6 Şubat depremlerinin 3. yılı... Samandağ TOKİ'lerinde duvarlarda çatlak ve su sızıntısı var: Kusurların üstünü çimentoyla örtüyorlar!

6 Şubat depremlerinin 3. yılı... Samandağ TOKİ'lerinde duvarlarda çatlak ve su sızıntısı var: Kusurların üstünü çimentoyla örtüyorlar!

1.02.2026 11:04:00
Güncellenme:
ANKA
Takip Et:
6 Şubat depremlerinin 3. yılı... Samandağ TOKİ'lerinde duvarlarda çatlak ve su sızıntısı var: Kusurların üstünü çimentoyla örtüyorlar!

Samandağ’da depremin 3. yılına girilirken, depremzedeler anahtarları verilen Hıdırbey TOKİ konutlarına çatlak duvarlar, su alan odalar ve çöken girişler nedeniyle taşınamıyor. Oturmadıkları konutlar için gelen aidat ve faturalara tepki gösteren Samandağlı depremzede, “Burada can ve mal güvenliğimiz ciddi anlamda tehlikede” dedi.

6 Şubat depremlerinde büyük yıkım yaşanan Hatay’da depremin üçüncü yılına günler kala altyapı, elektrik, ulaşım ve barınma sorunları halen tam anlamıyla çözülebilmiş değil.

Samandağ ilçesi Hıdırbey Mahallesi'nde yer alan Birinci Etap TOKİ’lerin üç-dört ay önce anahtarları depremzedelere teslim edildi.

Fakat depremzedeler evlerin henüz bitmediğini, binada çatlak ve kaymaların olduğundan kaynaklı yerleşmediklerini kaydetti.

Image

“DUVAR ÇÖKTÜ ÇİMENTO İLE YAMALADILAR”

15 Kasım’da evleri teslim alarak, imzaları attıklarını ama evlere girdiklerinde teslim alınacak durumda olmadığı için birçok kişinin anahtarları teslim almadığını vurgulayan Metin Yüksek, "Girişlerde çökmeler, su sızıntıları var. Tavan duvarlarının yamuk olduğunu tespit ettik. İki blokumuz var ama girişe baktığımızda iki metrelik bir giriş var. Allah korusun bir yaralanma olayı olursa ambulans giremez, yangın olursa itfaiye giremez. Hangi mantıkla, nasıl bir mühendislik anlayışıyla yapılmış onu bilmiyoruz. Biraz yağmur yağdı, yukarıdaki duvarlar çöktü. Arkamızda duran duvarı sözde komple sökecekler ama çimento ile yamaladılar" diye konuştu.

“ŞİKÂYET ETMEDİĞİMİZ YER KALMADI, GAZIMIZ ALINIYOR BİR ŞEY YAPILMIYOR”

En doğal hakları olan barınma hakları için yetkililerin kör ve sağır olmasını istemediklerini kaydeden Yüksek, depremzede vatandaşlar olarak “artık yeter” dediklerini söyledi.

CİMER’den Çevre ve Şehircilik Müdürlüğü’ne şikâyet etmedikleri yer kalmadığına dikkati çeken Yüksek, “Gazımız alınıyor ve hiçbir şey yapılmıyor” dedi.

Image

Hıdırbey TOKİ’lerinde çatlak, sızıntı gibi sorunların yanı sıra doğalgazın olmadığını, elektrik ve su sorunu olduğunu aktaran Yüksek, şunları söyledi:

“Biz geçmedik bu evlere. Çadırları veya konteynerleri tercih edeceğiz. Şu an elektrik direkleri yerlerde duruyor. Allah korusun birimiz üstüne bastığında yüksek gerilime sahip. Çoluk çocuğumuz nasıl çıkıp oynayacak? Bütün bu sıkıntıların içerisinde biz boğuşuyoruz. 6 Şubat’ta bağırıyorduk ya ‘Sesimizi duyan var mı?’ diye. Şimdi de bu konutlar için ‘Sesimizi duyan var mı?’ diye haykırıyoruz.”

Sözleşmeyi imzaladığı 15 Kasım’dan itibaren aidat sürecinin başladığını, anahtardan sonra da bir defalığına mahsus temizlik, onarım, bakım için on bin TL ödeme alındığını söyleyen Yüksek, "Ben eve geçmiş değilim, evim hazır değil. Ne koridorum temiz ne merdivenim ne de dairem. Buna rağmen benden ne diye bu paraları alıyorsunuz?" sözleriyle tepkisini dile getirdi.

