CHP’nin cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da arasında bulunduğu 59’u tutuklu, 414 sanıklı İBB Davası’nın duruşmasını, 54'üncü günü sona erdi.
Söz konusu duruşma İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Silivri’deki Marmara Kapalı Cezaevi’nin 1 No’lu Duruşma Salonu'nda görüldü.
İmamoğlu ve diğer tutuklu sanıklar alkışlarla duruşma salona girdi. İzleyiciler seslenerek sanıkların Babalar Günü’nü kutladı. İmamoğlu'nun geçen günlerde "Benim için toplayın" dediği komar çiçeği ise toplanarak salona getirildi.
Bugün devam eden davada ilk olarak etkinlik koordinatörü Ceyda Kıryak’ın savunması alındı. Daha sonra ise Kültür A.Ş Plan ve Organizasyon Müdürü Barış Kılıç'ın savunması alındı.
18:45 | DOĞRUER SAVUNMASINI YARIDA BIRAKTI, DURUŞMA ERTELENDİ
Doğruer, Kültür AŞ bünyesindeki ihale yapısını anlatırken savunmasına ara vermek ve yarın devam etmek istedi. “Burada yapacağım savunmalardan daha uzun sunumlar yaptım ancak şu an devam etmek için kendimi hazır hissetmiyorum” diye konuşan Doğruer’in bu talebi mahkeme tarafından kabul edildi. Mahkeme başkanı, “Yarın devam edeceğiz” diyerek duruşmayı sonlandırdı.
Mahkeme kapanmadan önce ise İBB Raylı Sistemler Daire Başkanı Ceyhun Avşar söz alarak iki talepte bulundu. Avşar, bir sonraki tutukluluk incelemesinden önce tutuklu kalanlardan kısa da olsa ek savunma alınmasını belirtti. Avşar ayrıca, suçlandığı 140.eylem kapsamında tutuklu olan tek kişi olduğunu ve aynı eylemde tutuksuz yargılanan diğer isimlerin dinlenip dinlemeyeceğini sordu. Mahkeme başkanı, savunmaları eylem bazında değil kişi bazında aldıklarını belirterek duruşma gününü sonlandırdı.
İmamoğlu, salondan çıkarken izleyicilere “Öpüyorum hepinizi. Yarın daha güzel olacak” diye seslendi.
18:15 | “EKREM BAŞKAN’A İFTİRA ATMAKTANSA ONURUMLA YATMAYI TERCİH EDERİM”
Kısa süren aranın ardından Kültür AŞ Genel Müdür Yardımcısı Doğan Hamit Doğruer’in savunması başladı. Aynı gün savunma yapan dördüncü kişi olan Doğruer, bugün kendisine sıra geleceğini düşünmediği için tişört giydiğini belirterek "Kıyafetimin kusuruna bakmayın. Ben sıramın yarın geleceğini düşündüğüm için bugün gömlek giymedim. Tek gömleğim var. Cezaevi koşullarında temizlemek de zor oluyor” ifadelerini kullandı.
İktidara yakın basın kuruluşlarında hakkında çıkan haberleri ve etkin pişmanlıkçıların beyanlarını eleştiren Doğrudr "Eğer buradan çıkmanın yolu Ekrem Başkan’a iftira atmaksa ben bunu yapmayacağım. Başkana iftira atmaktansa onurumla burada yatmayı tercih ederim” dedi. Doğruer’in bu ifadelerinin ardından izleyici sıralarından da alkışlar yükseldi.
17:30 | İKİNCİ ARA VERİLDİ
Şık’ın savunma kısmının sona ermesinin ardından Kültür AŞ Genel Müdür Yardımcısı Doğan Hamit Doğruer’in savunmasına geçildi.
Mahkeme başkanı, savunma başlamadan duruşmaya ikinci arayı verdi.
16:15 | GÜLDEM ŞIK SAVUNMA YAPIYOR
Kılıç’ın savunmasının ardından davada henüz savunması alınmayan 9 tutuklu sanık kalırken tedarikçi danışmanı Güldem Şık’ın savunması başladı.
Savunmasının başında “Ben hayatım boyunca hiç kimsenin adamı olmayıp adam olmayı kendine düstur edinmiş, hiç kimsenin hakkını yememiş, yedirmemiş bir Türk kadınıyım. Tarafıma isnat edilen hiçbir suçu, atılan hiçbir iftirayı da kabul etmiyorum” diyen Şık, savunmasında hakkındaki suçlamaları kabul etmediğini belirterek dosyada adının etkin pişmanlık ifadeleri üzerinden geçirildiğini savundu. Şık, herhangi bir kamu görevi, yetkisi, imzası veya karar mekanizması içinde olmadığını belirterek, “Hiçbir resmi ya da gayri resmi görevi olmayan benim, sadece etkin pişmanlıkçıların ismimi geçirmesi sebebiyle 1,5 yıldır özgürlüğümün neden elimden alındığını anlamıyorum” dedi.
Savunmasında Emrah Bağdatlı ile ilişkisine de değinen Şık, Bağdatlı’yı eski bir banka müşterisi ve sektörden tanıdığı biri olarak anlattı. Aralarındaki ilişkinin iş çevresi ve fikir alışverişi düzeyinde olduğunu söyleyen Şık, “Ben Emrah Bağdatlı’nın güdümünde biri değilim. Onun sayesinde herhangi bir koltuğa oturmuş değilim” diye konuştu
Şık, Murat Ongun ile temaslarının da suçlama konusu yapıldığını belirterek, bu görüşmelerin kızı için burs ve vize süreciyle ilgili olduğunu savundu. “Ben Murat Ongun’un talimat verebileceği biri değilim, asla olmadım, olamam” ifadelerini kullandı.
Tutukluluk ve nakil sürecine ilişkin de konuşan Şık, ofisinden çıkan bazı materyaller ve iletişim kayıtları nedeniyle tutuklandığını söyledi. Önce Silivri Cezaevi’ne gönderildiğini, ardından Sakarya’ya nakledildiğini belirten Şık, sevk gerekçesini eleştirerek, “Nasıl vicdan ve mantık dışı bir yaftalanmayla sürüldüğüm ortada. Sevkim için ‘intihar edebilme ve kendine zarar verebilme şüphesi’ denildi” dedi.
Şık savunmasının sonunda, “Ben muhasebeci değilim. İhalelerle uzaktan yakından ilgim yok. Resmi ya da gayri resmi hiçbir görevim yok” diyerek tahliye talebinde bulundu. Yaşadığı süreci anlatırken, “50 yaşıma gelirken firari oldum, kaçak oldum, tutuklu oldum, sanık oldum. Hayatım boyunca hiç bu olmamıştım” ifadelerini kullandı.
Daha sonra savunma yapan avukatı Alper Köleoğlu ise müvekkilinin etkin pişmanlıktan yararlanan sanıkların beyanlarıyla suçlandığını belirterek bu ifadelerin birbirini tekrar ettiğini ve dosyaya kopyalanmış şekilde girdiğini savundu.
Köleoğlu, “Gizli tanık Şahin’in ve Kartal’ın ifadelerinin Gökhan Köseoğlu’na, onun beyanlarının da müvekkile dönüştürüldüğü bir kurgu var” dedi. Ayrıca iki sanığın ifadelerine dikkat çekerek, “Burak Biçer ve Cem Çelik’in ifadeleri birebir aynı; hatasına kadar, boşluğuna kadar kopyalanıp yapıştırılmış” ifadelerini kullandı.
14:45 | "İKİ BEYANLA TUTUKLAMA SEVK EDİLDİ"
Aradan sonra Barış Kılıç’ın avukatı Cansu Çifçi, müvekkili hakkındaki suçlamaların somut delillere dayanmadığını savunarak, dosyada yalnızca tanık ve etkin pişmanlıktan yararlanan sanık beyanlarının bulunduğunu söyledi. Çifçi, “Barış Kılıç’ın şu işi şöyle yaptığı, şu usulsüzdür denilecek bir şey var mı? Siz de gördünüz, yok. Sadece ‘Murat Ongun’un sağ kolu’, ‘bütün ihaleler Barış’tan geçer’ şeklindeki iki beyanla müvekkil tutuklamaya sevk edildi” dedi.
