Sistemin çocukları tükettiğini belirten veliler: ‘Somut adımlar atılmazsa çöküşün bedelini hep birlikte ödeyeceğiz’

Sistemin çocukları tükettiğini belirten veliler: ‘Somut adımlar atılmazsa çöküşün bedelini hep birlikte ödeyeceğiz’

19.04.2026 04:00:00
Güncellenme:
Sistemin çocukları tükettiğini belirten veliler: ‘Somut adımlar atılmazsa çöküşün bedelini hep birlikte ödeyeceğiz’

Okullara yapılan saldırılar nedeniyle endişeleri artan veliler Cumhuriyet’e konuştu. Şiddetin artış nedenini; “laik ve bilimsel eğitimden uzaklaşma, yoksulluk ve sosyal alanların yerini dijital dünyaya bırakması” olarak özetleyen veliler, sistemin çocukları tükettiğini belirterek “Somut ve kalıcı adımlar atılmazsa bu çöküşün bedelini hep birlikte ödeyeceğiz” çıkışında bulundu.

Son günlerde gerçekleşen okul saldırıları, Ankara’daki veli ve eğitim emekçilerini endişelendirdi. Eğitimciler Milli Eğitim Bakanlığı önünde “Yaşamak ve öğretmek istiyoruz” derken veliler de öğretmenlere desteğini esirgemedi. Ankara’daki bazı veliler son dönemde okullardaki şiddet sarmalı nedeniyle duydukları endişeyi Cumhuriyet’e anlattı. Şiddet olaylarını yalnızca bir güvenlik sorunu olarak görmeyen veliler, eğitim sistemindeki yapısal sorunlara ek olarak hayat pahalılığı, yetersiz sosyalleşme alanları ve dijital bağımlılık gibi etkenlerin de çocuklarının ruh ve beden sağlığını tehdit ettiğini belirtti.  

‘ÇOCUĞUM 'SALDIRI MI OLACAK' DİYE DÜŞÜNÜYOR?’

Ankara Mamak’ta bulunan Süleyman Nazif ilkokulundaki velilerden Nazik Şirin Akın, okulların laik ve bilimsel eğitimden uzaklaşmasının, çocuklarının eleştirel düşünme yetisini körelttiğini ifade ederek, "Ama asıl korkum şu: Artık çocuklarım okula giderken ‘Acaba bugün bıçaklı bir saldırı mı olacak?’ diye düşünüyor. Bu bir çocuk için nasıl bir travmadır, anlatamam. Sorun sadece okul duvarları içinde bitmiyor” dedi. Çocukların kendini şiddet içerikli bilgisayar oyunlarına kaptırdığını söyleyen Akın, "Bu oyunlar küçük yaştaki bir çocuğun empati kurma becerisini yok ediyor, saldırganlığı ödüllendiriyor, gerçeklik algısını bozuyor. Beyin gelişimi tamamlanmamış bir çocuk, sanal şiddeti gerçek hayatta uygulamaya bir adım uzakta. Aileler de ekonomik nedenlerle çocuklarına alternatif sunamıyor” diye konuştu.

‘SOSYALLEŞEMEYEN ÇOCUKLAR DİJİTAL DÜNYAYA KAÇIYOR’

Sibel İsmet Çatık Ortaokulu velisi Aslıhan Han da çocuklarının enerjisini atabileceği, arkadaşlarıyla güvenle vakit geçirebileceği parkların azaldığını belirtti. Oyun oynamanın çocukları için bir lüks değil ihtiyaç olduğunu vurgulayan Han, “Ama bu şehir çocuklara düşman. Sosyalleşme imkânı bulamayan çocuklar dijital dünyaya kaçıyor” dedi. Han, “Okuldan çıkınca çocuklarımızın gidebileceği hiçbir yer yok. Güvenli ve ücretsiz sosyal alanlar olmayınca ekrana ya da sokağın risklerine maruz kalıyorlar. Arkadaşlık kuramıyor, çatışma çözmeyi bilmiyor, paylaşmayı öğrenemiyor. Bu durum şiddet eğilimini artırıyor, ruh sağlıklarını bozuyor” ifadelerini kullandı.

‘SİSTEM ÇOCUKLARI TÜKETİYOR’

Aynı okuldan başka bir veli Fatma Kılıç ise, “Kentsel dönüşüm adı altında çocukların oyun alanları, güvenli sokakları, mahalle kültürü yok ediliyor. Her yer beton, her yer otopark. Çocukların koşacağı bir çim, top oynayacağı bir saha kalmadı” diye konuştu.  Kılıç, “Aç gelen, tok karnına okula geldiği için derse odaklanamayan bir çocuktan başarı beklemek ona eziyet etmektir. Yoksulluk çocuklarımızın hayatının her alanını çürütüyor. Bir sinema, bir tiyatro, bir piknik… Bunlar artık lüks. Bu sistem çocukları tüketiyor” dedi.

‘SOMUT VE KALICI ADIM ÇAĞRISI’

Yetkililerden çözüm bekleyen veliler “Somut ve kalıcı adımlar atılmazsa bu çöküşün bedelini hep birlikte ödeyeceğiz” diye seslendi.

‘SALDIRILARI SİSTEMİN SONUCU’

Eğitim Sen Ankara 1 No’lu Şube Örgütlenme Sekreteri Ersin Ünalleylioğlu da yaşanan saldırıların münferit olmadığını, sistemin ve siyasi iradenin doğrudan bir sonucu olduğunu söyledi. ‘Laik ve bilimsel eğitimi tasfiye eden, öğretmenleri susturan, okulları sınav merkezlerine çeviren’ anlayış için “iflas etmiş eğitim politikaları” nitelendirmesi yapan Ünalleylioğlu, “Bu tabloyu ‘birkaç sorunlu çocuk’ diyerek geçiştirenler, asıl sorumluluktan kaçmaktadır” diye konuştu. Okullara güvenlik görevlisi yerleştirerek ‘sorun çözüldü’ demenin sorumluluktan kaçış olduğunu söyleyen Ünalleylioğlu, “Siz çocukları günde sekiz saat pedagojik olarak kabul edilemez bir ders yükü altında ezmeye devam edin. Parklarını, bahçelerini, nefes alacağı her alanı betona gömmeye devam edin. Aileyi geçim derdiyle çocuğundan koparmaya devam edin. Sonra da ‘şiddet neden arttı’ diye sorun. Bu, samimiyetsizliktir” dedi.

‘ÇOCUK DOSTU KENT POLİTİKALARI ZORUNLULUKTUR’

Ünalleylioğlu, çözüm talebini şu ifadelerle dile getirdi: “Denetimsizlik ve cezasızlık bu şiddeti besliyor. Saldıran öğrenciye ‘özür dilerim’ dedirtip geri göndermek sorunu çözmez. Kamusal, eşit, laik, bilimsel ve güvenli bir eğitim sistemi acil bir zorunluluktur. Parklar, kütüphaneler, spor salonları, ücretsiz sosyal tesisler, dijital bağımlılıkla mücadele programları ve çocuk dostu kent politikaları artık bir tercih değil, zorunluluktur. Çocuklarımızı koruyamayan bir anlayışın değişmesi gerektiğini açıkça söylüyoruz.”