Hasan Al değerlendirdi: 'Artık işin çok zor Fatih Tekke'

Hasan Al değerlendirdi: 'Artık işin çok zor Fatih Tekke'

9.04.2026 12:02:00
Güncellenme:
Cumhuriyet Spor
Takip Et:
Hasan Al değerlendirdi: 'Artık işin çok zor Fatih Tekke'

Hasan Al, Trabzonspor'un Süper Lig performansını değerlendirdi.

Ligin 27. haftasına kadar Fatih Tekke'nin işi kolaydı. İyi oynamayan bir Trabzonspor vardı. İstediğini oynatıyor, istemediğini oynatmıyordu. Kimse de ona gönül koyamıyordu.

Ancak durum değişti. Bordo Mavili takımın yüzde ellisi diyebileceğimiz Ouali, Batagov ve Muçi, ligin en güçlü takımı Galatasaray'a karşı oynamadı.

Trabzonspor, bu sezonun en iyi futbolunu oynadı. 

Daha doğrusu, ilk kez seyir zevki veren bir futbol ortaya koydu. Sahada görevini yapmayan oyuncu yoktu.

Orta alanda Folcarelli ve Ozan Tufan ikilisi harikaydı. 

Savunmanın merkezinde Saviç ve Nwaiwu kusursuzdu.

Pina, "bir sağ bek nasıl oynar?" resitali sundu.

Bu zamana kadar gol atan ama oyunda devamlı olmayan Augusto bile 90 dakika basmadık yer bırakmadı.

Onuachu için konuşmaya gerek yok. Ruhunu, bedenini, her şeyini takımı için ortaya koyuyor.

Devre arası yapılan Ozan Tufan transferinden sonra ikinci transfer Nwakaeme! Çakma sol önlerle vaziyeti idare ederken, birden hızır gibi yetişti. Kasımpaşa maçında Muçi'ye verdiği pas, Galatasaray maçında Augusto'ya adrese teslim ortası 4 puan kazandırdı. Trabzonspor'un zirvede tutulmasını sağladı. Kaldı ki tek bir pas hatası yapmadı. Takımını rahatlatan oyuncuydu.

Mustafa Eskihellaç için eleştiri yapmayacağım. Sonuçta sol bek değil. Elinden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyor...

Sağ ön Zubkov'un yeteneğine kimsenin bir şey dediği yok. Tek kusuru düşük tempoda oynaması. Bu maç o da vites yükseltenlerden. Son vuruşlarda biraz dikkatli olsa maç çok erken kopmuştu. Hele Augusto'nun enfes pasını golle sonuçlandıramaması yakışmadı ona.

"Kazanan kadro bozulmaz" klasik bir deyimdir.

Pekala bozulur.

Takım kazanmıştır ama iyi olmayan vardır.

Oysa Pazar akşamı kötü olan yoktu. En geridekinden en ilerdekine kadar herkes oyundaydı. Herkes sorumluluk aldı. İlk kez bütün oyuncular "bu maçı kazanacağız" diye içinde kendine söz vermişti. Ve bu oyuncuların kazanma kararlılığı aynı maça yansıdı. Bu durum sahada inanılmaz bir güç oluşturdu.

Yedek oyuncunun amacı nedir? 11'de oynama şansı bulduğunda en iyisini yaparak formayı kapmak. Galatasaray'a karşı da bunu yaptılar. Herkes Ouali gelecek formayı alacak diye bekliyor. Peki kimin yerine oynayacak. Folcarelli'nin mi, Ozan'ın mı, Augusto'nun mu? Hangisinin?

İyi oynayan oyuncuyu kestin mi ne düşünür: "Oynadım formayı alamadım. O zaman oynamaya gerek yok" düşüncesine oyuncuyu ittiğinde, bütün motivasyon olumsuz etkilenir. Bombayı takımın içine atarsın.

Valla ben Alanya maçında Batagov, Muçi ve Oulai'ye yer açmaya çalıştım ama bulamadım. Fatih Tekke bulabilir mi bilmiyorum.

Fatih Tekke'nin ilk dört söylemi taraftan kızdırdı. Ancak oyuncuları inanılmaz rahatlattı. Üzerlerindeki baskıyı kaldırdı.

Bu kadroya sezon başında şampiyonluk hedefi koysaydı çoktan patlamıştı. Şimdi belki de Beşiktaş'ın gerisindeydi.

Fatih Tekke son basın toplantısında "hiç kolay maç oynamadık" diye durumu özetledi.

Ama artık durum değişti.

Trabzonspor şampiyonluk potasına girdi. Artık stres var, baskı var, heyecan var, kaygı var... Var oğlu var...

 Daha önce "Trabzonspor'u yeneriz" diye üzerine gelen rakipler, kalan 6 haftada yenilmemek için daha çok savunma yapacak. Kapalı savunmaları açmak zorlaşacak...

Yani işler Fatih Tekke'nin "zor" dediğinden daha zorlaşacak.

Trabzonsporlu oyuncuların strese karşı dayanıklılığını Alanya maçıyla birlikte test etmeye başlayacağız.

Aynı zamanda Fatih Tekke'nin de strese dayanıklılık konusunda takımını hazırlama becerisini göreceğiz...