Adnan Binyazar

Bilimin sesi...

03 Haziran 2022 Cuma

Ayasofya ibadete açıldığından bu yana bu kez de duvarları soyulup torbalara doldurularak, hazine kapakları ayakkabı gizleme yeri yapılarak yıkıma uğratıldı. 

Bilim sesi çağlar boyunca, düşünce dünyasında oluşumunu tamamlayıp aklın denetiminden geçtikten sonra ortaya çıkmıştır. Sena Tufan 25, 28 Mayıs günlerinde Cumhuriyet’te yayımlanan haberinde bu sesi yazıya dönüştürmüştür.

ATATÜRK HAKLIYDI! 

Atatürk, ileride yıkıma uğrayacağını o günden düşünerek müzeye dönüştürdü Ayasofya’yı. Zaman unutur, bilim unutmaz, İlahiyat-Felsefe Profesörü Dr. Şahin Filiz:

“Atatürk, böyle olacağını 100 yıl önce görmüş, Ayasofya’nın yarınının ne olacağını bilerek böyle bir karara varmıştı. Bütün dünyanın ilgisinin, gözünün, kulağının orada toplanacağı bir tarihsel yapı olarak belirlemişti Ayasofya’yı. Gerçekten de haklı çıktı Atatürk. Eğer sağ olsaydı, ‘Ben size söylemiştim’ derdi.”

Filiz, Müslümanların ibadet edebileceği pek çok cami olduğunu da anımsatıyor. 

- Atatürk, halkın desteğiyle başlattığı Kurtuluş Savaşı’nda ülkemizi harabeye çeviren, gözü doymaz işgalcileri denize dökerken...

- Laikliği egemen kılarak bağnazlığın kökünü kuruturken... 

- Dil Devrimi’yle, düşünce gelişimine ortam yaratırken... 

- Kadını özgürleştirerek, öğrenimde, sanatta, iş yaşamında verimli kılacak kurumlaşmaları gerçekleştirirken... 

- Borç batağında bunalan devleti darlıktan kurtarıp, ekonomide bağımsız kılarak ulusumuzun ekonomisi dengeli uluslar arasına sokarken... Haklı çıkmamış mıydı?.. 

Haklı çıktığı şundan da belli ki çağdışı kafalar, onların uzantıları, ağızlarını açar açmaz Atatürk’ü kötülemeye kalkıyor!

UYARI...

Sanat Tarihçisi Selçuk Eracun da ziyaretçi sayısının fazla olmasının Ayasofya’nın geleceği için en büyük tehlike olduğunu bilimsel verilerle kanıtlıyor: 

“Kontrol mekanizması işlemiyor. Nereye bakarsanız insan var. Oysa ibadet edenlerle gezmek için gelenleri koordine edip ona göre kontrol sağlamalı. 

Kalabalık grupların Ayasofya’ya girmesi, zaman içinde nefesten gelen karbondioksit nedeniyle içerideki havanın kalitesini etkileyeceği gibi olumsuz etki de yaratacaktır. Bir an önce tedbir alınmalı. Bu konuda halk bilinçlendirilmeli. İnsanlar temelde yatan batıl inançlardan uzaklaştırılmalı. Burada bulunan mozaikler, pagan döneminden kalan freskler de tahrip edilirse bunların geri dönüşü olmayacaktır. Müzeyken, giriş çıkışlarda ziyaretçilerin üstü aranıyordu. Şu an böyle bir denetim de yok.” 

DEĞERBİLİRLİK

Değer bilmek, yapılan iyi işleri önemsemeyi, onları yapanları övgüyle anmayı gerektirir. Erdem yoksunları, en saygın kişilerde bile kötüleyecek bir şey bulur. Değer bilen kişiler ise milliyet, inanç, düşünce, parti ayrımcılığı gütmeden insanı eşit sayar, hatta Yunus’un insancıl duyguyla dile getirdiği gibi, “Yaratılanı hoş gör, yaratandan ötürü” duygusuyla, toprağı; denizi, ırmağı, ağacı, börtü böceği ile doğayı da aynı duyguyla sever. 

Toplumun varlığı bilgidir. Bu da doğanın bir parçası olan insanın bilgiyle donanmasına bağlıdır. Bilginin değer olmaktan çıktığı toplumlarda en büyük sorun, iyinin yerini kötünün, bilgenin yerini yobazın, haklının yerini haksızın, insan olmanın tartımı sayılan adaletin yerini adaletsizliğin almasıdır. İnsanımız nicedir bunlardan yoksun oluşunun utancını yaşıyor. 

Ayasofya’ya ibadet için gelen kimi kişilerin, su hazinesinin kapağını kırıp, çalınmasın diye içinde ayakkabısını gizlemesi, duvarlardaki mozaikleri soyup torbalara doldurması, bilgi yoksunluğunun yarattığı ahlak düşüklüğünden doğar.


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Sami Karaören 12 Ağustos 2022
Göçmek... 5 Ağustos 2022
Kemanın telleri... 29 Temmuz 2022
Kütükten kafalar... 22 Temmuz 2022
Kendi olmak... 15 Temmuz 2022