Son Dakika... CHP'nin tarihi kurultay davası: Lütfü Savaş'ın avukatı: 'CHP yönetimi Kemal Kılıçdaroğlu’na verilmelidir'

Son Dakika... CHP'nin tarihi kurultay davası: Lütfü Savaş'ın avukatı: 'CHP yönetimi Kemal Kılıçdaroğlu’na verilmelidir'

30.06.2025 10:15:00
Güncellenme:
Aytunç Ürkmez
Takip Et:
Son Dakika... CHP'nin tarihi kurultay davası: Lütfü Savaş'ın avukatı: 'CHP yönetimi Kemal Kılıçdaroğlu’na verilmelidir'

Son dakika gelişmesi... CHP'nin 38. Olağan Kurultayı ve 21. Olağanüstü Kurultayı'nın iptali istemiyle açılan davanın duruşması, Ankara 42. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde görüldü. Dava 8 Eylül'e ertelendi. Tüm davacı tarafı Onur Yusuf Üregen basında geçem kayyum iddialarına ilişkin, “Bizim kayyum derdimiz yok. Biz zaten sizden önce partiye kayyum atattırmayız” dedi.

Eski Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Lütfü Savaş ile CHP kurultay delegeleri Yılmaz Özkanat, Hatip Karaaslan ve Kamile Bahar Önal’ın, 4-5 Kasım 2023'teki CHP 38'inci Olağan Kurultayı'nın iptali ve yetkili kurulların görevden uzaklaştırılması talebiyle ayrı mahkemelerde açtığı ve Ankara 42'inci Asliye Hukuk Mahkemesi’nde birleştirilen davaya dün devam edildi.

KILIÇDAROĞLU'NUN GÖREVE DÖNMESİ TALEP EDİLİYOR

Dava kapsamında; CHP'nin 4-5 Kasım 2023'te gerçekleşen 38'inci Olağan Kurultayı ile 6 Nisan'da gerçekleşen 21'inci Olağanüstü Kurultayı'nın yok sayılması (mutlak butlan) ve tedbiren hâlihazırdaki yönetimin görevinden alınarak; CHP'nin 7'nci Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile olağan kurultay öncesindeki Merkez Yönetim Kurulu (MYK), Disiplin Kurulu ve Parti Meclisi üyelerinin görevlerine iadesi talep ediliyor.

CHP PM ve YDK ÜYELERİ KATILMA TALEBİNDE BULUNDU

Dünkü duruşma öncesinde iptali istenen olağan kurultayda seçilen CHP Parti Meclisi (PM) ve Yedek Disiplin Kurulu (YDK) üyeleri, dava sonucunda verilecek kararın taraflarına etkisi olacağına dikkat çekerek, CHP Genel Merkezi yanında feri müdahil olarak davaya katılma talebini içeren dilekçeyi mahkemeye sundu.

Üyelerin dilekçesinde; "Davacı tarafça öne sürülen, ‘maddi menfaat karşılığı oy verildiği’, ‘iradelerin fesada uğratıldığı’ yönündeki iddialar hiçbir somut delile dayanmamakta olup, asılsız ve kamuoyunu yanıltmaya yöneliktir" denildi.

DAVACI TARAFI TALEPLERİN REDDEDİLMESİNİ İSTEDİ

Duruşma başında mahkeme hâkimi; CHP 21’inci Olağanüstü Kurultay’da kabul edilen parti tüzüğünün de dosyaya eklendiğini açıkladı. Bu açıklamasının ardından hâkim tüm davacılar vekili Av. Onur Yusuf Üregen’e beyanda bulunması için söz hakkı verdi. Av. Üregen asli müdahale taleplerinin davayı uzatma amacı taşıdığını ileri sürerek; taleplerin reddedilmesini istedi. 

