Astrofizik dünyasında büyük heyecan yaratan ve evrenin başlangıcına dair bilinen teorileri kökten değiştirebilecek stratejik bir keşfe imza atıldı. Bilim insanları, gelişmiş Karanlık Enerji Kamerası (DECam) aracılığıyla gerçekleştirdikleri derin uzay taramaları sırasında, Dünya ile komşu uydu galaksi Büyük Macellan Bulutu arasında yer alan bir yıldızın önünden gizemli bir nesnenin geçtiğini belirledi. Yaklaşık bir saat süren bu kozmik geçiş, uzay-zaman dokusunda meydana getirdiği bükülme ile evrenin ilk saniyelerine dair çok önemli bir ipucunu açığa çıkardı.
UZAY-ZAMAN TRAMBOLİNİNDE BİR SAATLİK KOZMİK İZ
Keşif, tıp ve çevre bilimlerindeki mikroskobik buluşlar kadar hassas bir astronomik yöntem olan kütleçekimsel mikro mercekleme sayesinde gerçekleştirildi. Einstein’ın genel görelilik teorisine dayanan bu yöntem, uzaydaki büyük kütleli nesnelerin arkalarından gelen ışığı bir mercek gibi bükerek büyütmesi esasına dayanıyor.
Söz konusu keşifte, "Phoebe" adı verilen gizemli nesne arka plandaki yıldızın ışığını tam bir saat boyunca bükerek parlamasına yol açtı. Bilim insanları bu bükülmenin niteliğini, bir tramboline bırakılan ağır bir bowling topunun yarattığı göçüğe benzetiyor. Henüz hakem onayından geçmemiş olan çalışmanın analizleri, bu nesnenin sıradan bir gök cismi olmadığını kanıtlar nitelikte veriler sunuyor.

BAŞIBOŞ BİR GEZEGEN Mİ YOKSA EVRENİN İLK SANİYELERİNDEN BİR YADİGAR MI?
Astrofizikçiler şu an Phoebe’nin uzaydaki konumunu ve kütlesini tam olarak hesaplayabilmek için yoğun bir veri analizi yürütüyor. Eğer bu nesne uzak uydu galaksinin içindeyse, Jüpiter’den kat kat büyük, devasa bir başıboş gezegen olma ihtimali taşıyor. Bu durum tescillenirse, galaksimiz dışındaki ilk ötegezegen keşfi olarak tarihe geçecek.
Ancak araştırma ekibi, matematiksel modeller doğrultusunda çok daha egzotik ve çarpıcı ikinci bir senaryoyu destekliyor. Yapılan optik derinlik ve olasılık analizleri, Phoebe’nin uzak bir gezegen olmasından ziyade, bizim galaksimizi saran karanlık madde halosuna ait bir "ilksel kara delik" (PBH) olma ihtimalinin yüz bin kat daha yüksek olduğunu ortaya koyuyor. İlksel kara delikler, evrenin büyük patlamadan (Big Bang) sonraki ilk birkaç saniyesinde, henüz hiçbir yıldız ve galaksi oluşmamışken gaz ve toz bulutlarının aşırı sıkışmasıyla meydana geldiği varsayılan kadim yapılardır.
KARANLIK MADDENİN GİZEMİNİ ÇÖZECEK YENİ BİR PENCERE
Elde edilen bulgular, Phoebe’nin yaklaşık olarak Ay’ın üç katı kütleye sahip, son derece yoğun ve kompakt bir yapı olduğunu gösteriyor. Bu kütle, yıldızların çökmesiyle oluşan geleneksel kara delik modellerine göre imkansız denecek kadar küçük bir boyuta işaret ediyor. Bu durum, Phoebe’nin doğrudan ünlü fizikçiler Stephen Hawking ve Bernard Carr tarafından teorileştirilen düşük kütleli antik kara delik popülasyonunun ilk somut kanıtı olma potansiyelini artırıyor.
