Veli-Der'den MEB'in Ramazan Genelgesi hakkında suç duyurusu : 'Laik kamusal eğitimden vazgeçmiyoruz'

Veli-Der'den MEB'in Ramazan Genelgesi hakkında suç duyurusu : 'Laik kamusal eğitimden vazgeçmiyoruz'

20.02.2026 16:53:00
Güncellenme:
Haber Merkezi
Takip Et:
Veli-Der'den MEB'in Ramazan Genelgesi hakkında suç duyurusu : 'Laik kamusal eğitimden vazgeçmiyoruz'

Veli-Der, MEB'in Ramazan Genelgesi'ne tepki göstererek Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin hakkında suç duyurusunda bulundu.

Öğrenci Veli Derneği (Veli-Der), Milli Eğitim Bakanlığı'nın Ramazan Genelgesi'nin anayasanın laiklik ilkesine aykırı olduğu gerekçesiyle Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin hakkında suç duyurusunda bulundu. 

Dernek Üyeleri Antalya Adalet Sarayı önünde toplanarak basın açıklamasında bulundu. 

Yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:

''Türkiye’de eğitim sistemi, Anayasa’nın açık hükmüne rağmen giderek daha fazla dinselleştirilmekte; kamusal, bilimsel ve laik eğitim ilkesi sistemli biçimde aşındırılmaktadır. Son olarak Millî Eğitim Bakanlığı tarafından okullara gönderilen “Ramazan etkinlikleri” konulu genelge ve bu kapsamda yürürlüğe konulan uygulamalar, bu sürecin yeni bir halkasını oluşturmaktadır.

Bakanlık tarafından okullara iletilen talimatlarda dayanak gösterilen 1739 sayılı Millî Eğitim Temel Kanunu ve ilgili Sosyal Etkinlikler Yönetmeliği, müfredatta yer almayan dinî içerikli faaliyetlerin kurumsal biçimde organize edilmesine açık bir yetki vermemektedir. Buna rağmen kamu okullarının belirli bir inanç pratiğinin uygulama alanına dönüştürülmesi yönünde adımlar atılmaktadır.

Bu genelge, kamu okullarını belirli bir inanç pratiğinin uygulama alanına dönüştürme girişimidir. Okullar; farklı inançlardan, farklı mezheplerden ve inançsız öğrencilerin bir arada bulunduğu kamusal alanlardır. Devletin görevi bir inancı teşvik etmek değil, tüm yurttaşların inanç özgürlüğünü güvence altına almaktır. Eğitim hizmeti, Anayasa’nın 2. maddesinde güvence altına alınan laiklik ilkesi ve 42. maddede düzenlenen eğitim hakkı gereğince tarafsız ve eşit biçimde sunulmak zorundadır.

Bu genelge;

Anayasa’nın laiklik ilkesine aykırıdır.

Türkiye Cumhuriyeti, laik bir devlettir. Devlet organları herhangi bir dini inancı teşvik edemez, yönlendiremez, organize edemez. Eğitim sistemi, dinsel referanslarla değil anayasal ilkelerle yönetilir.

Eğitim hakkının eşitlik ilkesini ihlal eder.

Okullar; farklı inançlardan ya da inançsız çocukların da ortak alanıdır. Tek bir dinin ibadet ve pratiklerini merkeze alan etkinlikler, çocuklar arasında ayrımcılık ve dışlanma riskini artırır..

Çocuğun üstün yararı ilkesini gözetmez.

Eğitim pedagojik ve bilimsel esaslara göre planlanmalıdır. Dini ritüel ve pratiklerin kurumsal organizasyon haline getirilmesi pedagojik değil, ideolojiktir.

Kamusal kaynakların belirli bir inanç doğrultusunda kullanımına yol açar.

Kamu bütçesi ve okul alanları, herhangi bir dini etkinliğin kurumsal organizasyonu için tahsis edilemez.

