Bağış Erten

Maç gibi maç

29 Eylül 2016 Perşembe

Sezonun ilk derbisinde sıkı bir futbol seyrettik. Atmosfer çok etkileyiciydi. Hıncahınç dolmuş Vodafone İnönü Stadı tarihe ilk zaptını düşmüş oldu böylece. Deplasman tribünü de dolunca her şey tamam oldu. Üzerine takımlar da bu atmosfere uygun bir performans gösterince dört başı mamur ilk maçımızı izledik. Vurguyu moda bir deyimle abartalım: Sezonun ilk “maç gibi maçını” seyrettik. Kısa bir süreliğine kendimizi Almanya’da, İngiltere’de falan zannettik! Değerini iyi bilmek lazım. Bir sezonda en fazla 3-5 tane izliyoruz bunlardan.

Riekerink’in zekâsı
Peki ne gördük, ne öğrendik? Bir kere Riekerink’in zekâsını gördük. Oyuna müdahale açısından hâlâ bazen şaşırtsa da derbi için hazırladığı özel paketle sınıfı geçti Hollandalı. Topa hiç sahip çıkmadılar. Oysa ligin genelinde en iyilerden biri Cim Bom ve yüzde 60’ın altına hiç düşmemişti. Kaleyi çok fazla yoklamadılar. Şut ve ortalarda sezonun en dibini gördüler. Top kapma konusunda da yeterince agresif değildiler. Ama maçı kâğıttan izleyenin aksine (kâğıt üzerinde Beşiktaş fark yapmalı gibi gözüküyor) sahada galibiyeti kaçırdığını hisseden taraftı Sarı - Kırmızılılar. Çok akıllı ve sinirleri çok sağlam bir 60 dakika oynadılar. Direkt sonuca gitmenin yolunu iyi keşfettiler. Tolga-Bruma- Sneijder-Eren dörtlüsünü zekice fonksiyonalize ettiler ve neredeyse kazanıyorlardı. Neden kazanamadılar peki?

Şenol Güneş faktörü
Çünkü karşı tarafta da Şenol Güneş hamleleri vardı. Şenol Hoca baktı klasik oyun düzeniyle yürümüyor takım, baktı Oğuzhan- Atiba ve Gökhan ağır kalıyor ya da biri yekdiğerini işlevsizleştiriyor, zamanında iki müdahaleyle oyunun kipini değiştirdi. Üçlü hücum hattından vazgeçti. Talisca ve Aboubakar hamlesiyle orta saha didişmesinden vazgeçti ve baskıyı en öne taşıdı.
Böylece sezonun en parlak iki takımının maçı bu yüzden futbol olarak da vaat ettiğinin de gerisinde kalmamış oldu. Bruma nasıl başka bir şeye dönüştü, Tolga’nın oyun zekâsı her geçen gün nasıl daha çok parlıyor, Talisca nasıl ateş almaya müsait bir forvet, Gökhan’ın ara pas koridorlara bıraktığı toplar nasıl hızlandırıyor oyunu… Bunlara bir daha bakmak lazım. Ama şu soru(n)ları da unutmadan. İnönü tıklık tıklım ama tezahürat senkronizasyonu ne zaman kurulacak? Gökhan ve Atiba aynı anda oynar mı? Selçuk yüzde 90’ları geçen pas yüzdesine rağmen eski formuna ne zaman kavuşacak, Galatasaray’ın yedek kulübesinin derinliği şampiyonluğa yeter mi? Oğuzhan nerede asıl nerede oynamalı (ya da Oğuzhan kendini nasıl bulacak)? Bir derbiden sonra yönetici açıklamaları değil, hakemler değil, bu sorular geliyorsa akla, o zaman işler yolunda demektir.  


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Bu sezon o sezon değil 2 Eylül 2018
Herkes biliyor 29 Ağustos 2018
Vurdulu kırdılı 27 Ağustos 2018
Ses var görüntü yok 24 Ağustos 2018