İTÜ'nün kız yurdunda taciz skandalı, öğrenciler ve veliler endişeli: Şüpheli şahıs yurda nasıl girebildi?

İTÜ'nün kız yurdunda taciz skandalı, öğrenciler ve veliler endişeli: Şüpheli şahıs yurda nasıl girebildi?

10.04.2026 04:00:00
Güncellenme:
Rengin Temoçin
Takip Et:
İTÜ'nün kız yurdunda taciz skandalı, öğrenciler ve veliler endişeli: Şüpheli şahıs yurda nasıl girebildi?

İTÜ’de kız yurduna izinsiz giren yabancı uyruklu bir erkek şahsın öğrenciler tarafından yakalanması, yurtlardaki güvenlik zafiyetini yeniden gündeme getirdi. Başlatılan soruşturma sürerken öğrenciler ve aileleri kendilerini güvende hissetmediklerini belirtti. Öte yandan, öğrenciler “Resepsiyonda çalışan kişiler mesai bitiminin ardından yer değiştirirken bu şahsın girdiği söyleniyor. Yurdun işleyişini bilebilecek, tahmin edebilecek birisi olduğunu düşünüyoruz” diyerek şahsın yurdun işleyişini bilen biri olabileceği konusunda iddialarda bulundu.

İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Ayazağa Kampüsü'ndeki Ali İhsan Aldoğan Kız Yurdu'na giren yabancı uyruklu bir erkek şahsın, öğrenciler tarafından çamaşırhanede üstsüz halde yakalandığı öne sürüldü. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, şüphelinin gözaltına alındığını, "hayasızca hareketler", "konut dokunulmazlığının ihlali" ve "özel hayatın gizliliğini ihlal" suçlarından adli soruşturma başlatıldığını açıkladı. İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Rektörü Hasan Mandal, yapılan incelemede ilgili güvenlik ve resepsiyon personelinin görevden alınarak haklarında yasal işlem başlatıldığını bildirdi. Yaşanan taciz olayı tepkilere yol açarken, Cumhuriyet yurttaki öğrenciler ve eğitimcilerle konuştu. 

İsmini vermek istemeyen bir öğrenci, “Bu kişinin nereden geldiğini bilmiyoruz ama yabancı dil konuştuğunu duyanlar oldu. Şu an net bir bilgimiz yok. Resepsiyonda çalışan kişiler mesai bitiminin ardından yer değiştirirken bu şahsın girdiği söyleniyor. Yurdun işleyişini bilebilecek, tahmin edebilecek birisi olduğunu düşünüyoruz” ifadelerini kullandı. Öğrenci ayrıca ailelerin endişeli olduğunu vurgulayarak, “Herkes aileleriyle konuştu. Zaten bizim yurtta kalmamızın çeşitli maddi sebepleri var. Çoğumuz eve çıkacak durumu olmadığı için okulun yurtlarında kalıyoruz. Ailelerin çoğu zaten şehir dışında. Çocuklarından ayrılar ve herkes korku içinde şu an. Çünkü belli ki böyle bir güvenlik açığı olduğunu ‘sapık’ birisi fark edebilmiş. Biz güvende hissetmiyoruz” dedi.

MÜNFERİT DEĞİL

Eğitim Sen Yükseköğretim ve Eğitim Sekreteri Evrim Gülez ise, “Yaşananlar, öğrenci yurtlarında giderek derinleşen güvenlik sorunlarının artık münferit değil, sistematik bir hale geldiğini bir kez daha göstermiştir.  Son dönemde yalnızca İTÜ’de değil, İzmir Bakırçay Üniversitesi başta olmak üzere farklı üniversitelerin yurtlarında yaşanan benzer olaylar; denetimsizliğin, ihmalin ve kamusal sorumluluktan kaçınmanın doğrudan sonucu olarak karşımıza çıkmaktadır. Yurt binalarına kontrolsüz girişler, yetersiz güvenlik önlemleri ve idarelerin sorumluluk almaktan uzak tutumu, öğrencilerin en temel hakkı olan güvenli yaşam hakkını açık biçimde tehdit etmektedir” dedi. “Öğrenci yurtlarında yaşanan güvenlik zafiyetleri; yapısal bir soruna, sistematik bir ihmale ve denetimsizliğe işaret etmektedir” diyen Gülez, “Yurtlarda yaşanan güvenlik zafiyetleri derhal giderilmeli, tüm giriş-çıkış sistemleri etkin biçimde denetlenmelidir. Öğrencilerin can güvenliğini tehlikeye atan tüm ihmaller hakkında derhal idari ve hukuki süreçler başlatılmalıdır. Yurt yönetimleri sorumluluktan kaçan değil, hesap veren ve çözüm üreten bir anlayışla hareket etmelidir. Kadın öğrencilerin güvenliği ve yaşam hakkı, tartışmasız ve öncelikli bir kamu sorumluluğu olarak ele alınmalıdır” ifadelerini kullandı.