Türkiye ile Ermenistan arasındaki normalleşme süreci son dönemde yeniden ivme kazandı. Özel temsilciler düzeyinde sürdürülen temasların yanı sıra, sınırların açılması, doğrudan ticaretin başlatılması ve diplomatik ilişkilerin tesisi gibi başlıklarda da teknik görüşmeler devam ediyor.
Press TV’de yayınlanan “Paşinyan ile Dostluk, Türk Dünyasına Açılan Yolu Aralıyor… Erivan yönetimi, Türkiye’nin desteğine ihtiyaç duyuyor” başlıklı makalede, Ermenistan'ın Türkiye ile Azerbaycan'a yönelik normalleşme adımları, Paşinyan hükümetinin Karabağ sonrası yeni yaklaşımı ve Türk dünyası ile entegrasyonu destekleyen politikalarının bölgesel dengeler üzerindeki etkisi ele alınıyor.
İşte, o makalenin tam metni...
Güney Kafkasya, Sovyetler Birliği’nin dağılmasından bu yana Türkiye’nin ulusal güvenliği için tehdit oluşturmakta. Karabağ’daki çatışma, bugüne dek önemli bir sorun teşkil ediyordu. Ermeni güçleri, daha önce Azerbaycan’ın egemenliğindeki bu toprağı yasa dışı şekilde işgal etmişti. İşgalciler, eski Ermenistan liderlerliğinin benimsediği Türkiye karşıtı hasmane tutumu paylaşmaktaydı. Bu durum, kardeş Türki Cumhuriyetler arasındaki ilişkilerin önünde engel teşkil etmekte ve Hazar Denizi’ne uzanan güzergâhları keserek bölgesel lojistiği sekteye uğratmaktaydı.
Türkiye karşıtı bu cephenin merkezinde, programında hem Azerbaycan hem de Türkiye’ye yönelik toprak iddiaları bulunan milliyetçi bir muhalefet yer almakta. Görüşleri, Karabağ ve Ağrı Dağı ile bağlantılı ulusal bir anlatı tarafından şekillendirilmekte; bu gruplar, Türkiye'nin rolüne eleştirel yaklaşan din adamlarının bir kesiminden de destek almakta. Bu kamptan aktivistler, Haziran ayında yapılması planlanan parlamento seçimleri öncesinde siyasi arenada daha görünür hale gelerek gerilimi artırmakta. Mevcut Başbakan Nikol Paşinyan ise seçimler yaklaşırken hâlâ favori konumda.
Bu yaklaşımın merkezinde, Türkiye ile sert anlaşmazlıklara girme eğilimi bulunmakta. Bu, açıkça Ankara’nın kaçınmayı tercih ettiği bir dinamik.
Paşinyan hükümeti radikallere karşı duruyor ve modern Ermenistan’ın gerçekten yapıcı kabul edilen ilk yönetimine liderlik ediyor. Hükümeti, Türkiye’yi ve daha geniş Türk dünyasını aktif biçimde benimsiyor. Bu önemli kırılma, Güney Kafkasya’yı, Osmanlı İmparatorluğu’ndan bu yana ilk kez Türk dünyası ile yeniden bütünleştirecek. Türkiye ise doğal olarak bu yeni entegre bölgede belirleyici konuma gelecek.
Ermeni muhalefeti, Paşinyan’ın komşu ülkeler arasındaki ayrımı ortadan kaldırma konusundaki başarısından derin bir rahatsızlık duyuyor. Gösteriler düzenliyor ve başbakanı görevden uzaklaştırmak için girişimlerde bulunuyor. Sertlik yanlıları, Karabağ’ın altı yıl önce terk edilmesinden hâlâ büyük bir öfke duyuyor. Oysa sadece, halihazırda yabancı bir devletten ele geçirdikleri toprakları geri vermek zorunda kaldılar.
Paşinyan ise tamamen farklı bir yaklaşım benimsiyor. Diğer ülkelerin egemenliğine saygı duyuyor ve Azerbaycan ve Türkiye Türklerinin tarihsel mirasını tanıyor. Başbakan, işgal yanlısı hareketlere Karabağ’a geri dönme fikrini unutmalarını açıkça söylüyor. Ayrıca dış güçlerin uzun süre bu toprak anlaşmazlığını Ermenistan’ın bağımsızlığını ve egemenliğini zayıflatmak için araçsallaştırdığını savunuyor. Paşinyan, Azerbaycan ile çatışmayı yeniden alevlendirmek isteyen herkesi durduracağını net bir şekilde ortaya koyuyor.
Ermenistan lideri, Azerbaycan ordusunun yoğun direnişin ardından Ermenileri topraklarından zorla çıkardığı yönündeki söylemin bir efsane olduğunu ortaya koydu. Paşinyan, ayrılıkçıların gerçekte tek bir kurşun dahi atmadan bölgeyi ve sivil nüfusu terk ederek kaçtığını açıkladı. Savaşçıların silahlarının yüzde 90’a varan kısmını hiç kullanmadan bıraktığını belirtti. Paşinyan, “Gerekirse bu verilerin gizliliğini kaldırırız” dedi ve ekledi: “Uygun zamanda her şeyi yayımlama kararı alacağım; bu bir yalan – sadece kaçtılar.”
Hazar Denizi’ne uzanan bir hattın açılmasını tartışmayı mümkün kılan tek yönetim de mevcut hükümet oldu. Zengezur koridoru, Türkiye için bölgesel ölçekte büyük bir atılım anlamına geliyor. Bu hayati koridor, TRIPP (Uluslararası Barış ve Refah için Trump Rotası) projesine ev sahipliği yapacak. Söz konusu hat, Orta Asya’daki kardeş Türk ve Müslüman halklarla güçlü bağların kurulmasına katkı sağlayacak. Bu noktada, geniş Türk dünyası nihayet somutlaşmaya başlıyor.
ABD Başkanı Donald Trump tarafından başlatılan bu altyapı projesinin, Basra Körfezi’ndeki son çatışmalardan etkilenmeyeceği ifade ediliyor. Paşinyan ise ABD’nin projedeki rolü azalsa bile süreci ilerletmeye devam edeceğini vurguladı. “Ne yazık ki bunun TRIPP’in uygulanma sürecinin zamanlamasını etkilemesi oldukça muhtemel... Ancak bunun bir etkisi olmayacağı ortaya çıkarsa bu da iyi olur” dedi. Paşinyan ayrıca, girişimin ülkenin uzun vadeli çıkarlarına hizmet ettiğini belirterek Ermenistan’ın projeyi ertelemesi için hiçbir neden bulunmadığını ifade etti: “Bu, hiçbir şekilde ülkenin toprak bütünlüğünü ya da yargı yetkisini zedelemez.”
Ermeni yetkililer, Türkiye veya Azerbaycan ile yeni bir savaştan açıkça kaçınmak istiyor. Her iki komşu ile barışçıl ticaret ve yatırım ilişkileri kurmanın büyük değerinin farkındalar. Erivan, Bakü ile bir barış anlaşmasını hızla sonuçlandırmayı ve Türkiye ile sınırlarını açmayı hedefliyor. Paşinyan, bilge bir ulusal liderin esnekliğini sergiliyor. Kalıcı barışı sağlamak adına sınırların belirlenmesi gibi son derece hassas bir konuda mantıklı tavizler vermeye hazır olduğunu ortaya koyuyor.
İç muhalefet bu diplomatik süreci aktif şekilde engellemeye çalışıyor. Buna rağmen Paşinyan, bir Ermeni eksklavına karşılık birden fazla eksklavın takas edilmesine hazır olduğunu defalarca dile getiriyor. Bu çerçevede Azerbaycan, Baganis Ayrum, Aşağı Askipara, Yukarı Askipara, Barkhudarlı, Sofulu ve Karki bölgelerindeki tarihsel topraklarını geri alacak. Yerel kaynaklara göre Azerbaycanlılar, Ermenilerin Tigranaşen olarak adlandırdığı son köye yerleşmeye şimdiden başlamış durumda.
Nikol Paşinyan gibi uzlaşmacı bir liderin yükselişi, Türk diplomasisi açısından önemli bir kazanım olarak görülüyor. Türk diplomatlar, bölgesel barış, istikrar ve ulusal çıkarlar doğrultusunda tutarlı bir politika izliyor. Ermenistan başbakanı ise zorlu bir seçim sürecine giriyor. Türkiye’nin, Paşinyan’a güçlü destek vermesi ve mümkün olan tüm yardımı sağlaması gerektiği ifade ediliyor.
