Avrupa Parlamentosu, yıllık Türkiye raporunun ikinci taslağını yayımladı. Avrupa Komisyonu’nun 2025 Türkiye raporuna ilişkin değerlendirmelerden oluşan 36 sayfalık taslakta, ifade özgürlüğü ve yargı bağımsızlığının üzerinde duruldu. Taslakta CHP Genel Başkanı Özgür Özel’e atıf yapılması da dikkat çekti.
‘ANAYASAL DÜZEN TEHLİKE ALTINDA’
Avrupa Parlamentosu Türkiye Raportörü Nacho Sanchez Amor tarafından kaleme alınan taslağın giriş kısmında, Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne, başta Kopenhag Kriterleri olmak üzere verdiği taahhütler anımsatıldı. Ardından, taahhütlerin aksine, Türkiye’de hukukun üstünlüğü ve demokrasinin yara aldığı, bu çerçevede AB üyelik müzakerelerinin 2018’den beri durma noktasına geldiği vurgulandı. Taslakta, Türkiye’nin AİHM’de en çok dosyaya sahip olan ülke olduğu ve AİHM’in dosya yükünün üçte birinden fazlasını oluşturduğu belirtilirken, “Türk hükümeti tarafından 2019'dan bu yana yürürlüğe konan 11 ‘yargı paketi’ne rağmen, yargının bağımsızlık durumu özellikle endişe verici olmaya devam etmektedir. Alt derece mahkemelerin Anayasa Mahkemesi kararlarını uygulamayı reddederek mahkemenin otoritesini sarsması, ülkedeki anayasal düzeni tehlikeye atmaktadır. Benzer davalarda sergilenen çok farklı tutumlardan da anlaşıldığı üzere, hukuk önünde açıkça çifte standartların bulunduğu, bunun özellikle siyasi veya yüksek profilli adli süreçlerde ya da devlet yetkililerine hakaret suçlamalarını içeren davalarda kendini gösterdiği göz önünde bulunudurulmaktadır” dendi.
‘İMAMOĞLU UYDURMA SUÇLARLA CEZAEVİNDE’
Bu kapsamda muhalefete yapılan operasyonlara değinilerek, “Türkiye’nin, seçilmiş yetkililere, muhalif siyasetçilere ve insan hakları savunucularına baskı uygulamak amacıyla ceza hukukunu ve terörle mücadele yasalarını sistematik bir şekilde araçsallaştırdığı, son dönemin, yargı kararları ve hükümetin muhalif belediye başkanları ile belediyeler üzerindeki baskısı sonucunda hem yerel hem de ulusal düzeyde demokratik standartlarda ve süreçlerde ciddi bir kötüleşme ile damgalandığı, muhalefet partilerinden toplam 28 belediye başkanının (CHP’den 18 ve DEM’den 10 kişi) tutuklandığı ve görevden uzaklaştırıldığı, 11 vakada ise belediye başkanlarının yerine hükümet tarafından atanan kayyumların getirildiği, demokratik yollarla seçilmiş olan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun, siyasi baskı izleri taşıyan ve ceza sorumluluğunun şahsiliği gibi temel ceza hukuku ilkelerini açıkça ihlal eden uydurma suçlamalarla 19 Mart 2025'ten bu yana cezaevinde olduğu, bunun, bir sonraki cumhurbaşkanlığı seçimleri için ana muhalefet adayını siyasi olarak saf dışı bırakma girişimi olarak yaygın bir şekilde kabul edildiği göz önünde bulundurulduğu” belirtildi. Milletvekilliği dokunulmazlıklarının kaldırılmasına ilişkin TBMM’de bekleyen yaklaşık 800 dosyanın büyük çoğunluğunun da CHP ve DEM milletvekillerine yönelik olduğunun altı çizildi.
