Döviz, sporun idam fermanı olmasın

KONUK YAZAR | Suavi Yardımoğlu, Cumhuriyet Ege için yazdı...

23 Aralık 2021 Perşembe, 10:23
Döviz, sporun idam fermanı olmasın
Abone Ol google-news

Döviz kurundaki dalgalanmalar ve giderek içinden çıkılmaz bir hal alan hayat pahalılığı, bir kısım mutlu azınlık dışında tüm ülkeyi kıskaca almış durumda. Sanayicisinden, esnafa, tüccara, çiftçiden, memura, işçiye, serbest meslek uğraşındaki kimse, gelecekte kendisini nelerin beklediğini kestiremiyor.

Dövizdeki sert düşünün ardındaki gizemler sorgulanırken, en önemli soru da, "Bu operasyonun tavanı da delip uzaya çıkan fiyatları geriletip, sürdürebilir bir yaşam düzeyine indirip, indiremeyeceği"

Tüm bu ikilemlerin ve bilinmezliklerin arasında önemli bir soru da;  "Türk Sporu'nun nereye gittiği"

Basketbolda ilk havlu atan bir Süper Lig ekibi oldu. Kentin tek takımı, üstelik isim sponsoru da bulunan, yetmedi Belediye takımı olan HDI Sigorta Afyon Belediyespor, artan maliyetler karşısında sahaya gençleriyle çıkmaya başladı. Avrupa'da şampiyonluklar kazanan Efes'in Başantrenörü Ergin Ataman, 83-140'lık skorla biten maçın ardından, "Bu maçın bu şekilde oynatılması Türk Basketbolunun ayıbı" dedi. 

Ardından bir feryat da İzmir'den yükseldi. Dolar 7.5 TL iken sezon ortalamasını 9 TL'den hesapladıklarını ve tüm kulüplerin hesabında an itibariyle 5-6 TL sapma olduğunu vurgulayan Karşıyaka Kulüp Başkanı Turgay Büyükkarcı, "Çözülme Afyon'la başladı, başka kulüpler de Afyon'u takip edecek. Devlet desteği olmadan altından kalkamaz, çökeriz, Edirne dışına çıkamayız." dedi. Üstelik ardında yıllarca basketbolu, Pınar Karşıyaka'yı bağımsız olarak sponse eden Yaşar Holding olmasına karşın.

Trabzon'un alıp başını gittiği ligde, üç büyüklerin derdine düşen, "hangi antrenörün kimin yerine ne zaman geleceğini" okurlarına, izleyenlerine pompalayıp rayting kapmaya çalışan spor medyasında satır arası oldu, unutuldu geçti. 

Bu kadar yabancı sayısı ile bu döviz çılgınlığında 4-5 kat artan, bu yükün altından gelir kaynakları kısıtlı özellikle Anadolu kulüplerinin nasıl kalkacağını kimse konuşmadı. Federasyonlar ise konuya bir çözüm bulma yolunda en ufak bir adım atmadılar, bırakın adımı konuyu gündeme dahi getirmediler.

TFF 1.Lig ekibi Denizlispor dövizdeki artışın ardından borcunun 120 milyona çıktığını açıkladı. Gizemli gece yarısı operasyonunun ardından borç 97 milyona indi. Horozlar'ı uçuruma yuvarlanmaktan kurtarmaya yetti mi? Doğaldır ki, "Hayır."

Yeni spor yasası mecliste... Gündemin baş sıralarında yine malum takımların borç yükü var. Beşiktaş, Fenerbahçe, Galatasaray ve Trabzonspor'un borcu toplamda (36.4 milyar TL) yani yaklaşık (2 milyar dolar) iken (26.5 milyar TL)'ye düştü.

Üretici, çiftçi inim inim inlerken, nasıl olsa birileri çıkar, Türk futbolunu kurtarır. Peki yabancı oynatmayanlar veya gücü yetmeyip daha az oynatanlar ne yapsın? Onlar da baksın başının çaresine. Amman ha! Yasa öyle diyor. Bütçedeki harcama yüzdelerini aşmasınlar. Yoksa doğru "kodes" e. Öyle ya bu krizde ortalık hevesli spor yöneticisi kaynıyor, nasıl olsa!

İzmir'de ikinci stat da hizmete girdi. Alsancak Mustafa Denizli Stadı. Bizzat sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından açılış yapıldı ve iki kulübün kullanması istendi. Altınordu Bornova'da kalacağını duyurdu. Şimdi Altay maçlarını oynuyor. Futbolsever insan gibi maç seyrediyor, takımını futbolcusunu bağrına basıyor. Ancak çok daha önceden stadına kavuşan Göztepe için de aynı sorun ortada. Gelir getiren alanların devri bir türlü yapılamıyor. Yıllık maliyeti 20 milyon lirayı bulan stat işletme giderleri zaten naklen yayın gelirlerinden TL'ye dönülerek "çırak çıkarılan" kulüplerin sırtında. (Ekonomistler Kasım 2020'de TL'ye dönülen yaklaşık 4.5 Milyar TL toplam gelirden döviz bazında gelirlerinin % 60'ını kaybettiğini, yaklaşık 2.5 milyar TL kayıp yaşadıklarını belirtiyor) 

İki ucu ... değnek. Kulüp, "Al kardeşim stadını  ben kiramı verir oynarım" dese,  yük Gençlik Spor'un yani devletin üzerinde kalacak. Yılda 10 ay, 15 günde bir maç oynanan maç oynanmaktan başka bir bir işlevi olmayan yapı için, milyonlar, milyarlar devletin kasasından, dolaylı olarak vatandaşın cebinden, ödediği vergilerden çıkacak. Statlara, hangi personel, hangi bütçeyle bakacak?   

Futbolda kendi çocuklarımızla Kore'de elde ettiğimiz bir dünya üçüncülüğümüz var. Basketbolda İstanbul'da dünya ikinciliğimiz... Olimpiyatta güreş klasiğinin dışında, okçuluk, kadın boksu, cimnastik, karatede kazandığımız madalyalar. Voleybolda bir kaç setle, Atıcılık'ta milimlerle, atletizmde ise santimetrelerle kaçırdığımız madalyalar... Yelkende, yüzmede madalya umutlarımız v.d. Paris için şimdiden aday gösterilen çocuklarımız var. 

Hala şu pandemi ve kriz ortamında har vurup harman savurmaya döviz saçmaya devam ediyoruz. 

Allah aşkına söyleyin. Sene 2000 Galatasaray UEFA Şampiyonu olmuş, sonra Süper Kupa'yı kaldırmış. Sene 2021... Hangi takımımız Avrupa Şampiyonluğuna ulaşmış. İstediğin kadar yabancı oynat ulaşabilir mi, güç yeter mi? 

Oysa (yabancı sayısını azaltan kaliteli yabancıya kapıları açan) voleybolumuzda daha kızlarımız yeni Dünya Şampiyonu (Vakıfbank), Dünya Üçüncüsü (Fenerbahçe Opet) oldu. Kimin umurunda. Ne acıdır ki, Fenerbahçe'de Pereira'nın gidip gitmeyeceği daha çok konuşuluyordu.

Geçelim NBA'e  Jedi Osman, Furkan tutundu. Ersan İlyasova 10 günlüğüne kurtarıcı olarak kontrat imzalıyor. Alperen'in, Ömer'in yıldızı her geçen gün parlıyor. "Şengün neden ilk beşte değil?" diye antrenör sorgulanıyor. 

Atletizm takviminde yer alan yılın son büyük organizasyonu, Avrupa Kros Şampiyonası Dublin’de yapıldı.  Ay-yıldızlı ekip, geçmiş şampiyonalardaki 22 altın, 9 gümüş, 15 bronz olmak üzere toplam 46 madalyanın önemli bir bölümünü son 10 yılda elde etmişti. Bu yıl Yasemin Can ve Aras Kaya iki devşirme atlet favorimizdi. Sadece Kenya asıllı Aras'la gümüş madalya çıkarabildik. Oysa Norveçli Ingebrigtsen, 1.500 m. gibi zor bir dalda, Tokyo'da olimpiyat rekoru kırarak altın madalya kazandı. 

Bizim Ağrı'nın Kenya'ya hiç benzer yönleri yok mu? Avrupa'ya dünyaya şapka çıkartmış efsanelerimiz yok mu?  Kara lastikle koşup şampiyon olan yeteneklerimizi unutup, dolarları avroları, geçici başarılar uğruna mı harcayalım? Norveç'in yaptığını yapabilmek için biz de yöntem bulalım. Eldekiler yetmezse dövizi sporcularımızı yetiştirecek antrenörlere harcayalım. 

Bırakalım artık şu işe yaramayan yabancı hayranlığını. Kaptırmayalım değerli dövizlerimizi. 

Altınordu futbola pekala başarıyor. Geçen sene final oynadı, bu yıl zorlanıyor. Ama ilkelerinden ödün vermiyor. Finale çıkamasa da bu yıl da başaracak. 

Biz de izin vermeyelim artık, bu savurganlığa. Döviz sporumuzun idam fermanı olmasın.