Uzmanlardan üniversiteye giriş sınavları için son hafta önerileri: 'Stresi doğru yönetin'

Uzmanlardan üniversiteye giriş sınavları için son hafta önerileri: 'Stresi doğru yönetin'

13.06.2026 04:00:00
Güncellenme:
Figen Atalay
Takip Et:
Uzmanlardan üniversiteye giriş sınavları için son hafta önerileri: 'Stresi doğru yönetin'

20-21 Haziran'da yapılacak YKS öncesinde uzmanlar, adayların son günlerde yeni konu çalışmak yerine uyku düzenini korumasını, kaygıyı artıracak konuşmalardan uzak durmasını ve sınav sırasında zaman yönetimine dikkat etmesini önerdi.

Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) 20-21 Haziran 2026 tarihlerinde yapılacak. Uzmanlar adaylara hem son haftayı nasıl değerlendirmeleri gerektiğini anlattı hem de sınav anına yönelik önerilerde bulundu.

Son haftada adayların çözemediği soruların peşini bırakmamasını öneren uzmanlardan uyarılar şöyle: 

-- SON GÜN:

Ders çalışmayı artık bırakın.

- Aile ve arkadaşlarınızla sınav hakkında konuşmaktan kaçının; gereksiz kaygı yaratabilecek sohbetlerden uzak durun.

- Dışarıda yemek yemeyin ve alışkın olmadığınız besinleri tüketmeyin; sindirim sorunları odağınızı bozabilir.

- Uyku düzeninizi birkaç gün öncesinden ayarlayın.

- Kendinizi iyi hissettirecek şekilde zaman geçirin; mümkünse evde, sakin bir ortamda dinlenin.

- Ağır fiziksel etkinliklerden uzak durun.

- Uyku kalitenizi korumak için kafeinli içeceklerden (kahve, enerji içeceği, çay) kaçının.

-- SINAV ANINDA:

Bilinçsiz tahmin yapmayın.

- Kitapçığınızı alır almaz basım hatası veya eksik sayfa olup olmadığını hızlıca kontrol edin.

- Gözetmenin yönlendirmeleri doğrultusunda kitapçık ve optik formdaki bilgileri eksiksiz doldurun; sınavın başlaması için gözetmenin iznini bekleyin. 

- Deneme sınavlarında uyguladığınız çözüm stratejisini burada da koruyun; sınav ortamında değişikliğe gitmeyin.

- Bir soruyu çözemiyorsanız zaman kaybetmeyin; o soruyu işaretleyip sonraki tura bırakın. Beyin kolaydan zora doğru çalışır: Önce kolay soruları cevaplayın, sonraki turlarda zorları ele alın.

- Boş bırakmaktan çekinmeyin; dört yanlış bir doğruyu götürür, bilinçsiz tahminlerden kaçının.

- Yorgun veya gergin hissettiğinizde ya da bölümler arasında geçiş yaparken gözlerinizi kapatıp birkaç derin nefes alın.

- Her soruda değil ama belirli aralıklarla saate bakarak temponuzu kontrol edin.

- Doğru cevabı bulduğunuzu düşünseniz bile tüm seçenekleri okuyun. 

- O gün sınava giren herkesin aynı kaygıyı yaşadığını unutmayın; yalnız değilsiniz.

- Bilgilerinizin aklınızdan çıktığını hissederseniz paniklemeyin; o bilgiler zihninizdedir, sadece sakinleşmeniz yeterlidir.

- Kodlamalarınızı dikkatli ve zamanında yapın; toplu kodlama yapmak hata riskini artırır.

- Sınav süresinin tamamını kullanın; erken bitirme telaşına kapılmayın.

DESTEK ODAKLI YAKLAŞIN

Sınav dönemlerinde öğrencilerin yalnızca akademik değil, psikolojik olarak da yoğun bir baskı altında kaldığını belirten eğitim uzmanı Levent Nayki, sınav stresinin, doğru yönetilmediğinde öğrencinin gerçek potansiyelini ortaya koymasını engelleyebildiğini söyledi. Özellikle sınava sayılı günler kala öğrencilerde kaygı seviyesinin ciddi şekilde arttığına dikkat çeken Nayki, şu önerilerde bulundu: “Öğrenciler son hafta kendilerini tüketmeye çalışmamalı. Bu süreçte önemli olan yeni bilgi yüklemek değil, mevcut bilgiyi sağlıklı şekilde koruyabilmektir. Düzenli uyku, doğru beslenme, kısa tekrarlar ve zihni sakin tutacak aktiviteler sınav performansını doğrudan etkiler. Ailelerin yaklaşımı da sınav sürecinde belirleyici. Bir öğrencinin en çok ihtiyaç duyduğu şey, yanında yargılanmadan durulmasıdır. Sürekli ‘Kaç net yapıyorsun’, ‘Başkaları ne durumda’ gibi söylemler çocuk üzerinde görünmeyen bir baskı oluşturuyor. Aileler bu dönemde sonuç odaklı değil, destek odaklı yaklaşmalı.

HEYECAN MI KAYGI MI?

Sınav tarihi yaklaştıkça öğrencilerde kaygı ve stresin farklı şekillerde ortaya çıkabildiğini söyleyen klinik psikolog Yulet Pamir, şunları söyledi: “Her öğrencinin bu süreci yaşama biçimi farklı olsa da bazı ortak belirtilerden söz etmek mümkün. Fiziksel olarak çarpıntı hissi, mide ve bağırsak rahatsızlıkları, iştah değişiklikleri, baş ağrıları, kas gerginliği, uykuya dalmakta zorlanma ya da sık uyanma gibi belirtiler görülebilir. Bazı öğrenciler kendilerini sürekli yorgun hissederken bazıları da yerinde durmakta zorlanacak kadar huzursuz hissedebilir. Zihinsel düzeyde ise dikkatini toplamakta güçlük çekme, çalışılan konulara rağmen yetersiz hissetme, sık sık sınav sonucunu düşünme veya olumsuz senaryolara odaklanma görülebilir. Özellikle ‘Ya istediğim sonucu alamazsam?’, ‘Ya sınav anında bildiklerimi unutursam?’ ya da ‘Benden beklenen performansı gösteremezsem ne olur?’ gibi düşünceler öğrencilerin zihnini meşgul edebilir.

Sınav kaygısı ile normal düzeyde heyecanı birbirinden ayırt etmek mümkün. Her ikisi de sınav gibi önemli yaşam olayları öncesinde ortaya çıkabilir ve benzer bedensel belirtiler gösterebilir. Heyecan, çoğu zaman kişinin önem verdiği bir durumla doğrudan karşı karşıya kaldığında hissettiği doğal bir duygudur. Öğrenci yaklaşan sınavın farkındadır, sonucu önemser ve bu nedenle heyecanlanması oldukça olağandır. Hatta belirli bir düzeyde heyecan dikkati artırabilir, motivasyonu destekleyebilir ve performansa olumlu katkı sağlayabilir. Kaygı ise çoğu zaman gelecekte yaşanabilecek olası tehditlere ve belirsizliklere odaklanır.”