AKIN GÜRLEK'E AYRI PARANTEZ AÇILDI
Taslakla, insan hakları ile özgürlük ihlallerinden sorumlu olan Türk yetkililer hakkında, AB’deki varlıklarının dondurulması da dahil olmak üzere kısıtlayıcı tedbirler alınması istenirken, “Bu yetkililer arasında Akın Gürlek gibi devletin baskıcı mekanizmasının kilit aktörleri yer almaktadır, (Parlamento) Gürlek'in yakın zamanda Adalet Bakanlığına terfi ettirilmesi karşısında dehşete düşmüştür, bu durum kendisinin kariyeri boyunca her zaman siyasi bir ajandayı takip eden siyasi bir aktör olduğunu göstermektedir” ifadeleri kullanıldı.
ÖZGÜR ÖZEL’İN MEKTUBUNDAN BAHSEDİLDİ
Bunlara karşın, muhalefetin bakış açısına yer verilerek, "Muhalefetteki önde gelen isimlerin son dönemde AB ve Türkiye arasında yeniden yakınlaşma sağlanmasını açıkça savunduğu, eski Halkların Demokratik Partisi eş başkanı Selahattin Demirtaş'ın, tüm mevcut zorluklara ve eksikliklere rağmen bunun demokratik reform alanında harekete geçmeyi tetikleyeceği ve tüm paydaşlar için bir kaldıraç gücü oluşturabileceği düşüncesiyle Türkiye'nin üyelik sürecinin yeniden başlatılması çağrısında bulunduğu, CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in, AB paydaşlarına hitaben yazdığı bir mektupta, AB ile Türkiye arasında daha kapsayıcı ve stratejik bir işbirliği anlayışını savunduğu, tam AB üyeliğine olan desteğini teyit ettiği ve 'Avrupa'da Üretilmiştir' (Made in Europe) süreci de dahil olmak üzere kurumsal ve ekonomik entegrasyonun derinleşmesinin Türkiye'de demokrasi, insan hakları ve hukukun üstünlüğünün güçlendirilmesi için önemli bir kaldıraç görevi göreceğini vurguladığı, CHP’nin cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da bir mektubunda Türkiye ile bağların kopmasının AB'nin ülkedeki demokratik dönüşüme verdiği desteği zayıflatacağı görüşünü ifade ettiği” kaydedildi.
‘CHP AKTÖR OLARAK ÖNE ÇIKTI’
Taslakta Türkiye’nin bazı politikalarına ilişkin olumlu vurgular da yapıldı. Bunların içinde Terörsüz Türkiye süreci, Rusya ve Doğu Akdeniz yer aldı. CHP kaynakları, taslağa ilişkin değerlendirmesinde, “Rapor, demokratik gerileme nedeniyle Türkiye’nin AB üyelik sürecinin mevcut koşullarda yeniden başlatılamayacağını net biçimde ortaya koymaktadır. Rapor, 2025 raporuyla karşılaştırıldığında açık bir kırılmaya işaret etmektedir. Önceki raporda CHP sınırlı ve bağlamsal şekilde yer alırken, liderliğe doğrudan bir atıf bulunmamakta ve parti daha çok tanımlayıcı bir unsur olarak geçmektedir. Buna karşılık 2026 raporunda CHP ilk kez hem sistematik biçimde hedef alınan ana siyasi aktör olarak tanımlanmakta hem de AB ile ilişkilerde referans bir çerçeve sunan bir aktör olarak öne çıkmaktadır. Dilin de ‘political case’, ‘targeting’ ve ‘crackdown’ gibi ifadelerle belirgin biçimde sertleştiği görülmektedir. Bu çerçevede, Avrupa Parlamentosu’nun Türkiye’ye yaklaşımı artık devlet merkezli olmanın dışında, siyasi rekabet, muhalefet ve demokratik aktörler üzerinden yeniden tanımlanmaktadır. Bu dönüşüm, CHP liderliğinin AB düzeyinde yürüttüğü siyasi çabanın karşılık bulduğunu ve ileriye yönelik kullanılabilecek önemli fırsatlar oluşturduğunu göstermektedir” sözlerini kullandı. Avrupa Parlamentosu Dışişleri Komisyonu’nda kabul edilen taslağın, önümüzdeki haftalarda bu haliyle, Parlamento’nun genel kurulunda oylanması bekleniyor. Kabul edilmesi halinde taslak raporlaşacak ve Parlamento’nun Türkiye tutumu olarak ortaya çıkacak.
