Eski NATO Genel Sekreter Yardımcısı Diriöz, 77. yaşına krizlerle giren NATO’yu değerlendirdi: ‘Trump’ın ileriye gideceğini sanmıyorum, temmuzdaki zirve Türkiye’ye faydalı olur’

Eski NATO Genel Sekreter Yardımcısı Diriöz, 77. yaşına krizlerle giren NATO’yu değerlendirdi: ‘Trump’ın ileriye gideceğini sanmıyorum, temmuzdaki zirve Türkiye’ye faydalı olur’

4.04.2026 04:00:00
Güncellenme:
Batu Bozkürk
Takip Et:
Eski NATO Genel Sekreter Yardımcısı Diriöz, 77. yaşına krizlerle giren NATO’yu değerlendirdi: ‘Trump’ın ileriye gideceğini sanmıyorum, temmuzdaki zirve Türkiye’ye faydalı olur’

NATO, 77 yıl önce bugün kuruldu. İttifaka yönelik Türkiye’deki ve dünyadaki tartışmaları Cumhuriyet’e değerlendiren emekli büyükelçi Hüseyin Diriöz, “Trump’ın söylemleri caydırıcılığa zarar veriyor, ama çok ileriye gideceğini sanmıyorum. Temmuzda Ankara’da gerçekleşecek NATO Zirvesi ise Türkiye ile Avrupa’yı güvenlik açısından yakınlaştırabilir” dedi.

4 Nisan 1949’da kurulan NATO, 77. yaşını, iç tartışmaların gölgesinde kutluyor. ABD Başkanı Donald Trump’ın “NATO’dan çıkacağım” mesajları, pek çok Avrupa ülkesinin İran’a saldırılar için üslerini açmaması ve NATO üyelerinin savunma harcamalarına yönelik Trump’ın eleştirileri, ittifakta kırılgan bir görüntü oluşturuyor. NATO liderleri böyle bir dönemde, temmuz ayında, Ankara’da bir araya gelecek. NATO Türkiye’de son günlerde, Adana’da kurulacak NATO Çok Uluslu Kolordu Karargâhı ve Karadeniz’de kurulacak NATO Birleşik Görev Kuvveti-Karadeniz Karargâhı ile de tartışılıyor.

‘NATO’NUN EN AĞIR KRİZLERİNDEN BİRİ’

Tüm bu konuları 2010 ile 2013 yılları arasında NATO Genel Sekreter Yardımcısı olan, Dış Politika Enstitüsü Başkanı, emekli büyükelçi Hüseyin Diriöz, Cumhuriyet’e değerlendirdi. Diriöz, NATO’nun zor bir dönemden geçtiğini belirterek, “NATO içerisinde geçmişte görüş ayrılıkları oldu. Bu görüş ayrılıkları ileri noktalara da gitti. Örneğin Fransa askeri yapıdan çekildi, geri döndü. Yunanistan çekildi, geri döndü. Ancak bugün yaşadıklarımız, NATO'nun mevcudiyetini sorgulatacak şekilde, en ağır krizlerden biri” diye konuştu.

‘ÜS AÇMAK NATO MECBURİYETİ DEĞİL’

NATO ülkelerinin İran’a saldırılarda üslerini açmak zorunda olmadığını söyleyen Diriöz, “Bu bir NATO mükellefiyeti değil. NATO'da esas olan şey birbirlerinin güvenliklerine, toprak bütünlüklerine destek olmak. ‘Birimize saldırı hepimize saldırı’ felsefesini biliyorsunuz. Dolayısıyla başka bir yere bir müdahale olduğunda, mesela ABD Vietnam'dayken, NATO ülkelerinin ABD’ye Vietnam’da yardım etmeleri sözkonusu değildi. Müttefikler, kendilerine menfaat sağlıyorsa katkıda bulunabilir. Sağlamıyorsa bu bir NATO mükellefiyeti değildir, mecburiyeti değildir” ifadelerini kullandı.

‘TRUMP’IN SÖYLEMLERİ CAYDIRICILIĞA ZARAR VERİYOR’

NATO’nun temel stratejisinin caydırıcılık ve savunma olduğuna dikkat çeken Diriöz, Trump’ın tavrının caydırıcılığı baltaladığını söyledi. Diriöz, “Caydırıcılığın gerçekleşebilmesi, inandırıcı olabilmesi, bir saldırıyı önleyebilmesi için iki önemli unsur var. Birincisi imkân ve kabiliyetler: Top, tüfek, tank, savaş uçağı, savaş gemisi, bunların lojistik vasıtaları… İkincisi ise siyasi irade. NATO zirve bildirileri, bakanlar bildirileri bu yüzden önemli” dedi.

