınız? Hepinize güveniyorum, hepinize inanıyorum. Yürüyelim arkadaşlar.”
