Savcı, kadın hakimi yaratmış, hükümlü çaycı kurtarmıştı… İlk duruşma görüldü: ‘İstesem zaten öldürürdüm’

Savcı, kadın hakimi yaratmış, hükümlü çaycı kurtarmıştı… İlk duruşma görüldü: ‘İstesem zaten öldürürdüm’

3.04.2026 18:58:00
Güncellenme:
AA
Takip Et:
Savcı, kadın hakimi yaratmış, hükümlü çaycı kurtarmıştı… İlk duruşma görüldü: ‘İstesem zaten öldürürdüm’

Kadın hakimi silahla yaralayan savcının yargılanmasına başlandı. Sanık savcı, savunmasında, “Kendisini öldürmek istesem zaten öldürürdüm” dedi.

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde görevli kadın hakimi silahla yaralayan savcının, 20 yıl 2 aydan 42 yıl 3 aya kadar hapis cezası istemiyle yargılanmasına başlandı.

İstanbul 35. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmaya müşteki A.K. ve tutuklu sanık M.Ç.K. ile tarafların avukatları katıldı.

Savunma yapan sanık M.Ç.K, müştekiden özür dilediğini ifade ederek, duruşma savcısıyla sorunlar yaşaması nedeniyle A.K'nin görev yaptığı mahkemede görevlendirildiğini öne sürdü.

Müştekiyi daha önce tanımadığını, duruşmalara çıkmaya başladığında aralarında duygusal yakınlık oluştuğunu iddia eden M.Ç.K, birlikteliklerinin ilerlediğini, olay anında aralarında tartışma çıktığını, bu sırada çaycının odaya girdiğini anlattı.

Sanık M.Ç.K, "Tabancayı gören çaycı çekildi zaten. Tabancayı aşağıya doğrulttum, ilk atışımı yaptım. Bu atışta vurulmadığına eminim. Kendisi bacağından yararlandı. Çantasına hamle yapmaktan vazgeçmemesi ile silahımın namlusunu yine doğrulttum. Kendisini öldürmek istesem zaten öldürürdüm." ifadelerini kullandı.

Beyanda bulunan müşteki A.K. ise sanıkla ilişkilerinin bitmesine rağmen sanık M.Ç.K'nin kendisini rahatsız etmeyi sürdürdüğünü söyledi.

İletişim kurmaması için kendisini engellediğini ancak bu kez de iş yerine gelmeye başladığını belirten A.K, olay anına ilişkin şunları anlattı:

"Olay günü sabah saatlerinde odama vardım. Dahili telefonum çalmaya başladı. Numaranın gözükmemesinden onun aradığını anladım. Telefonun fişini çektim. Beni yeniden arayınca odada hakim bey olduğu için telefonu açtım. Yine tehdit etmeye başladı. Beni buradan kovmaya çalışıyordu. O sırada hakim bey kapıya kadar geldi. Sanık hemen önümdeydi. Kalemi arayıp güvenlik çağıracaktım. Kalemi aramaya çalıştığım sırada sanık arkamdan telefonu kapatıp elimi ve kolumu arkadan birleştirdi. Baktım güç yettiremiyorum. O sırada silahını çıkardı. Sanığın ateş edeceğini hiç düşünmedim. Biraz daha sakinledim. Silahı beline soktu. O sırada çaycı geldi. Bana saldırdığını söyledim. Çaycı da bize doğru yaklaşarak aramıza girdi. Geriye doğru ittirmeye başladı. Önümü döndüğümde tabanca tekrar elindeydi. Bana hangi eliyle ateş ettiğini görmedim. Kasığımdan girip duvarı delmiş mermi."

Duruşmada tanık olarak dinlenen çaycı Yakup Karadağ, olay günü çay bardaklarının boşlarını toplamaya gittiğini, içeri girdiğinde hakimin kendisinden yardım istediğini söyledi.

Karadağ, hakimin önce şaka yaptığını sandığını, daha sonra olayın ciddiyetini anladığını, sanığın savcı olduğunu söylemesi üzerine, "Senin savcı olman, bir kadına bunu yapman anlamına gelmiyor." yanıtını verdiğini belirtti.

