Türkiye İşçi Partisi (TİP), Emek Partisi (EMEP), Emekçi Hareket Partisi (EHP) ve KESK Ankara Şubeler Platformu, “NATO’nun kapatılması” talebiyle Söğütözü Metro’dan ABD’nin Ankara Büyükelçiliği’ne yürüdü.
“Savaş örgütü NATO dağıtılsın” yazılı pankartla yürüyen vatandaşlar, “NATO’dan çıkılsın, üsler kapatılsın”, “Nehirden denize özgür Filistin”, “Katil ABD Orta Doğu’dan defol”, “Emperyalistler, işbirlikçiler; 6. Filo’yu unutmayın” gibi sloganlar attı.
"GİTTİKLERİ HER YERE ÖLÜM, KAN, GÖZYAŞI VE SÖMÜRÜDEN BAŞKA HİÇBİR ŞEY GÖTÜRMEDİLER"
Yaşar Polat'ın okuduğu ortak açıklamada şu ifadelere yer verildi:
"NATO 76 yıl önce bugün bir savaş örgütü olarak kuruldu. Başta ABD olmak üzere emperyalistlerin ve işbirlikçilerinin egemenlerin çıkarları için dünyanın dört bir yanını kana buladı. Savaşlar, darbeler tertipledi. 'Demokrasi, barış' diye kendilerini güvenlik gücü olarak pazarlıyorlar. Ancak Vietnam'dan Irak ve Afganistan'a kadar gittikleri her yere ölüm, kan, gözyaşı ve sömürüden başka hiçbir şey götürmediler. Bugün emperyalist çıkar savaşlarıyla insanlık büyük bir tehdit altında. Madenler, su kaynakları, enerji rezervleri dahil olmak üzere ülkelerin tüm yer altı ve yer üstü kaynakları yağmalanıyor. Doğada geri dönülemez tahribatlar bırakılıyor. Çocuklar, kadınlar ve siviller katlediliyor. İnsanlık dışı savaş suçları işleniyor. Tüm bunlar ne için?
Amaçları açık: Başta ABD ve müttefiki batılı emperyalistler ile onların işbirlikçileri; silah ve enerji tekelleri daha fazla zenginleşsin, sınırsızca sömürsün. Bu gözü dönmüşlüğün arkasında birkaç kontrolden çıkmış lider değil; dünyayı daha önce defalarca milyonlarca emekçinin kanına bulayan, atom bombalarıyla, kimyasal silahlarıyla canlıları dahi yok eden emperyalist-kapitalist sistem var. Şimdi de Epstein Adası'nda insanlığın en aşağılık suçlarını işleyenler, her şeyi kendilerine hak görenler, tüm dünyayı yeniden paylaşmak için halkları tarifsiz acılara sürüklemek pahasına harekete geçti.
Ülkemizde de saray rejimi bu paylaşım kavgalarından pay kapabilmek için emperyalist ABD ve siyonist İsrail ile ekonomik, politik ve askeri her türlü iş birliğini yapıyor. Gazze'de mazlum Filistin halkı on binler halinde katledilirken Erdoğan, Trump'ın Gazze'yi işgal planının parçası olan 'barış kurulu'na seçiliyor. Her türlü ticaret devam ediyor. Ülkemizin 30'dan fazla noktasında yabancı askeri üsler ve lojistik merkezleri var. İran halkı vurulurken istihbarat Kürecik'ten, uçakların yakıtı Tüpraş'tan sağlanıyor, uçaklar İncirlik'ten kalkıyor. İşbirlikçi saray rejimi, kendi çıkarları için ülkemizi mazlum halkları hedef alan savaşların bir ateş ve atış rampası olarak konumlandırıyor. 'Milli güvenlik' hamasetinin arkasında NATO'nun başını çeken Trump'ın sarsılmaz dostluğu yatıyor.
Türkiye'nin ekonomik, politik ve askeri bağımlılığı derinleşirken işçiler ve emekçiler tarihlerinin en çok ürettikleri ancak en yoksul oldukları dönemden geçiyor. Asgari ücret dahi ABD merkezli uluslararası finans kuruluşlarının yönlendirmesiyle belirleniyor. Çıkarılan maden yasalarıyla ülkemizin tüm kaynakları emperyalist yağmaya açılıyor. Tekelci ve işbirlikçi sermayedarların pay kapmak için ağızları sulanırken, savaş ekonomisi barınma, beslenme, sağlık ve tüm alanlarda emekçileri vuruyor. Başta enerji fiyatları ve tarımsal üretimin tasfiyesi, emekçiler için daha ağır ekonomik koşulların kapıda olduğunu gösteriyor.
"6. FİLO'YU DENİZE DÖKEN DENİZLER, MAHİRLER VE BUGÜN ONLARIN YOLUNDA YÜRÜYEN BİZLER BU ÜLKENİN GERÇEK YURTSEVERLERİYİZ"
Sendikacılar, gazeteciler ve iktidara muhalif siyasetçiler, hukukun her türlü kuralı ayaklar altına alınarak tutuklanıyor. Emekçi halka, gençlere ve kadınlara gözdağı verilmek isteniyor. Saray rejimi kendisini ülkemizin çıkarlarının bekçisi, dokunulmaz bir kutsal güç olarak görüyor. Ancak Gazze katliamına sessiz kalan, siyonistlere silah satarak ortak olan, ABD'nin gözüne girmek için İran'ı suçlayan tek adamın saray rejimi ve temsil ettiği sermayedarlar; işçilerin, gençlerin ve kadınların gerçek düşmanıdır. Mafyaların, tarikat ve cemaatlerin, emperyalist-siyonist güçlerin dostları halkın dostları olamaz.
Yaşamlarını ortaya koyarak emperyalistlere ve işbirlikçileriyle göğüs göğüse çarpışan, 6. Filo'yu denize döken Denizler, Mahirler ve bugün onların yolunda yürüyen bizler bu ülkenin gerçek yurtseverleriyiz. NATO, emperyalist-siyonist ittifakın başını çektiği bir savaş ve talan örgütüdür. Onların işbirlikçisi olmak demek, tüm katliamlara ortak olmaktır. Saray rejimi, katliamcı emperyalist barbarlarla kol kola yürümektedir. Bu ülkenin emekçilerinden ve gençlerinden çaldıklarıyla onlara hizmet ederek karlarını büyütmektedir.
TİP, EMEP, EHP ve KESK'ten ABD Büyükelçiliği önünde 'NATO' protestosuhttps://t.co/LfPaUcc33k pic.twitter.com/VJFBOViMAu
— Cumhuriyet (@cumhuriyetgzt) April 4, 2026
Tüm halkımıza çağrımızdır: Ülkemizi ve dünyayı emperyalist savaşların yıkımından birliğimiz ve mücadelemiz olmadan kurtaramayız. Halkların kardeşliği ve insanca bir yaşam için mücadeleyi yükseltelim. Türkiye'deki yabancı tüm askeri üsler kapatılsın. Türkiye NATO'dan çıksın, savaş örgütü NATO dağıtılsın. Türkiye, emperyalistlerle girdiği açık ve gizli tüm işbirlikçi anlaşmalardan çekilsin."
Açıklamanın ardından, EMEP Genel Başkan Yardımcısı ve Gaziantep Milletvekili Sevda Karaca, TİP Genel Başkan Yardımcısı Doğan Ergül, EHP Ankara İl Yöneticisi Ilgın Gürses söz alarak, bu yıl Ankara'da gerçekleşecek olan NATO Zirvesi'ni de protesto edeceklerini belirtti.
