Kuş gözleminden iklim farkındalığına

Kuş gözleminden iklim farkındalığına

29.06.2026 13:12:00
Güncellenme:
Ayça Ceylan
Takip Et:
Kuş gözleminden iklim farkındalığına

Kuş gözlemi, iklim krizini uzak bir tehdit olmaktan çıkarıp yaşadığımız yerde hissedilebilir kılıyor.

Kuş Kolektifi’nin kurucusu Yaz Güvendi ile COP31’e doğru kuş gözleminin doğayla bağ kurmadaki rolünü, pozitif aktivizmi, iklim krizinin kuşların yaşam döngülerine etkisini ve kentlerde kuşların yaşam alanlarını korumak için atılabilecek adımları konuştuk.

Kuş Kolektifi nasıl bir ihtiyaçtan doğdu? Kuşlara bakmak ve kuşların izini sürmek, iklim krizi çağında bize nasıl bir farkındalık kazandırıyor?

Kuş Kolektifi, doğayı korumaya daha umut veren ve bağ kurduran bir yerden yaklaşma ihtiyacından doğdu. Uzun yıllar kampanyacılık yaptıktan sonra, sürekli kötü haber anlatısının insanları harekete geçirmekte yetersiz kaldığını gördüm. Bu dilin ağırlığı zamanla benim için de sürdürülemez hale geldi. Bu yüzden doğayı anlatmanın ve onu korumanın başka bir yolu mümkün mü diye düşünmeye başladım. Tam da bu noktada sanatı bir araç olarak kullanarak, insanların doğayla duygusal bir bağ kurabileceği yaratıcı yollar üzerine çalışmaya başladık. Amacımız, pozitif aktivizmi çoğaltmaktı. Kuşlara bakmak ve izlerini sürmek ise güçlü bir farkındalık pratiği sunuyor. Yavaşlamayı, dikkat kesilmeyi ve dinlemeyi gerektiriyor. İklim krizini uzak bir tehdit olmaktan çıkarıp bulunduğumuz yerde hissedilebilir kılıyor. Bir türün artık görünmemesi ya da bir sesin eksilmesi, kaybı somutlaştırıyor. Böylece doğayla kurduğumuz bağ, bilgiyle değil, doğrudan deneyimle derinleşiyor.

 FOSİLDEN ADİL ÇIKIŞ 

COP31’e ev sahipliği yapmak, Türkiye için nasıl bir iklim sorumluluğu ve diplomatik eşik anlamına geliyor?

COP31 ev sahipliği, Türkiye açısından, ülkenin iklim krizine karşı nasıl bir pozisyon aldığını tüm dünyaya somut bir biçimde gösterebileceği önemli bir eşik olarak duruyor. Bunu, taahhütlerden uygulama aşamasına geçiş eşiği olarak da tanımlayabiliriz. Örneğin, İklim Ağı’nın Türkiye’nin liderliğinden beklentisi; katılımcı ve demokratik bir iklim yönetişiminin esas alınması. İklim adaletini bu yönetişimin merkezine koyan, başta kömür olmak üzere fosil yakıtlardan çıkış için somut tarih ve yol haritaları ortaya koyan, süreci şeffaflık içerisinde yürüten bir liderlik beklentisi bu. 

Image

 COP31’e giderken Türkiye’de kamu, özel sektör, yerel yönetimler, sivil toplum ve bireyler hangi başlıklarda daha cesur ve somut adımlar atmalı?

Türkiye’de iklim dostu dönüşüm; fosilden çıkışın planlandığı, adil geçişin güvence altına alındığı bir iradeyle ve özel sektörün üretim süreçlerinde karbondan arındırılmış bir yaklaşımı üstlenmesiyle mümkün. Yerel yönetimlerin dirençli kentler kurması, sivil toplumun ortak talepler etrafında birleşik bir savunuculuk hattı büyütmesi, bireylerin demokratik katılımı güçlendirmesi gibi konular kritik başlıklar olarak öne çıkıyor.

KENTLERDE KUŞLARA ALAN AÇMAK 

Kentleşme, habitat kaybı ve iklim krizi birlikte düşünüldüğünde kuşların yaşam alanlarını korumak için yerel yönetimler ve kentliler neler yapabilir?

Kentleşme, habitat kaybı ve iklim krizi birlikte düşünüldüğünde, kuşların yaşam alanlarını korumak için çok katmanlı bir yaklaşım gerekiyor. Yerel yönetimlerin kent planlamasında biyolojik çeşitliliği gözetmesi, yeşil alanları birbirine bağlayan ekolojik koridorlar oluşturması ve sulak alanları koruması önemli. Pestisit kullanımının azaltılması ve ışık kirliliğinin sınırlandırılması da etkili adımlar arasında. Kentliler ise balkonlarında yerel bitkilere yer vererek, su kaynakları oluşturarak ve cam çarpışmalarını önleyerek katkı sunabilir. Kuş gözlemi yapmak ve gözlemleri paylaşmak da türlerin görünürlüğünü artırır ve koruma çalışmalarına veri sağlar. En önemlisi ise kuşları kentin “misafiri” değil, asli sakinleri olarak görmek; bu bakış değiştiğinde koruma da daha kalıcı hale geliyor.

Image

Bu söyleşi serisinde tüm konuklarıma yönelttiğim bir soruyla bitirelim: Bir bitki (sizin için bu kuş da olabilir  ) olsaydınız hangisi olurdunuz, neden?

Birçok kuş olmak isteyebilirim aslında ama aklıma ilk yelkovan geliyor. İstanbul ve Boğaz benim evim; ne kadar seyahat etsem, ne kadar farklı yerlerde yaşasam da dönüp dolaşıp yine İstanbul’a geliyorum. Yelkovanlar da bence Boğaz’ın en temsili kuşlarından biri. Üstelik benim kuşlara bakışımı değiştiren, kuş gözlemine kapı aralayan türlerden biri de yelkovanlardı. Bir yandan hep hareket halindeler, bir yandan da bu kentin ritminin bir parçasılar. Sanırım kendimi onlara bu yüzden yakın hissediyorum.

KAPAK FOTOĞRAFI: CENK POLAT

İlgili Konular: #kuş #gözlemci