CHP'li bilge siyasetçi Kemal Anadol, 23. yılında 1 Mart Tezkeresi olayını değerlendirdi: 'Emperyalizme karşı bir duruştu'

CHP'li bilge siyasetçi Kemal Anadol, 23. yılında 1 Mart Tezkeresi olayını değerlendirdi: 'Emperyalizme karşı bir duruştu'

26.02.2026 04:00:00
Güncellenme:
CHP'li bilge siyasetçi Kemal Anadol, 23. yılında 1 Mart Tezkeresi olayını değerlendirdi: 'Emperyalizme karşı bir duruştu'

Gazetemize konuşan Kemal Anadol, 1 Mart tezkeresinin emperyalizme karşı sergilenen tarihsel bir duruş olduğunu vurguladı.

1 Mart 2003’te TBMM’de yaşanan tezkere olayı, yakın siyasal tarihimizin önemli dönüm noktalarındandır. O dönem CHP’den İzmir milletvekili olarak parlamentoda bulunan ve tüm sıcaklığı ile o günleri yaşamış olan Kemal Anadol’la, tezkere olayını tüm yönleriyle konuştuk.

‘EN UZUN GÜN’ 

Halen Foça’da yaşayan ve yazın çalışmalarını sürdüren Anadol, CHP’nin bilge siyasetçilerinden. Öncelikle 1 Mart tezkeresi olayını çok önemsiyor. O dönem tezkereye karşı verilen mücadeleyi, alınan tutumu; ABD’ye ve emperyalizme karşı örnek bir duruş olarak değerlendiriyor.

Kemal Bey bu konu ile ilgili gözlem ve izlenimlerini “En Uzun Gün’ kitabında da anlatmış. Tezkere olayı ile ilgili olarak kendisine yönelttiğimiz sorular ve bu sorulara verdiği yanıtlar; o günlerin heyecanını, tartışmalarını günümüze taşıyor.

- 1 Mart tezkeresinin ve TBMM’de kabul edilmemesinin tarihi önemi nedir?

1 Mart 2003 günü dünya halkları nefesini tutmuş ABD’nin Irak’ı işgal hareketini izliyordu. İtalya’dan Türkiye’ye, Amerika’dan Japonya’ya uzanan savaş karşıtı gösteriler beş kıtaya yayılmıştı. ABD ordusu İskenderun Limanı'na ağır silahlarını ve savaş malzemesini yığmış, Urfa-Mardin arasında araziler kiralamıştı. Tezkerenin kabulü halinde ABD 4. Piyade Tümeni karaya çıkacak ve kuzeyden Irak’a girecek, Bağdat’a kadar ilerleyerek ülkeyi işgal edecekti. Altıncı Filo gemileri İskenderun açıklarında tur atarak AKP hükümetinin TBMM’ye sunduğu tezkerenin onaylanmasını bekliyordu. Dünyada konuyu gündemine alan tek parlamento da TBMM idi. İnsanlığın gözleri Türkiye üzerindeydi. O gün TBMM verdiği cesur kararla ABD emperyalizmine karşı durarak geçmişine yakışır bir tavır sergilemiş ve “Gazi Meclis” unvanını hak ettiğini kanıtlamıştı.

Kemal Bey, CHP grubu olarak o dönem Meclis'te izledikleri stratejinin başarısına dikkat çekiyor. Dönemin CHP Genel Başkanı Deniz Baykal ile genel sekreteri Önder Sav’ın tarihi olarak nitelendirilecek konuşmalarının AKP’lileri çok etkilediğini vurguluyor.

- O dönem parlamentoda bulunmuş ve tarihi oturumda konuşma yapmış CHP’li bir milletvekili olarak dikkat çekmek istediğiniz hususlar neler?

