Türkiye Büyük Millet Meclisi Dışişleri Komisyonu Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Alt Komisyonu, dün, AKP İstanbul Milletvekili Seda Gören’in başkanlığında, Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Fatih Mehmet Karaca ve Diyanet İşleri Başkanlığı Dış İlişkiler Genel Müdürü Ensari Yentürk’ün katılımlarıyla toplandı.
‘DİYANET’İN YURTDIŞINDA 2 BİN 430 PERSONELİ VAR’
Açılış konuşmasında komisyon başkanı Gören, “Yurtdışındaki vatandaşlarımıza gerçekleştirdiğimiz ziyaretlerdeki tecrübelere dayanarak, millet varlığımız için sunulan din hizmetleri, sağladığı ibadet alanının yanında kapısı çalınan ilk ev, dertleşilen ilk ocak işlevi görmektedir” dedi. Diyanet Dış İlişkiler Genel Müdürü Yentürk, yurtdışı personel sayılarının an itibarıyla 2 bin 430 olduğunu, din hizmetleri müşavirliği için 77, din hizmetleri ataşeliği için 54 kadro bulunduğunu söyledi. İslamofobiyle mücadele ettiklerini, camilerin yurtdışına ‘devlet bütçesinden değil, hayır sahiplerinin destekleriyle’ inşa edildiğini anlattı. Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Karaca ise, “Biz Avrupa’da din hizmeti yürütüyoruz ama yürüttüğümüz hizmetlerin başında dil hizmeti de var. Dil olmadan din olmaz” ifadelerini kullandı.
‘DİN KURUMUNDA TORPİL OLMAMASI GEREKTİĞİNİ ÇOK İYİ BİLİYORUZ’
Toplantıda milletvekilleri Diyanet’e sorular yöneltti. CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, “Teşkilatınız mensuplarına yapılan bir ankette çalışanlar arasındaki en büyük rahatsızlığın torpil olduğu sonucu var. Muhtemelen bu, yurtiçi teşkilatınızla ilgili. Ama dışarıda da ne kadar liyakate, dil bilgisine bakıyorsunuz” diye sordu. Başkan Yardımcısı Karaca, personelin Arapça bilmesine yönelik sıkılaştırıcı düzenlemeler getirdiklerini söyleyerek, “Kurumların hedeflemiş olduğu usul ve esaslar çerçevesinde başarılı olamayan, bir yerlere gelemeyen insanların, aynaya bakmadan, ‘liyakat gözetilmeden torpil esaslı atamaların yapıldığı’ iddialarını ben işin açıkçası çok dikkate değer bulmuyorum. Biz din kurumuyuz ve din kurumunda, bu konuda hiçbir şekilde ama hiçbir şekilde, torpil ve liyakatın yer almaması gerektiğini çok iyi biliyoruz (...) Belki tikel anlamda istisnai, bilmediğimiz örnekler olabilir ama genel olarak kamu düzeninin korunduğunu, bütün atamalarda sistemin çok sağlıklı bir şekilde işlediğini rahatlıkla size ifade etmek istiyorum. Hatta şunu da söyleyeyim: Biz din kurulu olduğumuz için her ne kadar devletin içerisinde laiklik esası gereği bunlar konuşulmaz şeklinde düşünülebilir ama kendi adıma, benim kendi günahım bana yeter. Yarın Allah'ın huzuruna çıktığımda ben kendi hesabımı vereceğim. Başkasının hesabını neden üstleneyim” diye konuştu.
‘TORPİL OLMADIĞINI’ ERDOĞAN ÖRNEĞİYLE ANLATTI
Karaca, Belçika Din Hizmetleri Müşaviriyken, Safi Arpaguş’un Diyanet İşleri Başkanı olmasıyla başkan yardımcılığına atandığına işaret ederek, “kurumda torpil olmadığına ilişkin” örnek sundu: “Sayın Diyanet İşleri Başkanımız, kararnamesi çıktı, yayımlandığı gün kendisini aradım, ‘hayırlı olsun’ dedim ve telefonu kapattım. Konuşmamız tam 52 saniye sürdü. Hiçbir şey konuşmadık onun dışında. Aradan 5 ya da 6 gün geçti, Sayın Diyanet İşleri Başkanımız beni aradı. Dedi ki, ‘Kardeşim niye aramıyorsun beni? Birlikte çalışmak istediğim adam beni hiç aramıyor, ama çalışmak istemediğim tonlarca adam beni defalarca arıyor’. Şimdi bakın, kurumun en üst seviyesindeki, birinci kademedeki bir kadro (başkan yardımcılığı). Kendi adıma da şunu söyleyeyim: Ben İstanbul İmam Hatip Lisesi mezunuyum. Sayın Cumhurbaşkanımız, benim öğrencilik yıllarımda ‘ağabey’ dediğim birisi. Burada vekillik yapan, bakanlık yapan, çok yakın tanıdıklarım hatta akrabalarım var. Hiçbirisinin yanına gitmedim. Bu anlamda telefon görüşmesi dahi yapmadım. Yapma gereksinimi de duymadım. Prosedürün kendi içerisinde işlediğine dair kanlı canlı bir örnek olarak karşınızda duruyorum”
‘İRAN’DA DİN HİZMETİ VERMEMİZ SÖZKONUSU DEĞİL’
Öte yandan Yeni Yol Milletvekili Hasan Karal, Diyanet İşleri Başkanlığının Müslüman çoğunluklu ülkelerde hangi faaliyetleri yürüttüğünü, Mısır üzerinden sordu. Dış İlişkiler Genel Müdürü Yentürk, “Daha yeni, müşavir hocamız atandı oraya. Ama en önemli hizmet veya katkı sağladığı başlıklardan birisi, şu anda, Türkiye Diyanet Vakfı'nın Gazze'ye yönelik hizmetlerinin koordinesinde çok ciddi bir misyon icra ediyor. Onun haricinde biz, diğer kurumların kendi aralarında yaptığı gibi, muhatap olduğumuz kurum ve kuruluşlarla ilişkilerin geliştirilmesi bağlamında da diplomatik bir görev icra ediyoruz” dedi. Yentürk, İran örneği de vererek, “Mesela Tahran'da da bizim bir müşavirimiz var. Oradaki müşavir hocamız, arkadaşımız ne yapıyor derseniz tamamen kurumlar arası iletişim veya temas yürüten bir misyona sahip. Yoksa orada bir din hizmeti zaten sözkonusu değil. Dolayısıyla müşavirliklerimizin ve ataşeliklerimizin yeknesak bir görev tanımı olduğunu ifade etmek mümkün değil” ifadelerini kullandı.
