Turhan Çömez'den iktidara 'yoklama' yanıtı: 'Burası el kaldırıp indirme makinasına mı dönecek?'

Turhan Çömez'den iktidara 'yoklama' yanıtı: 'Burası el kaldırıp indirme makinasına mı dönecek?'

9.01.2026 14:53:00
Güncellenme:
ANKA
Takip Et:
Turhan Çömez'den iktidara 'yoklama' yanıtı: 'Burası el kaldırıp indirme makinasına mı dönecek?'

İYİ Parti Grup Başkanvekili Turhan Çömez, Meclis Genel Kurulu’nun toplantı yeter sayısı bulunamadığı için kapanmasına ilişkin eleştirilere de yanıt vererek; "Burası el kaldırıp indirme makinasına mı dönecek? Burası saraydan gelen yasa tekliflerinin onaylandığı bir tasdik makamı mı olacak? Parlamentonun çalışması çok önemlidir ve bunun sorumluluğu iktidardadır. Gelin vazifenizi yapın. Millet size bunun için maaş veriyor" dedi.

İYİ Parti Grup Başkanvekili Turhan Çömez, TBMM Katip Üyesi Yasin Öztürk ve İYİ Parti Tekirdağ Milletvekili Selcan Taşcı, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü dolayısıyla Parlamento Muhabirleri Derneği’ni (PMD) ziyaret etti.

Ziyarette, parlamento muhabirlerinin çalışma koşulları, basın özgürlüğü ve gazeteciliğin karşı karşıya olduğu sorunlara ilişkin değerlendirmelerde bulunuldu.

Çömez, "23 yıl önce AKP iktidar yolculuğuna çıkarken özgür basının ne kadar kıymetli olduğunu vurgulamıştı. 23 yıl önce verdikleri sözün arkasında durmalarını istiyoruz iktidarın" ifadelerini kullandı.

İYİ Parti Tekirdağ Milletvekili Taşcı da, "2025 yılı Türk basını açısından çok kötü bir yıl oldu. Medyanın da siyasetteki ikili düzene göre tanzim edilmesinin ne kadar büyük bir yanlış olduğunu da gösteren bir yıl oldu. Mahallecilik, medyaya en aykırı işti aslında ama oraya hapsedilmeye çalışıldı. Bu düzenin neleri örtbas ettiğini de görüyoruz ve içimiz acıyor. Medyayı en çok bu düzenden kurtararak kendi içerisinde bağımsızlaştırmak gerekiyor" diye konuştu.

Gazetecilierin çalışma koşullarına da dikkati çeken Taşcı, "Gazeteciler düşük ücretlilierin haklarını savunuyorlar ama dönüp baktığınızda kendileri de çok düşük ücretlerle çalışıyorlar. Sosyal hakları savunuyorlar ama aslında o sosyal hakların birçoğundan yararlanamıyorlar. Sendikalaşmayı savunuyorlar ama sendikalaşmanın en az olduğu sektör basın sektörü. Bizler adına savundukları ne varsa aslında kendileri açısından da savunulmaya muhtaç ama onları savunacak kimse yok. Siyaset kurumunu orada devreye sokmak lazım" dedi.

İYİ Parti Grup Başkanvekili Çömez, en düşük emekli aylığının 20 bin liraya yükseltilmesini öngören kanun teklifine ilişkin, "Bu, açlık sınırının çok altında ve kabul edilemez. Geçen yıldan bu yıla olan artışa baktığımızda bu son derece minimum bir artış. Biz bunun asgari ücretle eşitlenmesini istiyoruz. Asgari ücretle eşitlenmemesi halinde minimum partimizin talebi 25 bin lira olması. Fakat bu 25 bin lira da en düşük emekli maaşına eklenecek paranın dışında, aynı oranda bütün emekli maaşlarına artış yapılması şart. Önümüzdeki hafta Meclis'e geldiğinde bin liralık sadaka kültürünün temsilcisi niteliğindeki artışa İYİ Parti'nin tavrı bu alacak" ifadelerini kullandı.

"SURİYE'DE BİR İŞGAL YAŞANIYOR"

Suriye'deki gelişmeleri de değerlendiren Çömez, "Bizim Suriye'yle ilgili temel politikamız Suriye'nin toprak bütünlüğünün korunması. Ne yazık ki bundan büyük ölçüde uzaklaşıldığını görüyoruz. Suriye'nin güneyi İsrail tarafından işgal edildi yanı sıra Golan tepeleri işgal edildi. Suriye'de bir işgal yaşanıyor. Fırat'ın doğusunda PYD-YPG'nin hakim olduğu bir bölge var. Biz bütün bunlarla birlikte Suriye'de bütün toplum kesimlerinin can güvenliğinin teminat altına alınması ve orada huzur ve istikrarın sağlanması gerektiğini savunuyoruz. Suriye'yle tarih boyunca olduğu gibi iyi ilişkiler kurulması gerektiğini savunuyoruz. Fakat bugün gelinen noktada Suriye artık parçalanmanın eşiğine geldi. Öte yandan 10 Mart Mutabakatı'na uyulmadı. Bizim başından beri ikaz ettiğimiz meseleler tek tek hayata geçiyor. Türkiye'nin bundan sonra daha dikkatli olması ve politikalarını ona göre dizayn etmesi gerekiyor" diye konuştu.

