Enes’i boğanları kim besledi?
Barış Terkoğlu
Son Köşe Yazıları

Enes’i boğanları kim besledi?

13.01.2022 05:00
Güncellenme:
Takip Et:

Daldaki kiraz, tabaktaki çilek. Dünyanın güzelliklerini bir çocuktan daha fazla kim bilebilir? Çileğimize de kirazımıza da el koydular. Peki, çocuklara ne kaldı?

Her seferinde aynı hatayı yapıyoruz. “Cemaat yurdunda öldü” diyoruz. Oysa ortada cemaat var, yurt yok. Zira öğrenci yurdu açmanın kuralları var. Hiçbiri böyle değil. İzin kâğıtları, resmi sorumluları, hatta tabelaları bile yok. Bir daire, bir apartman cemaat parasıyla kiralanmış. İçi öğrencilerle doldurulmuş. