Garip, anlamakta güçlük çektiğimiz için gariptir. Biliyorum, haberi okuyunca “Ne alaka” dediniz. Bir süredir muhalif siyasetçileri ve ailelerini özel yaşamları üzerinden hedef alan, bu videolarıyla da ünlenen Tamar Tanrıyar hakkında verilen gözaltı kararından bahsediyorum. Tanrıyar’ın önce Turkuvaz Medya’yı ve onu yöneten Serhat Albayrak’ı hedef aldığı video cumartesi gündem oldu. Ardından hakkında jet hızıyla yakalama kararı çıktı. Tüm bu süreçte de iktidarın çeşitli isimlerinin Tanrıyar üzerinden çeşitli imalarda bulunduğu mesajlar birbirini takip etti.
İşte ne oluyor dedirten hadise bu. Dedim ya, garip sayılması, anlaşılamamasından kaynaklanıyor. Zira eleştirel medya; iktidar içi hizip kavgalarını, itişmelerini pek de takip etmiyor. Bakmayınca görmüyor, görmeyince körleşiyor.
Anlatayım.
TELEVOLE’DEN YARGI SAVAŞINA
Tamar Tanrıyar, Can Tanrıyar’ın eşi. Can Tanrıyar’ı 90’lı yıllarda siyasetten uzak “Merhaba Televole” magazini seven kuşak hatırlar. Neredeyse 50 yıldır topçuların ve popçuların özel yaşam haberlerini yapıyor. Politikadan uzak bir figür. Hatta cumhurbaşkanının Saray’da ağırladığı “politik olarak sakıncasız” şarkıcılarla, oyuncularla birlikte zaman zaman poz verdi.
Gelgelelim, yargı ve siyasetin ortasına düşüşü, hatta tutuklanıp hapis yatması bir anda oldu. Tanrıyar’ın şaşaalı magazin medyasından elinde son olarak Uçankuş televizyonu kalmıştı. Kanal ekonomik olarak da zordaydı. İş dünyasında “asfaltçı” olarak bilinen ve son yıllarda medya yatırımları yapan Metin Güneş ile ortak oldu. Ancak ortaklık kanlı bitti. İki isim birbirine düşman oldu. Çatışma öyle bir noktaya geldi ki... Can Tanrıyar, Güneş’i kanalının kurşunlanmasıyla, adam yollayıp darp ettirmekle suçladı. Metin Güneş ise Tanrıyar’ı kendisini yağmalamakla, parasını çakmakla itham etti. Olay yargıya taşındı.
O günkü denklem olmasa satır arasında kaybolup gidebilirdi. Ancak... Güneş’in avukatı aynı zamanda kirvesi ve arkadaşı olan Mustafa Doğan İnal’dı. İnal, o dönem Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı mahkemelerde temsil etmesiyle biliniyordu. Olay, Tanrıyar-Güneş kavgası olmaktan çıktı. Tamar Tanrıyar, davetli oldukları Saray’da Erdoğan’ı yakalayıp avukatını şikâyet etti. Yetmedi, sosyal medyadan İnal’ı çeşitli imalarla hedef aldı.
Bu olaylar yaşanırken Can Tanrıyar’a yönelik yargı hamlesi geldi. O dönem Çağlayan’daki İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın başında Şaban Yılmaz vardı. Tanrıyar, “yağmaya teşebbüs” suçlamasıyla gözaltına alınıp tutuklandı. İstanbul 38. Ağır Ceza Mahkemesi’nde dava açıldı. Dosya, beş ay hareketsiz kaldıktan sonra yetkisizlikle Anadolu Adliyesi’ne yollandı.
Derken...
BAŞSAVCININ TANRIYAR DİLEKÇESİ
Gündeme bomba gibi bir olay düştü. Dönemin İstanbul Anadolu Başsavcısı İsmail Uçar, HSK’ye bir dilekçe yazarak kendi yönettiği adliyede olan biteni şikâyet etti. Timur Soykan’ın BirGün’de haberleştirdiği dilekçede, kimi uyuşturucu davalarında para ile tahliyelerin yapıldığını, kimi erişim engellemelerin bedeline mukabil alındığı anlatılıyordu. Cumhuriyet tarihinde örneği olmayan hadisede bu yazıyı ilgilendiren bir kısım da vardı. Uçar, Tanrıyar dosyasının yargı içinde bir ekibin yukarıdan müdahalesiyle yönlendirildiğini söylüyor ve ekliyordu: “Duruşma tarihi itibarıyla sekiz aydır tutuklu bulunan sanığın henüz ifadesi bile alınmamıştır.”
Şimdi bir nefes alıp safları netleştirelim…
Bir tarafta Anadolu Başsavcısı İsmail Uçar ve Can Tanrıyar. Öte yanda Çağlayan’daki Başsavcı Şaban Yılmaz ve cumhurbaşkanının avukatı. Elbette her iki taraf da iktidar yanlısıydı. Her ikisi de Erdoğan’ı destekliyordu. Ancak aralarında görünür bir çatışma da vardı.
NASIL GÜRLEK’İN MUHAFIZI OLDU
Tanrıyar, Soykan’ın haberinden iki ay sonra, Aralık 2023’te tahliye edildi. Tahliyesi sonrasında adliyede gördüğümde bir deri bir kemik kalmış, elinde idrar sondası ile duruşmaya gidiyordu. Kendisini hapsedenlere öfkeliydi. Bundan bir ay sonra, Ocak 2024’te İsmail Uçar, tenzili rütbe ile Yargıtay’a atandı. Herkes Şaban Yılmaz kazandı sanarken Ekim 2024’te Yılmaz da Yargıtay’a gitti. Yerine Akın Gürlek geldi.
Adliyede herkesin bildiği sırrı söyleyeyim. Geçmişte İstanbul Adliyesi’nde görev yapan Akın Gürlek ile Şaban Yılmaz birbirlerinden nefret ediyordu. Nitekim yargı koridorlarında dolaşanlar şahit. Bu dönemde bazı dosyaların kaderi değişti. Örnek mi? En bilineni belediye dosyaları. Şaban Yılmaz’ın CHP’li belediyelere operasyona ayak sürdüğü konuşulurken Gürlek dönemi her sabah bir operasyona uyandığımız, diplomanın iptal, mal varlığına tedbir dönemi oldu.
Bu süreçte sadece Şaban Yılmaz değil, İnal da adliye çevresinden uzaklaştırıldı. Gürlek ile birbirlerinden hoşlanmadıklarını herkes biliyordu. Hem Şaban Yılmaz hem İnal... Düşmanlarımın düşmanı derler ya... Bu tablo Tanrıyarları adeta Akın Gürlek’in açtığı davaların sosyal medyadaki savunucusu haline getirdi. Gizli dosyalardan özellikle özel hayata dair detaylar Tamar Tanrıyar tarafından Gürlek’i destekler şekilde servis edilmeye başladı.
ERDOĞAN’A İHANETLE SUÇLANANLAR
İki hatırlatma daha...
Eleştirel medya fark etmiyor ama yargı dosyaları ile sadece muhalefete nizam verilmedi. Bu köşeyi ve Onlar programlarını takip edenler hatırlayacaktır. Gürlek’i savunan kimi internet sitelerinde Sabah’ın patronu Kalyon Grubu dahil, Mak-Yol ve Kolin gibi iktidara yakın şirketler “Erdoğan’a ihanet” ile “İmamoğlu’nu desteklemekle” suçlandı. Haliyle bugün gördüğümüz tablo daha derin ve geçmişi olan bir çatışmaya dayanıyordu.
Öte yandan...
Tamar Tanrıyar’ın konuşmaları iktidar içinde görünür şekilde Gürlek ekibine mal edildi. Örnek olsun... Gürlek’in basın müşaviri Furkan Torlak, Cem Küçük ile medya önünde kavgalıydı. Küçük, Torlak’ı mal varlığı üzerinden hedef alırken kendisi aleyhine Torlak’ın sızıntılar yaptığını iddia ediyordu. Küçük’e cevap Tanrıyar’dan geldi. Butlan davasında Küçük’ün “Bu iş olmaz” tavrı Tamar Tanrıyar tarafından “Erdoğan’a ihanet” ile suçlandı. Küçük’e de özel yaşamı üzerinden parmak sallandı.
Uzattım farkındayım.
“İktidar dili ve edebiyatı”nı okuyamayanlar garipsese de... Bir süredir Akın Gürlek’in ekibini, kimilerine göre kalkan yapan kimilerine göre birlikte hareket eden bir grup var. Bu grup Gürlek’i öne çıkarırken Erdoğan’a yakın bazı isimleri “ihanet” ile suçlayarak tasfiye çağrılarında bulunuyor. Bu sırada da kendisine güç devşiriyor. Tamar Tanrıyar gibi politikanın içinde olmayan ancak yaşanmışlıklar nedeniyle Gürlek’in ve ekibinin savunuculuğunu üstlenen bir isim işte bu yüzden kavganın ortasına düştü. Muhalefete otel görüntüleri, seks kasetleri üzerinden özel yaşam saldırıları yaparken bazıları tarafından alkışlanıyordu. Ancak Tanrıyar kavgayı İhlas Grubu’ndan sonra Turkuvaz Medya’ya taşıyınca gözaltı kararı alındı.
Bu arada Tanrıyar’a karşı açıklamalar yapan isimlerin mesajlarına bakın. Tanrıyar eleştirisi üzerinden “devlet içinde güçlenmiş yeni oluşumlar”a işaret ederken neyi kastettiklerini herhalde şimdi anlamışsınızdır. Zira hedefleri magazin değil, magazin üzerinden siyaseti vuran kimi güç sahipleri. Öte yandan... Tamar Tanrıyar’ın 23 Haziran’da yurtdışına gittiği söylenirken iktidar kulislerinde bu çıkıştan 3 gün önce, 20 Haziran’da, Mücahit Ören’in Erdoğan’ı ziyaret etmesine dikkat çekiliyordu.
Olan biteni anlayan akıl için sıradışı yalnızca bir söz oyunudur.