Şeytan-ı racim

27 Aralık 2020 Pazar

Virüs de bir şeytan. 

Koronayı kovmak için aşı, şeytanı defetmek için de besleme çekmek gerekiyor.

83 milyon küsuruz. 

Yakında 1 milyon belki bir buçuk milyon aşımız “hazır” olacakmış.

“Azıcık aşım, ağrısız başım..!” diyoruz. 

Korona ile maskeli saklambaç oynuyoruz.

Akşamdan sonraları ile hafta sonları evlere tıkılıyoruz.

“2020’den kurtulup 2021’i kucaklıyoruz!” diye de bonusumuz var.. 

Yine de güvende değiliz. 

Virüs dışarıda, şeytan içimizde.

Uyup da iki kadeh içersek, hele çoluk çocuk keyfe gelip gülüp eğlenmeye kalkarsak yandık. 

Covid’den aşı - serum “filyasyon ekipleri” kurtarıyor. 

Şeytandan kim kurtaracak?

Elbette ki “ümmetin önderi”. 

Bu kez minarelerden sela verdirerek değil, evlere “operasyon” yaptırarak kurtaracak.

Cami çıkışında emrini aptesli olarak tebliğ etti.

“İstihbaratımız tespit ederse operasyonu yapar!”

Ya anayasa?

Madde 21: Kimsenin konutuna dokunulamaz.(..) Usulüne göre verilmiş hâkim kararı olmadıkça, kanunla yetkili kılınmış mercinin yazılı emri bulunmadıkça; kimsenin konutuna girilemez, arama yapılamaz.”

*

Belli ki “hukuk reformu” sessiz sedasız yapılmış da uygulama için yılbaşı gecesi bekleniyormuş.

AİHM’den izin alacak halimiz yok. 

Anayasaya göre kendisi Başkomutan. 

Atatürk, “Ordular ilk hedefiniz Akdeniz’dir!” emrini yazılı mı vermişti?

Kaldı ki “operasyon (!)” buyruğunu TV’ler anında altyazı yapınca bu emir, “yazılı” hale geldi bile!

Virüsten korkalım ama Reyiz’den de korkalım.

Korkmaktan zarar gelmez.

Atalarımızın “Korkanın anası ağlamaz!” demesi boşuna mı?

*

Pandemi yüzünden bu yıl hac farizası ile şeytan taşlama vecibesi yerine getirilmedi. Siyasetteki şeytanlaştırma ve taşlama fazla mesaisi bu yüzden.

Dün de hafta sonu mesaisi vardı:

“Karadeniz’deki doğalgaza ve iki yıl sonra Söğüt’te çıkaracağımız altın madenine sevinmeyen sefil zihniyet sahiplerini” taşladı durdu.

Osmanlı’nın ilk başkenti Söğüt kasabamızın iki yıl sonra “Altının Başkenti” olmasına şimdiden zil takıp oynamayan taş, Karadeniz doğalgazımızı düşünüp bayram yapmayan da gaz olsun inşallah. 

*

Bu, beddua falan değil, bir şeytan taşlama örneği.

Kabul edilmesi için usulünce yapılması şart.

Buyurun “Diyanet Hac ve Umre Rehberi”ne:

- Şeytan taşlamanın sahih (geçerli) olması için: Atılan şeylerin, taş, kurumuş çamur gibi teyemmüm (niyet ile dokunarak aptes alma) edilebilir bir madde olması gerekir. Ağaç, maden ve tezek gibi şeyler atılırsa taşlama sahih olmaz. (Reyiz’in “sefil zihniyet” sözü tezek sayılır mı? Diyanet keşke bir fetvacık verebilse.. A.T.)

- Taşların her birisi ayrı ayrı atılmalıdır. Hepsi birden atılırsa tek taş atılmış kabul edilir.

- Atılan taş bir yere düştükten veya çarptıktan sonra kendiliğinden atıldığı yere ulaşırsa geçerli olur. Ancak bir başkasının hareketiyle yerine ulaşırsa sahih olmaz, yeniden atmak gerekir. (Devlet Bey, şahsi taşlamalarında bunu dikkate alırsa iyi olur.) 

- Taş atmaya gücü yetenin taşları bizzat kendisinin atması gerekir.

- Bir kimsenin bir başkasını kendi yerine taş atmaya vekil tayin edebilmesi için namazlarını ayakta kılamayacak durumda olması gerekir. (Bu hüküm de Reyiz’i ilgilendiriyor. Saray memurlarına falan, taşlama vekâleti veremez.)

*

Şeytan taşlama ancak “belirlenmiş vakitlerde” yapılabiliyor.

Buna göre, şeytan taşlama ancak Kurban Bayramı’nın 1. günü fecr-i sadıktan (şafak sökerken) 4. günü güneş batıncaya kadar yapılmalıdır.

*

İslamiyet siyasetten farklı. Atış serbest değil. 

Şeytan taşlama ancak Kurban Bayramı süresince mümkün.

Ayrıca taşlanacak şeytan bile olsa, bu işlemin belli bir “sayı” ve “ölçü” içinde olması şartı da var.

Mekke’ye her giden eteğini taşlarla doldurup kafasına göre şeytan taşlayamıyor.

Örneğin umreye gidenlere şeytan taşlama imtiyazı tanınmıyor.

Reyiz genellikle her seçim öncesinde ve sonrasında umre yapıyor. Ama şeytan taşlayamıyor. 

*

Diyanet, hac rehberinde kıyasen de olsa kişi veya kurumların “şeytanlaştırılması” veya “taşlanması” ile ilgili bir hüküm yer almıyor.

Şeytan taşlama mahalli, Mekke’de Kâbe’ye yarım saatlik yürüme uzaklığında.

Beton kalıplar halinde üç ayrı büyüklükte temsili şeytanlar belirlenmiş.

Bunların her birine 7’şer tane taş atılıyor. 

Ancak bu işlem güneşin batışından ertesi gün tan yerinin ağarmasına kadar devam ediyor..

*

Anayasaya, hukuka metelik vermeyen şeytan taşlamacılara bu İslami ilkeleri keşke Diyanet Başkanı hatırlatsa.. 

“Bari bu işi İslami kurallara göre yapın!” dese.

Hz. Muhammed’in “Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır!” buyurması boşuna mı?


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları