Kapalı kapılar ardında güvenlik planı: Terörsüz Türkiye Komisyonu’nun şeffaflık sınavı

Kapalı kapılar ardında güvenlik planı: Terörsüz Türkiye Komisyonu’nun şeffaflık sınavı

18.08.2025 12:00:00
Güncellenme:
Haber Merkezi
Takip Et:
Kapalı kapılar ardında güvenlik planı: Terörsüz Türkiye Komisyonu’nun şeffaflık sınavı

Siyaset bilimci ve akademisyen Kadriye Şahin, TBMM’de kurulan Terörsüz Türkiye Komisyonu’nun ilk toplantılarını değerlendirerek, barış süreçlerinin halka rağmen ve gizlilik esasına göre yürütülemeyeceğini vurguladı. Şahin, “Demokrasilerde gizlilik istisna, şeffaflık ise kuraldır” dedi.

Türkiye, bir kez daha “tarihi” olarak tanımlanan bir sürecin eşiğinde. TBMM çatısı altında kurulan Terörsüz Türkiye Komisyonu’nun hedefi, terörü sonlandırmak ve toplumsal barışı kalıcı kılmak. Ancak ilk toplantılarda alınan kararların 10 yıl boyunca gizli kalacak olması, demokrasi açısından tartışmaları beraberinde getirdi.

Siyaset bilimci, akademisyen ve gazeteci Kadriye Şahin, sürece dair değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı:
“Komisyonun 5 ve 8 Ağustos’ta yaptığı toplantılarda Milli Savunma Bakanı, İçişleri Bakanı ve MİT Başkanı yer aldı. Masada ‘Geri Dönüş Yasası’ndan sınır güvenliğine kadar kritik başlıklar konuşuldu. Ancak eksik olan şey milletin bilgisiydi. Tutanaklar 2035’e kadar açılmayacak. Bu, demokrasi açısından ağır bir sınavdır.”

“Demokraside gizlilik istisnadır”

Şahin, ulusal güvenlikte gizliliğin olağan olduğunu ancak bunun sürekli hale getirilmesinin sakıncalı olduğunu belirtti:
“10 yıl sürecek kapatma, halkın denetim hakkını ortadan kaldırır. Devlet sırrı gerekçesinin genişletilmesi, halk ile devlet arasındaki güven köprüsünü zedeler. Bu yalnızca siyasi değil, toplumsal bir meşruiyet krizini de beraberinde getirir.”

Geçmiş deneyimler başarısız oldu

Türkiye’nin benzer süreçleri daha önce yaşadığını hatırlatan Şahin, 2009’daki “Milli Birlik ve Kardeşlik Projesi” ile 2013–2015 arasındaki “Çözüm Süreci”nin şeffaflık eksikliği nedeniyle başarısız olduğunu söyledi. “Her iki örnek de halkın bilgilendirilmediği girişimlerin kalıcı olamayacağını gösterdi” dedi.

Dünyadan örnekler

Şahin, Kolombiya, Kuzey İrlanda ve Sri Lanka’daki barış süreçlerine dikkat çekti. Kolombiya’da anlaşmaların referandumla halkın onayına sunulduğunu, Kuzey İrlanda’da gizli görüşmelere rağmen anlaşmanın kamuya açıklanıp oylamaya götürüldüğünü, Sri Lanka’da ise şeffaflık eksikliğinin süreci başarısızlığa sürüklediğini anımsattı.

“Geri Dönüş Yasası” tartışmaları

Komisyon gündemindeki Geri Dönüş Yasası’nın uluslararası literatürde DDR modeliyle örtüştüğünü belirten Şahin, Türkiye’de süreci zorlaştıran iki unsur olduğuna dikkat çekti: “Siyasi kutuplaşma ve mağdur yakınlarının hassasiyeti doğru yönetilmezse, yasanın toplumsal meşruiyeti kalmaz.”

“Gizlilik, güveni bitirir”

Şahin’e göre süreç üç büyük risk taşıyor:

  1. Halk desteğinin kaybolması,

  2. Muhalefetin dışlanması,

  3. Tutanakların gelecekte siyasi hesaplaşma dosyası haline gelmesi.

Avrupa Konseyi raporlarına göre ulusal güvenlik gerekçesiyle dahi yasama ve yargı denetimi ortadan kaldırılamaz. Şahin, Türkiye’nin bu çizgiyi korumaması halinde hem iç hem dış politikada güven kaybı yaşayacağını söyledi.

“Barış halka rağmen yapılmaz”

Kadriye Şahin, sözlerini şöyle tamamladı:
“Terörsüz Türkiye hayali yalnızca askeri önlemlerle değil; halkın güveni, siyasal kapsayıcılık ve demokratik şeffaflıkla gerçekleşebilir. Eğer süreç kapalı kapılar ardında kalırsa, tarih bunu ‘barış fırsatının heba edilmesi’ olarak yazacaktır. Barış, halka rağmen yapılmaz; şeffaf olmayan hiçbir barış da kalıcı olamaz.”

İlgili Konular: #Terör