"İŞTEN ÇIKARMA BASKISI YAPILDI" İDDİASI

“Söz konusu kurultayda divan başkanı Ekrem İmamoğlu ve aday Özgür Özel dahil birçok kişi tarafından suç işlenmiştir” diyen Üregen; “Bu konuda Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nca dava açılmış, 12 kişi hakkında iddianame hazırlanmış, 80'i aşkın kişiye soruşturma başlatılmıştır. Birçok delegeye, birçok kişiye kurultay öncesi ve sonrasında belediyelerden hukuka aykırı olarak naylon ihale verildi. Birçok delegeye Özgür Özel'i desteklememe durumunda Özgür Özel'i destekleyen belediyelerde yakınlarının ve kendilerinin de işten çıkartılacağına yönelik baskı yapıldığı delilleriyle ortaya konmuştur” dedi.

"DELEGE İRADESİ MANİPÜLE EDİLMİŞTİR"

Olağan kurultayda divan başkanı İmamoğlu tarafından usulsüzlüklerin yapıldığını iddia eden Üregen; “Özgür Özel'in kazanacağı algısı oluşturularak, delege iradesi manipüle edilmiştir. Burada genel hatlarıyla ortaya koyduğumuz ve ayrıntılarını öne sürdüğümüz olağan kurultayı organize şekilde suç işlenerek anayasal emredici hükümleriyle sakatlanmıştır. Medeni Kanun, Dernekler Kanunu'nu ve diğer kanunların siyasi partiler kanununa aykırı olmayacak şekilde Siyasi Partiler Kanunu’na atfen iradeye fesat karıştırma, yoklukla veya mutlak butlanla hükümsüz sayıldığı sonucuna varılmalıdır” ifadelerini kullandı.

"MEVCUT BAŞKAN MİZANSEN PAZARLADI"

Özgür Özel’i yetkisiz genel başkan olarak ifade eden Üregen; “6 Nisan 2025 tarihli olağanüstü kurultay kararı, yetkisiz genel başkan tarafından alınmıştır. 38’inci Olağan Kurultay hakkında mutlak butlan kararı verilmesi durumunda, bu olağanüstü kurultay çağrısı da yok hükmünde sayılmalıdır. Söz konusu kurultay mevcut CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in davadan kurtulması için düzenlenmiştir. Söz konusu kurultay bu açıdan da sakattır. Söz konusu kurultayda elverişsiz bir salon belirlenerek, sadece delegelerin girmesine olanak tanınmış, parti üyelerinin aday olması engellenmiştir. Mevcut başkan kendini kurtarmak için bir mizansen pazarlamıştır. Kamu düzenini bozan, mutlak butlanla batıl bir olağan kurultayda seçildiği için kamu düzeninin korunması amacıyla mevcut genel başkanın görevden alınması, önceki kurullarla partinin korunması gerekir” dedi.

KAMU GÜVENLİĞİNİ GEREKÇE GÖSTERDİ

Üregen; olağan kurultayın mutlak butlanla batıl olduğundan olağanüstü kurultayın da yok hükmünde olduğuna, kamu düzeninin korunması açısından dava sonuna kadar mevcut parti yönetiminin el çektirilmesine, önceki genel başkan Kemal Kılıçdaroğlu ve karar organlarının göreve çağrılmasına ve taleplerinin kabulü yönünden karar verilmesini istedi.

"CEZA YARGILANMASININ SONUCU BEKLENMELİ"

CHP avukatı Çağlar Çağlayan ise katılma taleplerinin; talepte bulunan kişilerin delegeden oy alarak göreve gelen olduğu, her iki kurultayın iptalinde kişilerin görevi yerine getiremeyeceğinden karardan doğrudan etkilendikleri için kabul edilmesi gerektiğini belirtti. Üregen’in beyanını divan başkanının kararlarında tarafsız davranmadığına dayandırdığını vurgulayan Çağlayan; “Divanda 9 kişi bulunur ve kararlar oy çokluğuyla alınır. Davacılar tarafının divan başkanına atfettiği suçlar, iddianamede dahi bulunmamaktadır. Ceza davası bağlamında yapılacak inceleme, ceza yargılamasının beklenmesini gerektirir. Ceza yargılamasında kişilerin beraat etmesi durumunda ki beklentimiz beraat etmeleridir, dava telafisi olmayan bir hale gelecekti” ifadelerini kullandı. 