"İRAN REJİMİNİN BUNDAN DERS ALMASI GEREKTİĞİNİ DÜŞÜNÜYORUM"

İran'daki gelişmelere ilişkin de konuşan Çömez, şunları söyledi:

"İran'daki rejimin demokratik olmadığı yıllardan beri ortada. Antidemokratik, baskıcı bir rejim olduğu hepimizin malumu. İran halkının refah içinde yaşanması ve bizimle İran'ın demokratik, insani, ticari ilişkilerinin güçlenmesi hepimizin arzu ettiği bir şeydir. Fakat rejimin baskıcı anlayışının devamı niteliğinde yıllardır toplumun bir itirazı vardı, bu itiraz da arttı. Dün akşamdan itibaren 50'den fazla ölüm gerçekleştiği söyleniyor. Buna rağmen halkın itirazları devam ediyor.

Ben, İran rejiminin bundan ders alması gerektiğini yanı sıra olayların sükunetle yatışması gerektiğini ısrarla vurguluyorum. Fakat Amerika'nın Venezuela'yla başlayan bu hoyrat tutumu, uluslararası hukuku tanımaz, başına buyruk tutumu İran için de olabilecek bir gelişme gibi duruyor. Umarım iş bu noktaya gelmez. Türkiye'nin buradaki rolü ve sorumluluğu bölgeki istikarı, huzuru ve güveni temin edecek rasyonel politikalar üretmektir."

"BARAJLARLA İLGİLİ ALTYAPI PROJELERİNİN YETERSİZLİĞİNİN ÖNCE SORGULANMASI LAZIM"

Ankara'da yaşanan su kesintilerine ilişkin soruya yanıt veren Çömez, "Türkiye'nin her yerinde bütün dünyada olduğu gibi küresel bir sorun var; iklim problemi. Yağışın giderek azaldığı, hava sıcaklığının giderek arttığı bir dönemle karşı karşıyayız. Bunun uyarıları yıllardan beri yapılıyor. Dolayısıyla ortada bir vizyonsuzluk, öngörüsüzlük, yetersizlik var. Barajlar ve barajlardan alınan suyun kentlere ve evlere taşınması sürecinde bir yetersizlik var. Burada yerel yönetimlerle iktidarın ortak çalışması lazım. Ortaya çıkan tabloda, siyasi istismar olarak iktidarın kullanıp belediyelere yüklenmesi doğru değil. 'Su veremiyorsunuz' şeklinde şikayet etmek yerine yıllardan beri barajlarla ilgili altyapı projelerinin yetersizliğinin önce sorgulanması lazım. Öte yandan suyun nakliyle ilgili sorunlar varsa onunla ilgili belediyelerin de gereğini yapması lazım" dedi.

"YOKLAMA TALEBİMİZ VEYA İSTEĞİMİZ YASADIŞI VEYA ETİK DIŞI BİR TALEP DEĞİL"

Meclis Genel Kurulu'nun bu hafta üç defa "toplantı yeter sayısının bulunamaması" nedeniyle kapanması ve AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler'in "Meclis'i çalıştırmayan muhalefettir. Bir günde 10 defa yoklama istenmez hastamız var, cenazemiz var" sözlerini değerlendiren Çömez, şunları söyledi:

"Hastaları varsa söylesinler doktorum, cenazeleri varsa başları sağ olsun ama her gün cenaze yok. İkincisi cenazeleri olduğu zaman partilerini temsilen bir heyet gider Genel Kurul'un tamamı boşalmaz. Yoklama talebimiz veya isteğimiz yasadışı veya etik dışı bir talep değil. İçtüzük bize bu hakkı vermiş. Biz o kadar ahlaki davranıyoruz ki kürsü arkası konuşmları prensip olarak hiçbir zaman konuşmuyorum. Ama bunun bilinmesi lazım; salı, çarşamba ve perşembe günleri açıkça biz söyledik gelmiyorsunuz diye.

Trafik cezalarını yüzde 300- 400 arttırıyorsunuz ve bu yasanın birçok eksiği, hatası var gelin burada düzeltelim diyoruz. Ve yoklama isteyeceğimizi kendilerine açıkça söylüyoruz. Kendi getirdikleri yasa teklifini savunmak için dahi Meclis'e gelmeyen bir iktidarın şikayet edecek hiçbir şeyi yok. Eğer siz Meclis'e bir yasa getiriyorsanız o yasanın arkasında durmak için geleceksiniz ve savunacaksınız. Burası el kaldırıp indirme makinasına mı dönecek? Burası saraydan gelen yasa tekliflerinin onayandığı bir tasdik makamı mı olacak? Parlamentonun çalışması çok önemlidir ve bunun sorumluluğu iktidardadır. Gelin vazifenizi yapın. Millet size bunun için maaş veriyor."