Alev Coşkun

Karadeniz’de ısınan sular ve iç politikadaki oldubitti

04 Temmuz 2021 Pazar

Geçen hafta, ABD’nin liderliğinde Karadeniz tarihinin en büyük deniz tatbikatı yapıldı. 

İç politika açısından ise Türkiye’nin harp sanayi alanında en önemli kuruluşu Makine Kimya Endüstrisi Kurumu (MKE) anonim şirkete dönüştürüldü. Bu girişim MKE’nin özelleştirilmesi yönünde önemli bir adım olarak kabul ediliyor.

Bu haftaki pazar yazısında bu iki konu ele alınacaktır. 

KARADENİZ’DE TATBİKAT

Karadeniz, Rusya’nın güneyinde kapalı bir denizdir. Rusya’yı bir yay gibi sardığı için stratejik önemi vardır. 

ABD’nin temel politikalarından birisi, Karadeniz’e egemen olmaktır. Sovyetler Birliği’nin dağılışından bugüne Karadeniz’e kıyısı olan Bulgaristan, Romanya, Ukrayna ve Gürcistan’la yakın ilişkiler kuran ABD, Karadeniz’de etkinliğini artırma yolunda ilerliyor. 

Montrö Boğazlar Sözleşmesi, Türkiye’ye Karadeniz’de önemli yetkiler vermektedir. 

Barış zamanında her türlü ticari geminin boğazları geçmesi serbesttir. Ancak savaş gemilerinin boğazlardan Karadeniz’e geçmesi koşullara bağlanmıştır.

Bu koşullar şöyle özetlenebilir:

1. 1936 yılında, Bulgaristan, Romanya, Fransa, İngiltere, Avustralya, Yunanistan, Japonya, Yugoslavya, Sovyetler Birliği ve Türkiye tarafından İsviçre’nin Montrö kentinde imzalanan bu sözleşme, Türkiye’ye boğazlar üzerinde kesin denetleme hakkı vermektedir.

2. Karadeniz’e kıyısı olmayan ülkelere ait savaş gemilerinin boğazlardan geçişi sınırlanmıştır. Buna göre Karadeniz’e geçiş yapmak isteyen savaş gemisine sahip olan devletlerin, Türkiye’ye en az 15 gün önceden bildirim yapması gerekir.

3. Boğazlardan geçişte bulunacak yabancı deniz kuvvetlerinin en yüksek toplam tonajı 15 bin tonu aşmayacaktır. Karadeniz’de bulunmalarının amacı ne olursa olsun, kıyıdaş olmayan devletlerin savaş gemileri bu denizde yirmi bir günden fazla kalamayacaktır. Savaş zamanıyla ilgili olarak antlaşma, Türkiye lehine daha sert yaptırımlar koymuştur.

ABD öteden beri bu kurallara ve kısıtlamalara karşı çıkıyor, Karadeniz’de etkin olmak istiyor. 

Başkan Biden’ın yeni ABD politikası açıklığa kavuştu. Ekonomik alanda ABD’yi geçme yönünde hızla ilerleyen Çin’e karşı sert bir politika uygulanacak, Rusya’nın da NATO aracılığıyla denetlenmesi isteniyor.

KARADENİZ GERİLİYOR

Haziran ayının ortasında yapılan G7, ardından NATO, ardından Biden - Putin zirvelerinin üzerinden çok geçmeden ve bu toplantıların henüz değerlendirmeleri yapılırken Defender adlı İngiliz savaş gemisi Kırım Yarımadası açıklarında Rusya’nın uyarı ateşi ile karşı karşıya kaldı. Bu gelişme, Doğu Avrupa’da  ve Karadeniz’de gerilimin artmasının ilk adımıdır. 

Kırım Yarımadası, Rusya için  büyük önem taşıyor. Rusya, Kırım çerçevesindeki suları da kendi karasuları olarak değerlendiriyor. 

İngiliz gemisinin Kırım sularına girmesi, Rusya tarafından provokasyon olarak ilan edildi. İngiltere’nin bu hamlesiyle, Kırım konusunu dünya gündemine taşımak istediği belirtiliyor. Rusya, bu karşı hareketiyle özellikle Kırım konusunda ödün vermeyeceğini bir kez daha açıklamış oluyor. 

EN BÜYÜK KARADENİZ TATBİKATI

Bu gelişmeden hemen sonra, NATO’nun dahil olduğu daha önce planlanmış olan Karadeniz tatbikatı, 28 Haziran Pazartesi günü başladı. 

“Sea Breeze” (Deniz Meltemi) adı verilen tatbikat, bugüne kadar Karadeniz’de yapılan askeri tatbikatların en büyüğüdür.

Aslında bu Karadeniz tatbikatları 1997 yılından beri 24 yıldır yapılıyor. Bu seferki tatbikata 32 ülke katıldı. 40 savaş gemisi, 40 savaş uçağı, 5 bin asker görev aldı.

Bu tatbikata, Japonya, Güney Kore ve Brezilya gibi Karadeniz’le hiçbir ilgisi olmayan devletler de katıldılar. ABD’nin amacı, Karadeniz’in Rusya’ya bırakılamayacağını belirtmek ve açık-seçik bayrak dalgalandırmaktır.

LAVROV’UN TÜRKİYE’YE GELİŞİ

Karadeniz tatbikatından bir gün sonra Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov Türkiye’ye geldi ve mevkidaşı Çavuşoğlu ile görüştü. 

İki yıldan fazla bir sürenin ardından Lavrov’un Türkiye’ye gelişi kuşkusuz önemlidir. 