Bu noktada Trump’ın açıklamalarına işaret eden Diriöz, “Şimdi bir ülke kalkıp da ‘NATO işe yaramaz, kağıttan kaplan’ vesaire derse, bu, caydırıcılığı zaafa uğratır. Ancak neticede Avrupa'nın güvenlik bakımından tercihi, transatlantik boyutu muhafaza etmektir. Amerika'nın tercihi de ekonomik olarak kendine yakın olan Avrupa’yla rahat ilişkiler kurmaktır. Bu, ABD için ilave güç kaynağıdır. Onun için ben bu söylemlerin çok ileri gideceğini ve caydırıcılığın daha da zarar alacağı bir noktaya ulaşacağını sanmıyorum. Bu söylemler, hafif gaz vermek için ya da Hürmüz’le ilgili destek toplamak içindir” sözlerini sarf etti.

Öte yandan ABD’nin NATO’dan çıkabilmesi için Senato’da 3’te 2 çoğunluk gerekiyor. Bu da mevcut siyasi atmosferde olası görünmüyor.

‘TRUMP ‘PAMUK ELLER CEBE’ DİYOR’

İttifak içerisindeki bir başka tartışma konusu da savunma harcamaları. NATO’nun 2025 raporuna göre, Örgüt’ün harcamalarının yüzde 60’ı ABD tarafından gerçekleştiriliyor. Trump, üye ülkelerden, savunma bütçelerini milli gelirlerinin yüzde 2’sinden yüzde 5’ine çıkarmalarını istemiş, İttifak da geçtiğimiz yıl bu yönde bir karar almıştı. Hüseyin Diriöz, “Bu konu Soğuk Savaş döneminde de, Soğuk Savaş sonrası dönemde de, benim NATO’da çeşitli dönemlerdeki görevlerimde de hep tartışma konusuydu. Soğuk Savaş sonrası ortamda bazı ülkelerin ‘rehavete kapıldığı’ iddia edildi. Trump da amiyane tabirle ‘Pamuk eller cebe’ diyor. Ama bu tartışma her zaman vardı” dedi. 

‘ZİRVE AVRUPA İLE TÜRKİYE’Yİ GÜVENLİK AÇISINDAN YAKINLAŞTIRABİLİR’

Tüm bu sorunların konuşulduğu bir ortamda NATO Liderler Zirvesi, 2004’ten sonra tarihte ikinci kez, 7-8 Temmuz 2026 tarihlerinde Türkiye’de düzenlenecek. Adres bu kez İstanbul yerine Ankara olacak. Diriöz, NATO zirvesinin Türkiye için bir fırsat olabileceğini savunarak, “Avrupa'da ‘Amerika'sız ne yapabiliriz’ diye düşünen, kıtanın güvenlik ve savunma kimliğini güçlendirmek isteyen ülkeler var. Transatlantik boyutu olmadan bu işi yürütmek isteyenler için Türkiye'nin önemi daha da artacak. Çünkü Türkiye Avrupa'ya yakın, kilit bölgelere yakın, kriz bölgelerine yakın, askeri imkân-kabiliyetleri yüksek. Dolayısıyla bu zirvenin Türkiye'de yapılıyor olması, Türkiye'yi daha da odak noktasına getirecek. Zirve, Avrupa ile Türkiye’yi savunma, güvenlik ve stratejik açılardan yakınlaştırabilir” değerlendirmesini yaptı.

Türkiye bu yıl Şubat ayında Almanya’daki NATO tatbikatına da 2 bine yakın askerle katılarak, tatbikata en çok kuvvet sağlayan ülkelerden biri olmuştu.

‘TÜRKİYE DAHA KİLİT ROL OYNAYABİLİR’

NATO Türkiye’de son dönemde, Adana’da kurulacak NATO Çok Uluslu Kolordu Karargâhı ve Karadeniz’de kurulacak NATO Birleşik Görev Kuvveti-Karadeniz Karargâhı ile de tartışılıyor. Millî Savunma Bakanlığı, bu karargâhlar sayesinde “Türkiye’nin NATO’nun karar alma süreçlerinde daha çok söz sahibi olabileceğini” ifade etti. Diriöz, bu yaklaşıma ilişkin, “Karargâhın Türkiye'de olmasının Türkiye'ye avantaj sağlaması beklenir. Türkiye'nin daha kilit bir rol oynaması da muhtemeldir” dedi. Sözkonusu karargâhların kurulmasının daha önceden kararlaştırıldığını anımsatan Diriöz, bunların güncel kriz ortamıyla ilgisi olmadığı görüşünü aktardı.