ABD’nin Irak’ı işgal planı Büyük Ortadoğu Planı'nın (BOP) başlangıcıydı. Sonradan bizzat İngiltere Başbakanı Tony Blair tarafından itiraf edilen “Saddam’ın elinde kitle kimya silahları var” yalanına dayanarak başlatılan harekât emperyalist politikanın somut göstergesiydi. Uluslararası hukuk paspas edilerek petrol, doğalgaz ve su kaynaklarına el koymak ana amaçlarıydı. Ortada Birleşmiş Milletler kararı ve uluslararası bir anlaşma yoktu. ABD ve tek müttefiki İngiltere Türkiye’nin coğrafyasını kullanmak istiyorlardı. CHP Genel Başkanı Deniz Baykal ise buna şiddetle karşı çıkıyor, “Türkiye bu gayrı hukuki ve gayrı ahlaki politikanın karargâhı ve cephesi olmayacaktır” diyordu. TBMM açıldığında CHP görüşmelerin açık olmasını istiyordu. Bu nedenle genel sekreter Önder Sav söz almıştı. Sav, sonradan belleklerde kalan “Geldikleri gibi giderler” ve “Amerika’dan korkmuyorsanız Allah'tan korkun” cümleleriyle tarihsel bir konuşma yapmıştı. İkinci konuşmayı da ben grup başkanvekillerinin verdiği görevle yapmış, tezkereyi uluslararası hukuka ve Atatürk’ün “Yurtta barış dünyada barış” ilkelerine aykırı olarak nitelemiştim.

SÖZ VERDİĞİ KONUŞULUYORDU

- 1 Mart tezkeresi karşısında iktidar ve muhalefet partileri ile milletvekillerinin tutumlarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Olaylara o günkü koşullarla bakmak gerekiyor. CHP grubu başta Genel Başkan olmak üzere tezkereye tam anlamıyla karşıydı. AKP ise farklı kümelerden oluşuyordu. Milletvekilleri seçileli henüz dört ay olmuştu. Başbakan Abdullah Gül’dü. Recep Tayyip Erdoğan’ın sıfatsız ama resmi protokol uygulanan ABD ziyaretinde başkan Bush’a söz verdiği kulislerde fısıldanıyordu. Ama başta TBMM Başkanı Bülent Arınç ve Başbakan Yardımcısı Ertuğrul Yalçınbayır olmak üzere güçlü biçimde karşı çıkan bir grup vardı. Anavatan ve Doğru Yol’dan gelen yeni AKP’liler tezkerenin geçmesinden yanaydılar. Kürt kökenli Güneydoğu illeri vekilleri ise karşı tavır sergiliyorlardı. Tarikat ve cemaatlerden gelen vekillerin vicdanı ise bir Müslüman ülke ordusunun başka bir Müslüman ülkesinde kan dökmesini kabullenemiyordu. CHP yönetimi bu gelişmeleri yakından izliyordu. Bu nedenle AKP ile bir çatışma yerine durumun tehlikelerini anlatmayı tercih ediyorduk. Nitekim kapalı oturumda konuşan CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’ın etkili hitabeti birçok AKP’li vekili ikna etmişti. Çoğu konuşmayı başlarını sallayarak dinliyordu. Yapılan elektronik oylamada yüz civarında AKP’li bizle aynı doğrultuda oy kullandılar. Aradan yıllar geçmesine karşın kapalı oturum tutanakları bir türlü açılmıyor! Açılsa hayır oyu kullananların tamamına yakının tasfiye edildiği görülecektir. TBMM tutanaklarına sonuçlar şöyle geçmişti. “BAŞKAN-Kapalı oturumda oylanan Başbakanlık tezkeresinin oylamasına 533 üye katılmış: 264 kabul, 250 ret, 19 çekimser oy kullanılmıştır. Sayın milletvekilleri, bu sonuca göre anayasanın ve İç Tüzüğün karar için öngördüğü çoğunluk sağlanamamıştır.” Anayasaya göre salt çoğunluk rakamı 267 idi. Bu durumda sadece üç oy farkla tezkere TBMM’den geçememişti.

- Eğer tezkere geçseydi ülkemizi ve halkımızı neler bekliyordu?