Rusya Dışişleri Bakanlığı’nın açıklamasında “iki bakanın Güney Kafkasya, Ortadoğu, Kuzey Afrika, Afganistan, Ukrayna, Ortaasya, Doğu Akdeniz ve Karadeniz bölgelerindeki durumu” görüşecekleri belirtildi.

Antalya’da Çavuşoğlu - Lavrov görüşmesinden sonra yapılan ortak basın toplantısında Lavrov, sözü Kanal İstanbul’a getirdi ve “Kanal’ın yapılmasının Karadeniz’deki yabancı devlet donanmalarının varlık parametrelerini etkilemeyeceğini” belirtti. 

Lavrov’un bu sözleriyle aslında “Montrö’yü hiçbir zaman deldirtmeyeceğiz” mesajı vermek istediği açıktır.

Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov, Karadeniz’de gerilimin tırmanmasının ardından iki yıl sonra ilk kez Türkiye’ye geldi. Lavrov ve Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, Antalya’da görüştü.  

PUTİN’İN ‘3. DÜNYA SAVAŞI’ ÇIKIŞI

Bu önemli tatbikatın ertesinde Putin, geçen çarşamba günü beklenmeyen bir çıkış yaptı. 

İngiliz “Defender” savaş gemisine karşı yapılan uyarı ateşinin üzerinden bir hafta geçmiş olmasına karşın Putin konuyu yeniden gündeme getirerek şunları söyledi: 

“Bu olay, Cenevre’de ABD ile yapılan zirveden yalnızca birkaç gün sonra gerçekleşti. Cenevre’deki zirvenin ardından Kırım’da savaş gemisinin yer aldığı bir provokasyonu neden gerçekleştirdiler? Kırımlıların görüşüne saygı duymadıklarını göstermek için. O gemiyi batırsaydık bile dünya, üçüncü dünya savaşının eşiğine gelmezdi” dedi.

Karadeniz’deki askeri tatbikattan hemen  sonra bu açıklamanın yapılması önemlidir. 

Putin, bu sözleriyle böylesi bir durumda “İngiliz gemisini batırabileceklerini” dolaylı yoldan açıklamış oluyor. Böylesi bir açıklamanın sözgelişi değil, planlı olarak yapıldığı kuşkusuzdur.

İKİNCİ TANK PALET ÖRNEĞİ: MKE’NİN ŞİRKET YAPILMASI

İç politikada kısır tartışmalar sürerken AKP, Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumu’nu (MKE) özelleştiren yasayı hızlı bir biçimde Meclis’ten geçirdi. 

MKE, bir kamu girişimidir ve Türk savunma sanayiinin temel kuruluşudur, kökleri Osmanlı Devleti’ne kadar gider. Milli Mücadele sürerken 1921 yılında Ankara’da Askeri Fabrikalar Genel Müdürlüğü kuruldu.

Cumhuriyetin ilanından sonra Atatürk döneminde kamu ekonomisine dayalı kalkınma modeli çerçevesinde fabrikalar birbirini izledi. 

MKE’nin önemli fabrikaları

Aşağıdaki özet liste MKE’nin önemini belirtir.

-1924’te Ankara’da Hafif Silah ve Top Tamir Atölyeleri, Fişek ve Marangoz Fabrikaları,

- 1928’de Kırıkkale’de Pirinç Fabrikası,

-1928’de Kırıkkale’de Elektrik Makinaları Fabrikası,

-1929’da Kırıkkale’de Savaş Gereçleri (Mühimmat) Fabrikası,

- 1931’de Ankara’da Kayaş Kapsül Fabrikası,

- 1931’de Kırıkkale’de Çelik Fabrikası,

- 1935’te Mamak Gaz Maske Fabrikası,

- 1936’da Kırıkkale Barut, Tüfek ve Top Fabrikaları.

Bu fabrikalar, bugünkü MKE’nin temelini oluşturuyor.

MKE, öncü bir kuruluştur. MKE’nin yarattığı ‘ilk’leri de özetleyelim.

- İlk Türk uçağı UĞUR 44.

- Bir demiryolu rayı haddelemesi,

- İlk sac ürünleri ve pirinç malzemesi üretimi,

- İlk takım tezgâhları,

- İlk nitelikli çelik haddehanesi,

- İlk elektrik sayaçları, zirai mücadele aletleri,

- Tekstil makineleri, dişli ve dişli kutusu üretim tesisleri,

- Çelik çekme boru, askeri pil imalatları...

Bu ‘ilk’lerin hepsini MKE yarattı. MKE aynı zamanda Türk sanayii için bir okul niteliğindedir. 

Tüm bu nedenlerle MKE konusu çok önemlidir. MKE’nin anonim şirket statüsüne çevrilip ticaret yasasının içine alınmasının gerekçeleri inandırıcı değildir.

Savunma Sanayii alanı ve pastası giderek büyüyor ve özellikle yabancı sermayenin  iştahını kabartıyor. MKE’nin çok değerli arazilerinin de olduğu biliniyor. 

MKE’nin anonim şirkete dönüştürülmesi, Katarlılara verilen Tank Palet Fabrikası girişimini hatırlatıyor. AKP’nin 20 yıldır izlediği KİT’leri yandaşlara satma ve peşkeş çekme politikasının yeni bir örneği ile karşı karşıya kaldığımız genel kabul gören bir düşüncedir. 

İnandırıcılığını yitirmiş olan AKP siyasal  iktidarı, elde kalan  son kaynakları da tüketmek yolundadır. 


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları