Adnan Binyazar

Hamlet’in başkaldırısı

18 Haziran 2021 Cuma

Shakespeare’in Hamlet’i anılınca az çok mürekkep yalayanlar bile filozof kesilir: “To be or not to be/Olmak ya da olmamak...” 

Doğaçlama da olsa, ağızdan çıkan her sözün özü bir anlama dayanır... Hamlet koca bir sayfayı kapsayan şu sorularıyla anlamdan anlam üretiyor:    

“Kim dayanabilir zamanın kırbacına?/Zorbanın kahrına, gururunun çiğnenmesine,/Sevgisinin kepaze edilmesine,/Kanunların bu kadar yavaş / Yüzsüzlüğün bu kadar çabuk yürümesine./Kötülere kul olmasına iyi insanın,/Bir bıçak saplayıp göğsüne, kurtulmak varken!”

ÇÜRÜMEK

Hamlet, “Bir bıçak saplayıp göğsüne kurtulmak varken!..” diyedursun, saray muhafızları, umutlarını yitirmeden sorular sorup, yanıtlar vererek çözüm arayışına girerler: 

“-Bu gidişle nereye varılır?/-Çürümüş bir şey var devlette./-Tanrı düzeltir./-Yo, seyirci kalamayız.”

Devleti kuran da insandır, çürümüşlüğün ayrımına varan da. Devleti çürümüşlükten kurtaran da yine insan olacaktır... 

Hamlet neden ölüme sığınıyor? Kral babasının ruhu oğluna görünüp gerçeği dile getirir: 

“Aç kulağını, Hamlet! Kandırıldı millet!/Güya ben bahçemde uyurken/Zehirli yılan sokmuş./Herkes inandı. Yalan!/Bil ki,/Babandan can çalan yılan/Başında taçla şu an.”

GENÇLİK BUNALIMI

Ruh’un, “başında taçla” dediği, babasının kardeşidir. Hamlet’in annesi olan yengesiyle, uyurken kulağına zehir akıtıp kralı ölüme göndermiş, onun yerine oturmuştur. 

Her şeyi bilen saray nazırı Polonius, ölüm sonrası içine kapanan Hamlet’in o halini öğrenmeye çalışır. Şen şakrak annesi ise ihanetini gizlemek için oğlunu bağrına basar.  

Poloinus’u şöyle tanıtır Hamlet: 

“Alçağın biri çıkar,/Erdemli kalır öbür alçaklar!..” 

Shakespeare’in Hamlet adlı oyununda, alçakların kral olduğu dönemlerde acıyı, geleceğin umudu gençlerin çektiği vurgulanır. Bunalıma giren Hamlet’i, “Dünyayı düzeltmek için mi yaratılmışım!” diye başkaldırıya sürükleyen, alçakların krallığıdır.   

Hamlet, başka bir iç konuşmasında şu sarsıcı soruları sıralar:  

“Var olmak mı, yok olmak mı, bütün sorun bu!/Düşüncemizin katlanması mı güzel,/Zalim kaderin yumruklarına, oklarına,/Yoksa diretip bela denizlerine karşı/Dur, yeter! demesi mi?”

Genç, iç gerilime girdi mi, bilin ki içinde “var oluş-yok oluş”un çan sesleri ortalığı saracaktır...

Amcasıyla annesinin ihanetine uğramasına karşın, elinde çiçeklerle derede boğulan Ophelia’nın aşkından olmasına yansa da Hamlet’in beyninde şu erdemli sözler dolanır: 

“Sözüm utandırsın ama şiddet olmadan:/Acımasız olayım ama insan kalayım./Hançer dilimde olsun, elimde değil.”

Babasını zehirleyen amcasını hançerlemeyi aklından geçirirken de birden içinin sesini duyar: 

“Tam ruhunu duayla arıtırken,/öbür dünyaya geçişe hazırken,/öç alırsam öç olur mu?/Yo. Kınına, kılıcım!”

BİZİM GENÇLERİMİZ

Hamlet’i her okuyuşumda onun acılarını içimde duymanın etkisiyle aklımdan bizim geçlerimizin bunalımları geçer. İhanete uğramasalar da hiçbir dönemde üzerlerinde baskı eksik olmamıştır. Üniversite aşamasına gelen gençlerin giderek umutsuzluk içinde kendini yurtdışına atmak istedikleri gazetelere yansıyor. İstatistik sonuçları da doğruluyor bunu. 

Oysa uzaktan parlak da görünse, öğrenim amacıyla gitmiyorlarsa, yurtdışı bir süre sonra cehenneme döner. Gençler, yurtdışı koşullarının yeteneklerini geliştireceğine, tam tersine körelteceğini göze almalıdır. 

Yahya Kemal Beyatlı’ya “Ölmek kaderde var bize ürkündü vermiyor,/Lakin vatandan ayrılışın ıstırabı zor!” diye şiir yazdıran nedeni bilen var mı?       


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Çocuk yazını 23 Temmuz 2021
Pilattiler ailesi 16 Temmuz 2021
Okuyan öğretmen... 9 Temmuz 2021
21 Köy Enstitüsü 2 Temmuz 2021
Fadiş 50 yaşında! 25 Haziran 2021