MASAK MADDİ MENFAAT İDDİASINI ÇÖKERTTİ

Cezadaki soruşturma kapsamında; MASAK, Tapu ve Kadastro Müdürlüğü, SGK ve dosyaya sunulan kamera kayıtlarından hiç kimsenin kimseye maddi menfaat sağlamadığının ispatlanmadığını belirten Çağlayan; “Ceza yargılamasında ihale ve işten çıkarma baskısına yönelik beyan da bulunmamaktadır. Bu davayı ilgilendirebilecek tek husus iki oturum arasındaki süredir. Burada divan başkanı yetkili değildir, süreyi seçim hâkimi belirler, buradan usulsüzlük çıkarılması mümkün değildir” dedi.

Av. Çağlayan; Av. Üregen’in beyanında kullandığı “kamu güvenliği” ifadesine dikkat çekerek, şu ifadeleri kullandı:

“Davacı beyanlarında konunun milli güvenlik sorunu olduğunu ileri sürmüştür. Ceza sorgulamasında yanlı bir tanık da milli güvenlik sorunu ifadesini kullanmıştır. Bu da tanıkların tarafsızlığını ortaya koymuştur. Bu ifadeler, partinin seçimle yönetilmesi değil, mahkemece atanmasının talep edilmesidir. Davacı tarafın mutlak butlana ilişkin ifadeleri bulunmaktadır. Mutlak butlan iddiasının ileri sürülmesi öğretide dürüst hareket etmeyi gerektirir. Davacıların sonradan, her ne kadar delilsiz de olsa, ‘Ben kurultay gününe ilişkin bir şey biliyordum’ demesi dürüstlük kuralına uymaz. Haliyle mutlak butlan iddiası mahkemece dinlenemez durumdadır. Kongre seçiminin iptali durumda 30 ila 60 gün içerisinde yeni bir sandık kurulup, kongre seçimleri tekrarlanır. Haliyle ister adına olağanüstü kurultay deyin, ister olağan kurultayın iptali deyin amaç sandık koymaktır. Bu sandık konmuş, dava konusuz kalmıştır. 

YARGITAY'IN TÜM KARARLARI MAHKEMEYE SUNULDU

CHP tarafı, siyasi parti kongrelerinin iptaline ilişkin Yargıtay'a gelen tüm uyuşmazlıklara ilişkin kararlardan oluşan bir dilekçeyi mahkemeye sundu. Bu kararlar arasında CHP'nin eski bir kongresine yönelik yine iptal talebine Yargıtay’ın “karar alınamaz” yönünde verdiği kararının da olduğu belirtildi.

‘BU BİR SİYASİ DAVA DEĞİLDİR"

CHP avukatlarının savunmasının ardından mahkeme hâkimi; CHP PM ve YDK üyelerinin katılma taleplerini kabul ettiğini açıkladı. Katılanların vekillerinin savunmalarının alınmasının ardından Av. Üregen’in Av. Çağlayan’ın savunmasına karşı savunması alındı.

Üregen, şu ifadeleri kullandı:

"Ceza yargılamasının kesinleşmesinin beklenmesine gerek yoktur. Bizim hiçbir talebimizde kayyum yoktur. Biz zaten sizden önce partiye kayyum atattırmayız. Biz kümülatif bir şekilde iradenin sakatlandığını söylüyoruz. CHP'yi mahkeme koridorlarına düşürme derdimiz yok. Bir şaibe meselesi vardır. Bu şaibenin mahkeme huzurunda değerlendirerek ortaya çıkarma hedefimiz vardır. Bu siyasi bir dava değildir yani…”

"İRADE FESADINI ANLAMAYA ÇALIŞIYORUZ"

Mahkeme hâkimi savunmaların tamamlanmasının ardından davanın 8 Eylül’e ertelendiğini açıkladı.

Mahkeme hâkimi; normalde bu duruşma karar vermeyi düşündüklerini; ancak Ankara Asliye Ceza Mahkemesi tarafından şaibe iddialarına ilişkin Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nca hazırlanan iddianameye verilen görevsizlik kararının sonuçlanmasını beklediklerini belirtti. Hâkim kararına ilişkin; “Menfaat temini sebebiyle irade fesadına uğramış mı uğramamış mı buna anlamamız gerekiyor” açıklamasını yaptı.