ABD, Doğu ve Güneydoğudaki havaalanlarından başka İskenderun, Mersin ve Taşucu limanlarını kullanmak istiyordu. Doğu Akdeniz’deki iki uçak gemisinden kalkacak 160 uçağın dışında 255 uçak, 65 helikopter ve ağır silahlar da topraklarımızda konuşlanacaktı. Üç takviyeli tugayı kapsayan 23 bin 788 asker Türkiye’den Irak’a girecek ve harekâta destek vermek üzere 37 bin 742 asker de ülkemize yerleşecekti. Özetle toplam 61 bin 530 kişilik ABD asker gücü Anadolu’da bulunacaktı. ABD ayrıca askerleri için cezai ve hukuki dokunulmazlık istiyordu. En Uzun Gün adlı kitabımda bu konuyu ayrıntıları ile anlatmıştım. ABD’nin bu sayıları artırmasını engelleyecek bir önlem de yoktu! Askerlere ilaveten ne kadar sivil personel, ajan ve görevli gelecek belli değildi. Sonuçta ilan edilmemiş bir işgalden söz açmayı abartılı bulmuyorum. Zira ABD İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra girdiği Almanya, Japonya ve Kore’deki üslerinden çıkmadı, çıkmıyor!

- Yakın çevremizde yaşanan gelişmeleri de dikkate alarak günümüzde ABD ve Trump’ın izlediği politikaları nasıl değerlendiriyorsunuz?

İsrail haydut devletinin Gazze’deki soykırımı cezasız kalırken Trump yönetimi uluslararası hukuk kurallarını paspas etmekten çekinmiyor. Eğer tezkere TBMM’den geçseydi İran’la komşu olacak ABD ordusunun neler yapacağını düşünmek bile istemiyorum. Tezkerenin reddini unutmayan ABD Irak'ın kuzeyinde askerlerimizin başına çuval geçirdi, Muavenet gemimize füze fırlatarak denizcilerimizi şehit etti. Tezkereye sahip çıkmadığı için seçkin amiral, general, subay ve astsubaylarımızı Ergenekon, Balyoz ve Casusluk davalarıyla ordudan tasfiye etti. Hain FETÖ örgütüne bağlı savcı ve yargıçlar bugün hapiste olmalarına karşı verdikleri kararlar toplumda ağır yaralar açtı. ABD tezkerenin reddinden ders çıkardı. Bugün istediği kararları parlamentolar yerine tek adamların imzasıyla gerçekleştiriyor.

TEZKERENİN BELGESELİ

- 1 Mart tezkeresinin 23. yıldönümünde neler yapılacak? Tezkereye karşı verilen mücadeleyi unutmamak ve unutturmamak için sizce neler yapılmalı?

1 Mart 2003 olayı Cumhuriyet ve demokrasi tarihimiz içinde önemli yerini koruyor. O gün TBMM’deki 22. Dönem CHP Grubu her 1 Mart günü Ankara’da toplanarak zaferimizi kutluyor aramızdan ayrılanları sevgi ve saygı ile anıyoruz. Bu yıl değişik bir program uygulanacak. Uğur Mumcu Vakfı Başkanı Güldal Mumcu, Nebil Özgentürk’e “1 Mart 2003 Belgeseli” hazırlattı. Belgesel Atatürk’ün kurduğu Musiki Muallim Mektebi (Daha sonra Mamak Belediyesi) salonunda 1 Mart 2006 Pazar günü saat 13.30’da gösterime girecek. Gösterime CHP Genel Başkanı Özgür Özel de katılacak. Salonda o günün milletvekilleri de eşleriyle birlikte hazır olacaklar. 1 Mart 2003 günü doğan gençlerimiz bugün 23 yaşında... Genç kuşakların o günü ve verilen mücadeleyi unutmaması gerekiyor.

KEMAL ANADOL KİMDİR?

KIVILCIM Kemal Anadol, siyasetçi, avukat ve yazardır. TBMM 15 ve 16. dönem CHP Zonguldak milletvekilliği, 18, 22 ve 23. dönem CHP İzmir milletvekilliği görevlerinde bulunmuştur. Barış Derneği Genel Başkanvekili görevi nedeniyle, 12 Eylül döneminde Barış Derneği davasında yargılanmış ve uzun süre cezaevinde kalmıştır. Son milletvekilliği döneminde CHP grup başkanvekili olarak görev yapan ve bu yönüyle kamuoyunda tanınan Anadol, Kemal Kılıçdaroğlu’nun genel başkan seçildiği CHP’nin 33. olağan kurultayının divan başkanlığını yapmıştır. Kemal Anadol’un hem siyaset ve hem de edebiyat alanında yayımlanmış çok sayıda eseri bulunuyor.