KKTC Cumhurbaşkanı Erhürman'dan 'müzakere' açıklaması: 'Umutsuz değilim'

KKTC Cumhurbaşkanı Erhürman'dan 'müzakere' açıklaması: 'Umutsuz değilim'

5.02.2026 15:52:00
Güncellenme:
ANKA
Takip Et:
KKTC Cumhurbaşkanı Erhürman'dan 'müzakere' açıklaması: 'Umutsuz değilim'

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, Kıbrıs müzakereleri sürecinde diyalog ve diplomasiyi sürdürme kararlılığında olduğunu belirterek, "Masada sözümü söylemeye devam edeceğim. Umutsuz değilim" dedi.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, KKTC basınına konuştu. Erhürman, Kıbrıs sorununun çözümüne yönelik stratejisini, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) Lideri Nikos Hristodulidis ile devam eden süreci ve iç meseleleri değerlendirdi. GKRY Cumhurbaşkanı Hristodulidis ile "masada olduğunu" yineleyen Cumhurbaşkanı Erhürman, görüşmelerin karşılıklı talepler üzerinden yürüyeceğini belirtti. Erhürman, "Onun da savunmak istedikleri olacak, benim de istediklerim olacak. Ben suçlama oyununa girmeyeceğim. Masada sözümü söylemeye devam edeceğim" ifadelerini kullandı.

Erhürman, dört maddelik bir metodolojiyi vurguladığını aktararak, bu metodolojiyi 2024’te Annan Planı referandumlarının yıl dönümünde düzenlenen paneller dizisinde anlattığını hatırlattı. Erhürman, "Birçok büyükelçi, BM temsilcileri de oradaydı. O gün hangi dört maddeden bahsettiysem, şu anda da aynı şeyleri söylüyorum. Ben bir usulden bahsediyorum. Müzakereyi bir maç gibi düşünürseniz, maça çıkmadan önce kuralların belli olmasını istiyorum. Siyasi eşitliği, dönüşümlü başkanlığı da içerecek şekilde ilkesel olarak kabul edin diyoruz. Herhalde hiç kimse, hiçbir zaman bir Kıbrıslı Türkün başkan olamayacağı bir yapının siyasi eşitliğe dayandığını düşünemez" ifadelerini kullandı.

Masaya gelmeden önce ne söyleyeceğinin herkes tarafından bilindiğini ve sürpriz yapmadığını aktaran Erhürman, siyasi eşitlik ve dönüşümlü başkanlık konularındaki ilkesel duruşunu koruduğunu belirtti.

Güven yaratıcı önlemlerin çözümün yerini tutamayacağını, ancak iki liderin bu konuları New York veya Cenevre yerine Lefkoşa'da çözmesi gerektiğini vurgulayan Erhürman, BM Genel Sekreteri'nin Kişisel Temsilcisi Maria Angela Holguin'in de benzer bir pozisyona geldiğini aktardı.

"KARMA EVLİLİKLERDEN DOĞAN ÇOCUKLARIN HAKKI MASADA"

Görüşmelerde karma evliliklerden doğan çocukların vatandaşlık hakkını da gündeme getirdiğini belirten Erhürman, kendi pozisyonundan emin olduğunu ve acele etmeden usul tartışmalarını tamamlamak istediğini kaydetti. Rum tarafının tutumuna değinen Erhürman, "Sayın Hristodulidis şu an ilkesel olarak dönüşümlü başkanlığı kabul etmiş değildir. 'Dönüşümlü başkanlık garantilerle birlikte ele alınmalıdır' diyor. Üç madde tamamdır, son maddede sorun var iddiası doğru değildir. Sadece birinci maddenin birinci yarısında anlaştık" diye konuştu.

Erhürman, "Sorunları Lefkoşa’da çözelim, sonra 5 artı 1’e gidelim. Holguin de bazı sorunlar çözülmedikçe 5 artı 1 olmayacağını söyledi. Bizim pozisyonumuz buydu, şimdi BM’nin de pozisyonu bu yönde" dedi.

Diyalog ve diplomasinin her zaman doğru olduğunu kaydeden Erhürman, umutsuz olmadığını, görüşme sürecinin süreceğini belirtti. Görüşme masasının dışında da bir dünya olduğunun altını çizen Erhürman, "Ben Kıbrıs sorununun çözümüne odaklandım" dedi.

"GARANTÖR ÜLKELERDEN BİRİ OLAN TÜRKİYE CUMHURİYETİ’NİN DE MUTLAKA İMZASI GEREKİR"

"Türkiye ile ilişkiler, doğru zeminde en iyi ilişkiler olmalıdır" dediğini hatırlatan Erhürman, şöyle konuştu:

"Doğru zeminde iyi ilişkiler kurulması gerektiğini hep söyledim. Seçim döneminde 'Tufan Erhürman seçilirse Türkiye ile ilişkilerde kaos olacak' diyorlardı. Kıbrıs Türk halkı nüfus olarak en küçük halklardan biridir. Kıbrıs Türk halkının topu tüfeği yok, aklı var. İhtiyacınız neyse oraya odaklanmanız gerekir. Akıl neyi gerektirir? Türkiye Cumhuriyeti ile doğru zeminde iyi ilişkiler kurulmasını gerektirir. Görüş ayrılıkları olabilir, her dönemde oldu. Önemli olan, görüş ayrılıklarını diyalog yoluyla yönetmektir. Türkiye ile istişare içinde yürüteceğimizi söyledik. İstişare demek diyalog ve diplomasi demektir. Bu adada bir çözüm olacaksa, garantör ülkelerden biri olan Türkiye Cumhuriyeti’nin de mutlaka imzası gerekir."