Sanığın bir anda ateş etmeye başladığını, M.Ç.K'den silahı almaya çalıştığını, bir süre sonra alabildiğini, hakim vurulunca turnike ilk yardım yaptığını anlatan Karadağ, daha sonra odaya polislerin geldiğini dile getirdi.

Görüşü sorulan cumhuriyet savcısı, sanığın tutukluluk halinin devamına karar verilmesini istedi.

Ara kararını açıklayan mahkeme heyeti, sanığın mevcut halinin devamına hükmederek, eksik hususların giderilmesi için duruşmayı 12 Haziran'a erteledi.

İDDİANAMEDEN...

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde görevli hakim A.K'yi silahla yaraladığı gerekçesiyle tutuklanan savcı M.Ç.K. hakkında hazırlanan iddianamede, müşteki ile sanık arasında 2023 yılının ortalarında başlayan duygusal yakınlığın zamanla ilerlediği ancak bir süre sonra ayrıldıkları kaydediliyor.

İddianamede, M.Ç.K'nin müştekiyle ilişkisinin ve aralarında yaşananların duyulmasının mesleki kariyeriyle sosyal yaşamını ciddi ve olumsuz şekilde etkileyeceğini düşünmesi, anne ve babasıyla müştekinin aynı sitede oturmaları nedeniyle ailesinin yanına gittiği zamanlarda müştekinin veya oğlunun vereceği olumsuz tepkilere muhatap olma, bu durumu anne ve babasına izah edememe endişesini taşıması karşısında tek çıkar yolun müştekinin İstanbul'dan başka bir şehre tayin isteyip taşınması ve gitmesi olduğuna karar verdiği, onu dozu giderek artan şekilde buna zorlamaya başladığı belirtiliyor.

Sanığın zaman zaman müşteki A.K'yi adliyedeki çalışma odasına giderek, çoğu zaman da telefonla aramak veya mesajlar atmak, silah fotoğraf ve görselleri göndermek suretiyle tehdit ettiği anlatılan iddianamede, sanığın iletişim araçlarını kullanarak temas kurmaya çalışmak suretiyle müştekinin üzerinde ciddi bir huzursuzluk oluşmasına ve güvenliğinden endişe duymasına neden olduğu ifade ediliyor.

İddianamede, M.Ç.K'nin, müştekinin her türlü iletişim kanalından kendisini engelleme çabasına rağmen gizli numaralardan arayarak ve banka dekontlarının işlem açıklamalarına yazdığı ifadelerle tehditlerini devam ettirdiği kaydediliyor.

İddianamede, sanık M.Ç.K'nin 13 Ocak'ta telefonlarına cevap alamayınca son bir defa uyarmak amacıyla müşteki A.K'nin adliyedeki çalışma odasına gittiği, aralarındaki tartışmanın devamında müştekinin ısrarla dışarıya çıkmasını istemesine rağmen odayı terk etmediği bildiriliyor.

Sanığın taşıdığı tabancayı çıkartıp müştekinin yüzüne doğrulttuğu, akabinde tekrar yerine koyduğu kaydedilen iddianamede, odada tanık Yakup Karadağ'ın da bulunduğu anda müştekinin ondan yardım istemesi üzerine silahını tekrar çıkartarak ateş ettiği belirtiliyor.

İddianamede, M.Ç.K'nin hayati vücut bölgesinden müştekiyi yaraladığı, hemen ardından yine vurma kastıyla yaptığı ikinci atışın araya giren tanığın etkili müdahalesi sonucunda amacına ulaşamadığı kaydediliyor.

Sanık M.Ç.K'nin "kadına karşı kasten öldürmeye teşebbüs", "cebir ve tehdit kullanmak suretiyle iş yeri dokunulmazlığını ihlal", "silahla ve zincirleme şekilde tehdit", "kişisel verileri hukuka aykırı olarak ele geçirmek" ve "ısrarlı takip" suçlarından, 20 yıl 2 aydan 42 yıl 3 aya kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.