Çocuklar Üzerinden Siyasal ve İdeolojik İnşa Kabul Edilemez

Eğitim kurumları siyasal-ideolojik projelerin uygulama sahası değildir. Çocuklar; iktidarların toplumsal mühendislik araçları değil, hak öznesi bireylerdir. Devletin görevi çocukları tek tip bir inanç çerçevesine yönlendirmek değil; eleştirel düşünceyi, bilimsel aklı ve çoğulculuğu güçlendirmektir.

Okullarda “Ramazan etkinlikleri” adı altında yapılacak organizasyonlar; fiilen katılım baskısı, akran baskısı ve idari yönlendirme yaratma riski taşımaktadır. Bu durum çocukların psikososyal gelişimini ve okul içi eşitliği zedeleyebilir.

PEDAGOJİK VE SOSYAL RİSKLER

Çocukların yaş, gelişim ve bilişsel düzeyleri dikkate alınmaksızın organize edilen dinî içerikli etkinlikler;

Oruç tutan / tutmayan öğrenciler arasında ayrımcılığa yol açabilir. Akran zorbalığına zemin hazırlayabilir. Yemek yiyen çocukların baskılanmasına, görünmez kılınmasına ya da suçluluk duygusuna itilmesine neden olabilir. Okul ortamında yemek saatlerinin fiilen işlevsizleşmesine yol açarak beslenme hakkının ihlaline neden olabilir. Ders sürelerini ve eğitimi ikinci plana iterek kamusal eğitimin niteliğini zayıflatabilir.

''EĞİTİM KURUMLARI İBADETHANE DEĞİLDİR''

Okullar, çocukların kendilerini özgür, eşit ve güvende hissettikleri kapsayıcı alanlar olmak zorundadır. Hiçbir çocuk inancı, ailesinin tercihi ya da kişisel tutumu nedeniyle okul içinde doğrudan ya da dolaylı baskıya maruz bırakılamaz.

“Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” adı altında eğitim kurumlarının adım adım dinselleştirilmesine ve kamusal niteliğinin aşındırılmasına itiraz ediyoruz. Eğitim politikalarının temel referansı bilimsel bilgi, pedagojik gereklilik ve çocuk hakları olmalıdır.

Eğitim kurumları siyasal-ideolojik projelerin uygulama sahası değildir. Çocuklar; iktidarların toplumsal mühendislik araçları değil, hak öznesi bireylerdir. Devletin görevi çocukları tek tip bir inanç çerçevesine yönlendirmek değil; eleştirel düşünceyi, bilimsel aklı ve çoğulculuğu güçlendirmektir.

''HUKUKİ SÜRECİ BAŞLATIYORUZ''

Laik, bilimsel ve kamusal eğitim hakkını savunmak adına söz konusu genelge hakkında suç duyurusunda bulunacağımızı kamuoyuna ilan ediyoruz. Bu girişim herhangi bir inanca karşı değil; devletin tarafsızlık yükümlülüğünü hatırlatma ve Anayasa’yı savunma sorumluluğudur.

Türkiye’de eğitim; Dini referanslara göre değil, bilimsel esaslara göre düzenlenmelidir. Çocukların değil, siyasetin sınırlandırılması gereken bir alandır. Çoğulculuğu esas almalı; hiçbir öğrenciyi ötekileştirmemelidir.

Öğrenci Veli derneği olarak çağrımızdır;

Velileri, eğitim emekçilerini, hukukçuları ve demokratik kitle örgütlerini laik ve kamusal eğitim hakkına sahip çıkmaya çağırıyoruz.

Bu ülkenin çocukları; eşit, özgür, bilimsel ve laik bir eğitim hakkını sonuna kadar hak etmektedir.

Milli Eğitim Bakanı’nın asli görevini hatırlatarak ,çocuklarımıza yeterli beslenmenin sağlandığı, laik, bilimsel ve kamusal bir eğitim ortamını güvence altına almasını talep ediyoruz.

Laiklikten,laik eğitimden asla vazgeçmeyeceğiz!

Çocukların haklarını savunmaya devam edeceğiz!''