Hakaret davaları basın özgürlüğünü hedef alıyor: Sanıkların çoğu gazeteci

Hakaret davaları basın özgürlüğünü hedef alıyor: Sanıkların çoğu gazeteci

30.06.2026 18:27:00
Güncellenme:
Haber Merkezi
Takip Et:
Hakaret davaları basın özgürlüğünü hedef alıyor: Sanıkların çoğu gazeteci

Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği'nin (MLSA) 2025-2026 dava izleme raporu, hakaret suçlamalarının gazeteciler üzerinde sistematik bir baskı aracına dönüştüğünü ortaya koydu. Ocak 2025-Mayıs 2026 döneminde izlenen 120 duruşmada sanıkların yüzde 61,7'sini gazeteciler oluştururken, dosyaların büyük bölümünde haberler ve sosyal medya paylaşımları delil olarak kullanıldı.

Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği tarafından hazırlanan 2025-2026 dava izleme raporu, Türkiye'de hakaret suçlamasıyla açılan davaların önemli bölümünün gazetecilik faaliyetleri ve sosyal medya paylaşımları nedeniyle açıldığını ortaya koydu.

Rapora göre Ocak 2025-Mayıs 2026 döneminde izlenen 120 duruşmanın 53'ü, Türk Ceza Kanunu'nun 299. maddesikapsamında görüldü. İncelenen davalarda sanıkların yüzde 61,7'sini gazeteci, muhabir ve medya çalışanları oluşturdu.

Raporda, duruşmaların yüzde 44,2'sinin Cumhurbaşkanına hakaret, yüzde 34,2'sinin ise kamu görevlisine hakaret suçlamalarıyla bağlantılı olduğu belirtildi.

HABERLER VE SOSYAL MEDYA PAYLAŞIMLARI DELİL YAPILDI

Rapor, davalarda kullanılan delillerin niteliğine de dikkat çekti. Buna göre 45 dosyada sosyal medya paylaşımları, 45 dosyada ise haber içerikleri delil olarak gösterildi.

Toplantı, gösteri ve basın açıklamaları 26 dosyada, müşteki beyanları 31 dosyada, kolluk fezlekeleri, MOBESE kayıtları ve olay tutanakları ise 22 dosyada delil olarak yer aldı. İki dosyada ise CİMER başvuruları veya yayın kayıtları delil kaynağı olarak kullanıldı.

ERDOĞAN EN SIK MÜŞTEKİ OLAN İSİM

TCK 299 kapsamındaki davalarda müşteki profili de raporun dikkat çeken başlıkları arasında yer aldı. İzlenen duruşmaların yüzde 43,3'ünde müşteki Recep Tayyip Erdoğan oldu.

Adli ve güvenlik mensuplarının müşteki olduğu dosyalar yüzde 20, kamu görevlileri, bakanlar ve yöneticilerin müşteki olduğu dosyalar ise yüzde 10,8 olarak kaydedildi.

Raporda, özellikle yargı ve güvenlik mensuplarını konu alan haberler nedeniyle açılan davaların gazeteciler üzerinde caydırıcı bir baskı unsuru oluşturduğu değerlendirmesi yapıldı.

AYNI GAZETECİLER ÇOK SAYIDA DAVAYLA KARŞI KARŞIYA

Rapora göre bazı gazeteciler aynı dönemde çok sayıda dava süreci yaşadı. Furkan Karabay izlenen 120 duruşmanın 15'inde sanık olarak yer alırken, Barış Terkoğlu ve Barış Pehlivan da farklı dosyalarda tekrar eden yargılamalarla karşılaştı.

Sedef Kabaş hakkındaki davanın iki yıl üst üste izlenmesi ise uzun yargılama süreçlerinin başlı başına bir baskı unsuru olarak değerlendirildi. Raporda ayrıca İsveçli gazeteci Kaj Joakim Medin'in de TCK 299 kapsamında yargılanmasının, düzenlemenin yabancı gazetecilere de uygulandığını gösteren örneklerden biri olduğu belirtildi.

EN FAZLA DAVA İSTANBUL'DA GÖRÜLDÜ

İzlenen 120 duruşmanın 82'si İstanbul'da, 10'u Ankara'da, 7'si Diyarbakır'da, 21'i ise diğer illerde görüldü.

Karara bağlanan 32 duruşmanın 12'sinde mahkûmiyet, 11'inde beraat kararı verildi. Beş dosyada ceza ile kısmi beraat birlikte hükme bağlanırken, iki dosya düşmeyle sonuçlandı.

Raporda ayrıca dokuz dosyada hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) kararı verildiği belirtilerek, bu uygulamanın gazeteciler üzerindeki hukuki belirsizlik baskısını sürdürdüğü ifade edildi.

Raporda, hakaret kovuşturmalarının Türkiye'de fiilen bir basın ve ifade özgürlüğü sorunu haline geldiği vurgulandı.

Sanıkların büyük bölümünün gazetecilerden oluşması, delillerin çoğunlukla haber içerikleri ve sosyal medya paylaşımlarına dayanması ile davaların önemli kısmında Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın müşteki olarak yer almasının sistematik bir örüntü oluşturduğu ifade edildi.

Raporda ayrıca Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin TCK 299 kapsamında verdiği ifade özgürlüğü ihlali kararlarına atıf yapılarak, özellikle yurt dışına çıkış yasağı gibi adli kontrol tedbirlerinin gazeteciler üzerinde tutukluluk dışında yeni bir baskı mekanizmasına dönüştüğü değerlendirmesine yer verildi.