Akbelen’de acele kamulaştırma kapsamında bölgeye gelen keşif heyetine yönelik “görevi yaptırmamak için direnme” ve “kamu görevlisine hakaret” iddialarıyla yargılanan Esra Işık, 31 Mart’ta tutuklanmış, 42 gün tutuklu kaldıktan sonra tahliye edilmişti.
Milas Adliyesi’nde dün görülen başlayan duruşmada mahkeme, Işık hakkında “kamu görevlisine hakaret” suçundan 442 gün adli para cezası verilmesine ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verdi.
Mahkeme, “görevi yaptırmamak için direnme” suçundan ise Işık’a 2 yıl 1 ay hapis cezası verdi. Kararın, istinaf sürecinin ardından kesinleşeceği bildirildi.
Işık’ın avukatları, hukuki sürecin devam edeceğini belirterek, “Esra Işık verilen ceza nedeniyle cezaevine girmeyecek. Ancak biz bu kararı ve cezayı kabul etmiyoruz. Hukuki süreç devam edecek ve Esra’nın suçsuzluğunu kanıtlamaya söz veriyoruz” dedi.
"BİZ ONURUMUZU SAVUNDUK"
Kararın ardından adliye önünde açıklama yapan Esra Işık, verilen cezanın yalnızca kendisi için değil, toprağını ve yaşam alanlarını savunan tüm yurttaşlar için emsal niteliği taşıdığını belirterek, şunları söyledi:
“Biz bu memleketin gerçek sahipleriyiz. Bu toprağı işleyen kim? Biziz. Bu memleketi var eden kim? Biziz. Bizim emekçi ellerimiz. Biz onurumuzu savunduk ve bunun hiçbir zaman suç olmadığını biliyoruz.”
Mücadelelerinden vazgeçmeyeceklerini söyleyen Işık, “Hiçbir baskı bizi yıldıramıyor. Köylüleri yıldıramıyor. Bizler şirketlere ve onları koruyanlara boyun eğmedik, eğmiyoruz ve eğmeyeceğiz” diye konuştu.
Duruşmayı takip edenler arasında İYİ Parti Muğla Milletvekili Metin Ergun, CHP Muğla Milletvekilleri Cumhur Uzun ve Gizem Özcan, Umut-Sen Örgütlenme Koordinatörü Başaran Aksu ile BİRTEK-SEN Genel Başkanı Mehmet Türkmen de yer aldı.
"O HOLDİNG ORADAN KAZINIP GİDECEK"
Umut-Sen Örgütlenme Koordinatörü Aksu şunları söyledi:
“Akbelen’deki direniş örnek bir direniştir. Holdinglerin ve tekellerin uyguladığı politikalar, insanları kendi tarlasında köleye dönüştüren, geçmişini gasbederek hafızasızlaştıran bir pratiktir. Esra da o köyün çocuğu olarak buna itiraz ediyor ve onurlu bir mücadele yürütüyor. Yargı, holdingleri üzmemek ve neşelendirmek adına bir seferberlik halinde. Esra’ya ister idam ister müebbet versinler, Akbelen halkı eğilmez. O holding oradan kazınıp gidecek, Akbelenliler ise orada nesiller boyu yaşamaya devam edecek.”
BİRTEK-SEN Genel Başkanı Mehmet Türkmen de Esra Işık ile aynı dönemde cezaevinde kaldıklarını belirterek, şunları kaydetti:
“Esra’yla aynı zamanda, aynı dönemde cezaevinde yattık. Bu belki bir tesadüf ama Türkiye’de köylülerin doğasını ve toprağını savunanlarla, işini, ekmeğini ve emeğini savunanların kader birliğinin de bir ifadesi.
Maden ve benzeri yatırımlar yapılırken, ‘Ülkenin yer altı kaynaklarını ekonomiye kazandıracağız, istihdam yaratacağız’ diyerek insanların iş ihtiyacını istismar ettiler. Artık görüyoruz ki bu ülkede toprağını ve emeğini savunan herkesin karşı karşıya olduğu tek bir güç var, o da bu ülkenin sermaye sınıfı. Yaşamına ve ürettiği değerlere sahip çıkan halk ile onların ürettiği bütün değerlere el koymak isteyen küçük bir azınlık karşı karşıya gelmiş durumda.”