Image

“DAİREDE EKSİKLER OLDUĞU İÇİN ANAHTAR ALMAK İSTEMEDİM”

İmza atıp, anahtarı teslim almaya geldiğinde dairede tezgâhın kırık olduğunu, akan yerler olduğunu gördüğünü belirten depremzede, daire bitmediği için teslim almak istemediğini kaydederek, “Bundan üç ay önce geldiğimde daireleri birkaç defa su basmıştı. Bundan 20 gün önce oğlumu gönderdim. Oğlum ‘Anne bütün odalar akmış’ dedi” ifadesini kullandı.

“OTURMADIĞIM EVE 1700 TL AİDAT İSTENİYOR, 480 TL DE ELEKTRİK FATURASI GELDİ”

Dün mesaj geldiğini, aidatın bin 700 TL olduğunu vurgulayan depremzede, şunları söyledi:

“Oturmadığım halde bin 700 TL aidat isteniyor. Oturmadığım halde 480 lira elektrik faturası gelmiş. Ben konteynerde kalıyorum. Oturmadığım halde niye aidat ödeyeyim, niye elektrik ödeyeyim, yazık günah değil mi? Bütün odalar akıyor. İmza attırdılar ama ben hiç daireye girmedim. Nasıl böyle oluyor? Ben oradan buraya iki dolmuşla geliyorum. Dolmuş bulamadığım zaman bu yokuşu yürüyerek çıkıyorum. Yollar yokuş, inmek sakıncalı. Benim aracım yok. Beş sene sonra bu yokuşları nasıl çıkacağım? Bütün giriş katları çöküntü halinde. Binaların girişleri çökük, merdivenler kaymış. Çok ciddi sıkıntılar var.”

“YAPMAYACAKLARSA HAKKIMDAN VAZGEÇİP, KİRAYA ÇIKACAĞIM”

Hıdırbey’deki TOKİ’lerdeki bir diğer sorunun konutların yakınında market, fırın, eczane gibi yaşamsal ihtiyaç karşılayacak işletmelerin olmaması olduğunu belirten depremzede, bir ekmek almak için ana yola inmek zorunda olduğunu, çocuğunun ateşi çıksa ilaç dahi almaya gidemeyeceğini; bu durumun onu endişelendirdiğini kaydetti.

Bitmemiş evlere imza attırıldığını belirten depremzede, “Bitmemiş dairelere imza attık, böyle bir şey olur mu? Daireyi gezdireceksin, göstereceksin, çatlak var mı bakacaksın, ondan sonra imza alacaksın. Benim dairem dört odasıyla birlikte akıyor. Akıntı olduğu için gelemiyorum. Okullar kapanınca taşınmayı düşünüyordum ama bu şekilde gelemem. Eğer yapmayacaklarsa ben artık hakkımdan vazgeçeceğim. Mecbur kiraya çıkacağım. Benim gibi herkes belki bu sorunlar yüzünden hakkından vazgeçecek” diye konuştu.

“KUSURLARIN ÜSTÜNÜ BİR TORBA ÇİMENTOYLA ÖRTÜYORLAR”

İstinat duvarının çatladığını, çatlağın işçiler tarafından sıva yapılarak kapatılmaya çalışıldığını belirten başka bir depremzede, şunları söyledi:

"Buraya geldiğimizde şans eseri işçilerin bir duvarı kepçeyle, çimento ile sıvadığını gördük. Oysa biz o duvarın çatlayıp üstümüze düşebileceğini söylemiştik. Duvarın sıvayla kapatıldığını görmeseydik belki yapılmış gibi gösterilecekti. Kusurların üstünü bir torba çimentoyla örtüp geçiştiriyorlar. Burada can ve mal güvenliğimiz ciddi anlamda tehlikede. İnsan gibi muamele görmüyoruz. Burası heyelan bölgesi.

Su alınca toprak şişiyor, yan duvara baskı yapıyor. Bu baskı sonucunda taş duvarlar sağa doğru hareket ediyor ve bütün duvarların düşme riski var. Duvarların içinde elektrik var, su var. Sular patladığı zaman elektrik tellerinin içinden geçiyor. Ben buranın can ve mal açısından çok tehlikeli olduğunu düşünüyorum."