Çifçi ayrıca, dosyada kullanılan bilirkişi raporunun hukuka uygun şekilde hazırlanmadığını öne sürerek, raporu düzenleyen kişilerin tarafsızlık koşullarını taşımadığını iddia ederek “Bu dosyadaki bilirkişilere bakıyorum, kendi kurumunun müdahil olduğu dosyada bilirkişi raporu düzenlenmiş. Yasaklı bilirkişiler tarafından hazırlanan bu raporla kimse hakkında hüküm kurulamaz, kamu zararından bahsedilemez” ifadelerini kullandı.
Etkin pişmanlıktan yararlanan sanıkların beyanlarına da değinen Çifçi, bu kişilerin hepsinin Albayrak adlı aynı hukuk bürosuyla çalışmasının da dikkat çekici olduğunu savundu.
13:45 | DURUŞMAYA İLK ARA VERİLDİ
Kılıç’ın savunmasının ardından duruşmaya ilk ara verildi.
12:05 | BARIŞ KILIÇ SAVUNMA YAPIYOR
Özkan’ın savunmasının ardından Kültür A.Ş Plan ve Organizasyon Müdürü Barış Kılıç, kürsüye gelerek savunmasına başladı.
Görevinin etkinlik ve organizasyonların sahadaki yürütülmesiyle sınırlı olduğunu vurgulayan Kılıç, ihalelerle suçlandığını ama ihale süreçlerinde karar veren, firma seçen ya da fiyat belirleyen kişi olmadığını söyledi. Kılıç, “İhaleye girecek firmalara ben karar vermem. İhaleye alınacak işlere ben karar vermem. Benim görevim, alınan ihalenin faaliyet alanımla ilgili organizasyon kısmının sahadaki uygulamasını sağlamaktır” ifadelerini kullandı. Reklam ihaleleriyle de ilgisinin olmadığını belirten Kılıç, “Reklamla herhangi bir ilişkim olmadı bu zamana kadar. İhalelerine de katılmadım, firmalarıyla da ilgilenmedim” diye konuştu.
Kılıç, hakkındaki bazı eylemlerde yalnızca komisyon listelerinde isminin geçmesi nedeniyle suçlandığını belirterek, “Yedek üye, asıl komisyon üyelerinin katılamaması durumunda ihaleye katılır. Ben bu eylemlerdeki ihalelerin hiçbirine katılmadım ve işin icrasındaki kontrol teşkilatında da görev almadım” dedi. Bazı eylemlerde hiçbir imzası veya karar yetkisi bulunmadığını savunan Kılıç, adının bu bölümlerden çıkarılmasını talep etti.
Kültür AŞ’deki ihale prosedürlerinin son 10 senede aynı olduğunu belirten Kılıç, “Kurumsal hafızanın ve işleyişin yanında ben ve benim şefim olarak aynı şekilde burada tutuklu bulunan Metin Bal dışında, birimdeki tüm çalışanlar 2019 öncesi dönemde işe başlamış. İşini iyi yapan herkes devam etti” dedi.
İddianamede birim olarak yaptıkları bazı işlerin yapılmadığının ve kamu zararının oluştuğunun öne sürüldüğünü belirten Kılıç, söz konusu işlerden bazı örnekler göstererek “Dosyanın içerisinde yapılmadığı denilen işlerin hepsinin kanıtlarıyla beraber var. İşin adı bellidir, yeri bellidir, saati bellidir, kimin istediği bellidir” ifadelerini kullandı.
Daha sonra suçlandığı eylemlere ilişkin teknik savunma yapan Kılıç, İBB davasının ilk itirafçısı Murat Abbas’ın ifadelerinin ardından yaşanan bir karışıklığı şöyle anlattı:
“İtirafçılardan Cem Çelik'in emniyet ifadesinde, eski Kültür A.Ş. Genel Müdürü Murat Abbas'ın kendisini tehdit ettiği yer alıyordu. Ancak savcılık ifadesinde Murat Abbas'ın adı çıkartılmış, aynı kısma benim ismim eklenmiş. Ben kimseyi tehdit etmedim..”
“SEN DE AİLEDENSİN SAKIN UNUTMA”
Savcılık sorgusunda kendisine Kültür AŞ’deki çalışmaları ve Murat Ongun ile ilgili sorular sorulduğunu belirten Kılıç, ifadesini alan savcının ayrıca, Twitter’a görmesi üzerine merak ederek “İBB 1.300 hayali konser yaptı” şeklindeki haberi sorduğunu belirtti. Kılıç, “Söz konusu konserler, pandemi döneminde sanatçılara destek amacıyla yapılan bir projeydi. Hepsinin kayıtları mevcut” diye konuştu.
Tutuklandıktan sonra, Silivri’den önce üç cezaevi değiştirdiğini ve ilk olarak Metris Cezaevi’ne sevk edildiğini belirten Kılıç, burada bir çetenin lideri ve üyeleriyle aynı yerde kaldıklarını belirterek “Tanımadığım çete kalmadı. Bir gün bir tutuklu, yukarı kattan bana seslenip bardağımı uzatmamı söyledi. Bir baktım küçük kırmızı damlalar bardağa damlıyordu. Meğerse kolunu kesmiş onu bardağıma damlatıyor ve bakmamı istiyor. Biz nasıl bu insanlarla aynı yere konulduk?” dedi.
Cezaevinde kendisini ziyaret eden kızının, “Babacığım, sen de bizim ailemizdensin sakın unutma” dediğini aktaran Kılıç, savunmasını şu sözlerle tamamladı:
“Aylar geçti huzurunuza geldim. Şimdi 3 no'lu cezaevindeyim. Burada bile 3 ayda 2 koğuş değiştirdim. Bu benim isteğimle değil, idarenin isteğiyle oluyor, neden olduğunu da bilmiyorum. Bu dördüncü cezaevim. Yani 13-14 ayda 4 tane cezaevi gezen bir insan olarak karşınızdayım. Nasıl bir psikolojiyle karşınızdayım, nasıl hazırlanmaya çalıştım biraz olsun anlamanızı istedim. Kızımın mezuniyetine, ailemin yetişmesi lazım. O yüzden bitiriyorum. Hakkımdaki tüm suçlamalardan beraat edeceğime olan inancımla tahliyemi ve aileme kavuşmayı talep ediyorum.”
11:30 | “GERİ GELMEYECEK ANILARIN HİÇBİRİNDE YOKUM”
Kıryak, dosyanın firari ismi Emrah Bağdatlı ile yapmış olduğu bir telefon konuşması sebebiyle suçlandığını ancak konuşmanın, 2024 yılında Ekrem İmamoğlu’nun hizmetlerinin tanıtılacağı bir organizasyon ile ilgili olduğunu belirtti. Kıryak, “Telefon konuşmasının ben içeriğine baktığımda, affınıza sığınıyorum ben çok hukukçu olmadığım için belki ben göremiyorum ama ben bir suç içeriği görmüyorum. Daha sonra Murat Ongun ile fiyat konusunda konuşmuştuk. Tam tersi, kamu yararı gözetilerek yapılmış bir konuşma bu. Yani bir hizmetin daha uygun fiyata alınması için yapılmış bir konuşma” ifadelerini kullandı.
Kıryak, suçlandığı 16 eylemdeki ihalelerin büyük kısmında görevde olmadığını veya özel sektörde çalıştığını belirterek şöyle konuştu:
“İhalelerle ilgili şöyle göz attığımda gözüme çarpan bazı şeyler var, onları da paylaşmadan geçemeyeceğim. Şimdi suçlandığım ilk ihale, 109. eylem, tarihine bakıyorsunuz Ocak 2020. Ocak 2020'de ben özel sektördeydim, evden çalışıyordum. Ben 2021 yılında Medya A.Ş.'ye girdim. Yani daha ilk eylemden bakıyorsunuz ki hakkımda hiçbir şey araştırılmamış, hiçbir dayanağı yok ama adım oraya yazılmış. Eylemlerin anlatımında yokum ama hepsinin nihayetindeki suç işlenen insanların arasında varım, şüphelilerin arasında varım. Sonra diğerlerine bakıyorsunuz, suçlandığım eylemlerin yarısından çoğu zaten Kültür A.Ş. ihalesi. Ben Kültür A.Ş.'de hiç çalışmadım. Bir kısmı Medya A.Ş. ihalesi, ama bir kısı Medya A.Ş.'den ayrılıp özel sektöre geri döndükten sonraki ihaleler.”
