İstanbul Valisi Davut Gül tarafından “müftülüğün anaokulları” olarak nitelendirilen Kuran kurslarının, sadece dini eğitim verilmesi gereken yerler olarak kalmak yerine “okul öncesi eğitim kurumu” olması için büyük çaba harcanıyor. Erken çocukluk eğitimi uzmanları, “Okul öncesi eğitimde din, ahlak ve değerler kavramlarını bir arada ele almak mümkün değildir. Mevcut uygulamalar, özellikle Diyanet İşleri Başkanlığı’na bağlı 4-6 yaş Kuran kurslarında, çocuğun gelişimine uygun ortamların oluşturulamadığını; eğitimin daha çok kâğıtkalem temelli masa başı etkinliklerle yürütüldüğünü göstermektedir. Bu durum, çocuğun hareket, oyun ve farklı materyallerle deneyim ihtiyacını karşılamasını engellemektedir” diyor.
Vali Gül, geçen günlerde 100 adet 4-6 yaş Kuran kursu açarak müftülükle birlikte işleteceklerini belirtmiş ve “Biliyorsunuz bu 4-6 yaş Kuran kursları aslında müftülüğün anaokulları. Bunun Milli Eğitim’deki anaokulundan farkı yok. Bildiğimiz Milli Eğitim’deki anaokulunda üç aşağı beş yukarı hangi eğitim veriliyorsa Diyanet’in 4-6 yaş Kuran kurslarında da aynısı veriliyor” demişti.
‘VALİNİN GÖREVİ Mİ?’
Eğitimci Alaattin Dinçer, “Valiliğin görevi anaokulu açıp Diyanet’e vermek midir? Yoksa Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı anaokulları açmak mıdır” diye sordu. Erken çocukluk eğitiminin, çocuğun gelişim evreleri açısından en önemli dönem olduğuna dikkat çeken Dinçer’in önerileri şöyle:
- 4 yaştan itibaren bütün çocuklar zorunlu erken çocukluk eğitimi kapsamına alınmalıdır.
- Bu eğitim, kamu eliyle devletin açacağı anaokullarında/ sınıflarında kadrolu okul öncesi öğretmenleri tarafından verilmelidir.
- Ne ad altında olursa olsun ailelerden ayni ya da nakdi katkı alınmamalıdır.
- Program içerikleri, çocukların gelişimsel düzeylerine uygun bilimsel ve laik esaslara dayanmalıdır.
Kuran kurslarında, okul öncesi eğitimin uygulanabilirliği açısından üç temel sorun bulunduğunu söyleyen erken çocukluk eğitimi uzmanları, bunları; eğitim ortamı, program ve istihdam edilen personel olarak sıralıyor ve üçünün de bu dönemde çok kritik ve belirleyici önemde olduğunu vurguluyor.
Okul öncesi eğitimde, din eğitimini verecek eğitimcinin niteliğinin de tartışma konusu olduğunu vurgulayan uzmanlara göre, Diyanet İşleri Başkanlığı’na bağlı 4-6 yaş Kuran kurslarında görev alan ilahiyat mezunlarına gelişim odaklı kurslar veriliyor ve bu kursları tamamlayanlar istihdam ediliyor. Din eğitimi veren usta öğreticilerin pedagojik açıdan yeterli olmadıkları da bu alandaki sorunlardan biri olarak gösteriliyor.
TEKİN’İN HEDEFİ İBB KREŞLERİ
Mlli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, tutuklanmadan önce CHP’li Beykoz Belediye Başkanı Alaattin Köseler’in temelini attığı anca daha sonra bakanlığa devredilen Sevgi Bahçesi Anaokulu’nu ziyaret etti. Ziyaretin ardından, belediyelerin işlettiği okul öncesi eğitim kurumlarının durumuna ilişkin sorulara yanıt veren Tekin, “Anayasamız, devrim kanunları, Tevhid-i Tedrisat, Türkiye’de eğitim-öğretim hakkını, yetkisini, sorumluluğunu, denetimini Milli Eğitim Bakanlığı’na bırakmış durumda. Biz de bu anayasanın bize verdiği yetki çerçevesinde yasal düzenlemelerle bu alanı düzenlemeye çalışıyoruz” dedi.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin kreşlerini hedef alan Tekin, “Onlar, İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından izinsiz faaliyet kapsamında değerlendirilmesi gereken yerler” ifadelerini kullandı. İBB’nin işlettiği kurumlarla ilgili hiçbir yetkilerinin olmadığını iddia eden Tekin, “Burası anaokulu mu, kreş mi? Eğer eğitim veriyorsanız Milli Eğitim Bakanlığının tanımladığı standartlara uyup uymadığınızı, buna göre hizmet verip vermediğinizi denetleyecek bir standartlar silsilesi olması lazım” diye konuştu.