Reuters, Libya’da Hafter güçlerinin Türk SİHA’larını kullanıyor olabileceğini yazdı: ‘Bu doğruysa, siyasi tıkanma sahada aşılmaya çalışılıyor olabilir’

Reuters, Libya’da Hafter güçlerinin Türk SİHA’larını kullanıyor olabileceğini yazdı: ‘Bu doğruysa, siyasi tıkanma sahada aşılmaya çalışılıyor olabilir’

6.04.2026 04:00:00
Güncellenme:
Batu Bozkürk
Takip Et:
Reuters, Libya’da Hafter güçlerinin Türk SİHA’larını kullanıyor olabileceğini yazdı: ‘Bu doğruysa, siyasi tıkanma sahada aşılmaya çalışılıyor olabilir’

Reuters, Libya’nın doğusunu kontrol eden Hafter güçlerinin, Türk SİHA’larını kullanıyor olabileceği iddiasını gündeme taşımıştı. Libya üzerine çalışan araştırmacı Nebahat Tanrıverdi Yaşar, Cumhuriyet’e konuşarak, “Bu gelişme eğer teyit edilirse, Doğu Libya-Türkiye yakınlaşmasındaki mevcut tıkanmayı, sahada sınırlı angajman üzerinden aşma arayışı olarak formüle edebileceğimiz üçüncü bir yolun test edildiğine işaret edebilir” değerlendirmesini yaptı.

Reuters, geçtiğimiz hafta, Libya’nın doğusunda Hafter güçlerinin kontrolündeki El-Hadim üssüne ait uydu görüntülerini paylaşmış, burada farklı tip SİHA’lar konuşlu olduğunu göstermişti. Askeri uzmanların uydu görüntülerden yaptığı değerlendirmeye göre bunların bazıları yüksek olasılıkla Bayraktar-TB2’ydi. Bu haberi dikkat çekici kılan, Türkiye’nin geçmişte Libya’nın batısındaki hükümete SİHA sağlaması ve bu sayede Hafter’in ülkedeki ilerleyişini engellemesiydi. Libyalı ve Türk yetkililer, uydu görüntüleriyle ilgili Reuters’ın sorularına yanıt vermedi. Ardından sosyal medyada, yine El-Hadim üssünden olduğu iddiasıyla, Bayraktar-TB2’lerin bulunduğu bir hangar görüntüsü paylaşıldı. Buna ilişkin de bir açıklama gelmedi.

2019’DAKİ ANLAŞMA HÂLÂ ONAYLANMADI

Türkiye, ülkenin doğusuna hakim Hafter güçleri ile ilişkilerini geçtiğimiz yıldan itibaren normalleştirdi. MİT Başkanı İbrahim Kalın, Libya Ulusal Ordusu’nun Komutanı Halife Hafter ile Bingazi’de görüştü, Hafter’in oğlu Saddam Hafter, Ankara’da, Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler ile bir araya geldi. Türkiye bu temasları “Birleşik Libya hedefi” ile açıkladı. Ancak bu adımlara karşın, Türkiye’nin Libya’nın batısıyla 2019’da imzaladığı deniz yetki alanlarını sınırlandırma anlaşması, doğudaki meclisçe hâlâ onaylanmadı. Libya üzerine çalışan Nebahat Tanrıverdi Yaşar da, “Ankara, Libya’nın doğusu ile güvenlik işbirliğini, Libya Temsilciler Meclisi'nin Trablus ile imzalanan 2019 deniz yetki alanları sınırlandırma ve güvenlik anlaşmalarını onaylamasına bağlamıştı. Ancak bu süreç uzun zamandır ilerlemiyor. Siyasi bir ilerleme yoksa, Türk insansız hava araçlarının Libya'nın doğusunda bulunma olasılığının ne anlama gelebileceğini” sordu. 

‘SİYASİ TIKANMA SAHADA AŞILMAYA ÇALIŞILIYOR OLABİLİR’

Cumhuriyet’e konuşan Yaşar, kendi sorusunu, “Öncelikle, Reuters’ın haberinde, uzmanlar, platformların Bayraktar TB2'ye benzediğini söylese de başka modellere ait olma ihtimalini de dışlamıyor. Fakat eğer TB2 iddiası gerçekse, önceki koşullu işbirliğinin, yerini, fiili angajmana bıraktığını düşünmek mümkün. Bu çerçevede, doğu Libya ile fiili güvenlik temaslarının ortaya çıkması, eğer teyit edilirse, mevcut tıkanmayı sahada sınırlı angajman üzerinden aşma arayışı olarak formüle edebileceğimiz üçüncü bir yolun test edildiğine işaret edebilir” şeklinde yanıtladı. 

‘SALİH’İN ARALIK’TAKİ AÇIKLAMALARINI BAĞLAMA OTURTMAK ÖNEMLİ’

Libya Temsilciler Meclisi Başkanı Akile Salih, Türkiye ile Libya’nın doğusunun temaslarından sonra, geçtiğimiz aralık ayında, “Türkiye ile imzalanan anlaşma, Temsilciler Meclisi’nce onaylanmadı. Dolayısıyla, bu anlaşma geçersizdir” şeklinde dikkat çekici bir çıkış yapmıştı. O dönem Türk basınında da öne çıkan bu haberle ilgili Yaşar, “Salih’in bu açıklamasını bağlama oturtmak önemli. 2025 yazında Yunanistan’ın Girit’in güneyinde başlattığı hidrokarbon faaliyetleri, Libya’nın hak iddia ettiği alanlarla çakışınca gerilim yükselmiş ve doğu Libya’dan bazı aktörler, normalde mesafeli durdukları 2019 Türkiye-Libya anlaşmasına referans veren açıklamalar yapmışlardı. Salih'in açıklaması, bu açıklamaların yarattığı beklentileri dengeleme amacı taşıyordu. Aynı açıklamada Salih, Yunanistan’ın Girit üzerinden çizdiği deniz yetki hattını da hukuka aykırı ve Libya kıyılarına aşırı yakın bulduğunu açıkça ifade ederek, Libya’nın deniz yetkilerinin Türkiye, Yunanistan ve Mısır’ı kapsayan çok taraflı bir müzakereyle yeniden tanımlanması gerektiğini söylüyor” dedi.

‘SALİH’İN ÇERÇEVESİNDE TÜRKİYE-YUNANİSTAN-MISIR VAR’

Bugüne işaret eden Yaşar, “Libya tarafından yapılan açıklamalara baktığımızda, Doğu Libyalı aktörlerin 2019 deniz yetki anlaşmasını olduğu gibi onaylamaktan ziyade müzakere etmekten yana oldukları ve bu amaçla da anlaşmayı inceleyen bir teknik komisyon kurduklarını görüyoruz. Müzakerelerin ilerlemesi sınırlı olsa da siyasi değerini koruduğunu düşünüyorum” ifadelerini kullandı. “Bunun üç nedeni var” diyen Yaşar, “Birincisi, yalnızca sonuç değil, müzakere sürecinin kendisi de önemli. Görüşmeler, Doğu Libya ile normalleşme sürecinin ana parçalarından biri olarak başlı başına siyasi değer taşıyor. Aynı zamanda bu süreç, Doğu Akdeniz meselesinde Ankara’nın pozisyonunu gündemde tutan bir işlev de görüyor. İkincisi, Salih’in çizdiği çerçeve, süreci, Türkiye, Yunanistan ve Mısır’ı içeren çok taraflı bir müzakereye bağlıyor, bu da kısa vadede bir onay beklentisini zayıflatıyor. Ancak bu durum yalnızca bir tıkanma değil, aynı zamanda meseleyi bölgesel düzeyde ele alınması gereken bir konu olarak yeniden çerçeveliyor. Bu çerçeveleme Türkiye açısından doğrudan bir kazanım üretmese de, pozisyonunu dışlayan bir zemin de yaratmaktan çok, Ankara’yı bu çok taraflı müzakerenin doğal taraflarından biri olarak tutuyor. Üçüncüsü, bu tablo Türkiye’nin ‘anlaşma onayı karşılığında güvenlik işbirliği’ modelinin sınırlarını gösterse de Türkiye ile işbirliğinin, özellikle güvenlik alanında ilişkilerin avantajlarını ortadan kaldırmış değil, yalnızca uygulanma koşullarını zorlaştırıyor. Bu nedenle, mesele, tarafların bu kısıtları nasıl aşmaya çalıştığını izlemek” değerlendirmesini yaptı.