Kısa süren savunmasının son kısmını gözyaşlarıyla sürdüren Kıryak, tutukluluğu süresince oğluyla ayrı kaldığını belirterek savunmasını şöyle sonlandırdı:
“Kirasını ödeyemediğim için evden tahliye edildim. Oğlum ve abimle yaşıyordum. Yaşama sebebim olan oğlum, babasının yanına yerleşti. Onu binbir zorlukla okuttuktan sonra, mezuniyetinde Silivri’deydim. Üniversite sınavına giderken buradaydım, üniversiteye başladı yine burdayım. Bunların vebalini bana kim ödeyecek? Siz mi yoksa Ekrem İmamoğlu mu? Geri gelmeyecek o anılarının hiçbirinde yoktum. Asker çocuğuyum. Çocukluğum askerlerin arasında geçti ama burda askerler bana kelepçe takıyor. Çok dinlediniz, sizleri de yormak istemiyorum. Sizden bir an önce tahliyemi ivedi olarak rica ediyorum. Sonrasında da bu dosyadan adımın aklanmasını rica ediyorum.”
SAVCI TUTUKLULARI KARIŞTIRDI
Mahkeme başkanı, Kıryak’a Emrah Bağdatlı ile ilişkisini sorarken daha sonra söz alan savcı, Kıryak’a “Abiniz Ersan Şık’ın sizi işe aldırdığına yönelik bir beyanınız var” diye sordu. Savcının sorusuna sorusuna karşılık ise Kıryak, “Ersan benim abim değil. Siz beni Güldem Şık ile karıştırdınız sanırım” diye yanıtladı.
Daha sonra soru sormak için söz alan Murat Ongun ise “Açıkça söylemek isterim ki, inandığım tüm kutsallar üzerine yemin ederim, bu kadıncağızın suçlandığı konularla yakından uzaktan hiçbir alakası yoktur. Her şeyin huzurunda da yemin ederim. Bunun altını netlikle çizeyim. Büyük bir yanlışlık sonucu yaklaşık 1,5 yıldır tutukludur. Kendisinin yaşadıklarını ben de hissetmekteyim, onun acısını, o yüzden bunu söyleme ihtiyacı hissettim” diye konuştu.
Ongun, Kıryak ile Emrah Bağdatlı’nın da dahil olduğu telefon konuşmasında bahsi geçen organizasyonun yapılıp yapılmadığını da sorarken Kıryak, etkinliğin hiç yapılmadığını ve iptal edildiğini söyledi.
Çapraz sorgusunun ardından Kıryak’ın avukatı Ulaş Özkan’ın savunması başladı.
11.00 | CEYDA KIRYAK SAVUNMA YAPIYOR
16 eylemle suçlanan Kıryak, hakkındaki suçlamaları tam olarak anlamadığını belirterek mahkeme başkanından suçları kendisine aktarmasını istedi. Mahkeme başkanı, hakkında isnat edilen suçları kendisine açıkladıktan sonra Kıryak “Benim ne iş yaptığım, iddianameyi yazanlar tarafından anlaşılamamış” diyerek savunmasına başladı.
NE OLMUŞTU?
Geçtiğimiz perşembe 53. duruşma günü tamamlanan davada, yapılan dördüncü tutukluluk incelemesi sonucu eski Medya AŞ Genel Müdürü İpek Elif Atayman ile beraber dokuz ismin tahliyesine karar verildi.
Son kararla birlikte tutuklu sayısının 59’a düştüğü davada son olarak İBB İmar ve Şehircilik Daire Başkanı Ramazan Gülten’in savunması alındı. Hakkındaki suçlamaların yalnızca tanık beyanlarıyla sınırlı olduğunu belirten Gülten, “Hayatının tamamını kamu hizmetine adamış bir şehir plancısı ve bürokrat olarak yedi ay ne ile suçlandığımı bilmeden geçti” diye konuştu.
Davada, İmamoğlu dahil olmak üzere henüz savunmasını yapmayan 11 tutuklu kalırken ilk duruşmanın temmuz ayının ilk iki haftası içinde tamamlanması bekleniyor.
