Bilim insanları uyardı: Muğla’nın nefesi kesilecek

Muğla'da kurulmak istenen entegre çimento fabrikasına karşı başlatılan nöbet sürüyor. Bilim insanları ve çevreciler, projenin doğaya ve insan sağlığına vereceği zararlara dikkat çekerek, su kaynakları ve tarım arazilerin yok olmaması için uyarıyor.

13 Mayıs 2022 Cuma, 07:06
Bilim insanları uyardı: Muğla’nın nefesi kesilecek
Abone Ol google-news

Muğla’nın Yatağan ilçesine bağlı Deştin Mahallesi ile Menteşe ilçesine bağlı Bayır Mahallesi ortak sınırında olan Tekağaç mevkiinde, etrafında yerleşim yerleri, bağ, bahçe, zeytinlik alanlar, tarım alanları, dere ve baraj gibi su kaynakları bulunan ve tamamen orman alanı içerisinde olan bölgede entegre çimento fabrikası kurulmak isteniyor. 9.5 dönüm kapalı, 7.656 dönüm açık hammadde ocakları olan saha, Menteşe ilçesinin iki katı büyüklükte bir alanı kapsıyor. Ekonomik ömrü 40 yıl olan tesisin doğayı tahrip edeceğini ve insan sağlığını bozacağını savunan yöre halkı ile çevre aktivistleri, çalışmaların durdurulması için iki aydır çadırlarda nöbet tutuyor. 

TEHLİKE BÜYÜK

Bölgede nöbet eylemini sürdüren Muğla Çevre Platformu’ndan Mehmet Özavcı, projenin Muğla için büyük bir tehlike olduğunu söyledi. Fabrikanın enerji ihtiyacını karşılamak için Kütahya'dan yıllık 306 bin ton kömür getirileceğini belirten Özavcı, projenin Zeytincilik Kanunu’na da aykırı olduğunu vurguladı. Özavcı, “Zeytinliklere 3 kilometreye yakın alana ancak zeytin sıkma veya zeytinyağı tesisleri dışında bir tesis yapılamaz. Fabrikanın kurulmak istendiği bölgenin 250 metre yakınında zeytinlikler var. Burada çok açık bir ihlal var." ifadesini kullandı. Özavcı, bölgede açılacak 13 taş ocağında yapılacak patlatmalar nedeniyle Bayır Barajı, Bayır Kazan Göleti, çevredeki dere ve çaylar ile yeraltı su kaynaklarının yok olacağını ifade etti.

Toprak bilimci Prof. Dr. Doğan Kantarcı ve tıbbi jeoloji uzmanı Dr. Şeref Atabey, yapılmak istenen çimento fabrikası ve ham madde tesisine ilişkin bir rapor hazırladı. Rapora göre çimento fabrikası, geri dönüşü olmayan sonuçlara yol açacak. 13 adet kil ve kalker ocağı ve bir beton santralının tamamen orman alanı içinde kurulduğuna dikkat çekilen raporda, çimento üretiminin her aşamasında farklı kirleticilerin ortaya çıktığı vurgulandı.

KANSER RİSKİ

Raporda, fabrikanın nitelikli tarım alanlarını, zeytinlikleri, arıcılık dahil bütün tarım ve hayvancılık faaliyetlerini ve yörede yaşayan tüm canlıları olumsuz etkileyeceği belirtildi. Fabrikanın hastalıklara ve dönüşü olmayan çevre sorunlarına neden olacağı vurgulandı. Proje alanında tespit edilen canlı türlerinin yüzde 75’inin “Bern Sözleşmesi” ile koruma altında olduğu anımsatılan raporda, “Bilim insanlarının ‘yapı malzemesi olarak kullanılması sakıncalıdır’ dedikleri küllerin çimento üretiminde kullanılmak istenmesi ayrı bir sorundur. Açılacak kireçtaşı ocakları, düşecek yüksek yağışlara, bu da yüzeysel akışa ve sele dönüşecek. Kazı materyalleri derelere, tarım alanlarına taşınacağı için Kazan Göleti tehlikeye girecek” ifadelerine yer verildi. Ayrıca, “Kanserle ilgili çalışmalar kanser sıklığı veya ölüm oranı ile çimento fabrikasının yakınlığı arasında pozitif bir ilişki bulmuştur. Fabrikalarının bitişiğindeki alanlarda tüm kanserler ve kolorektal ve periton kanseri gibi hava kirliliği ile ilgili olmayan neoplazmalar için daha yüksek bir ölüm oranı saptamıştır” denildi.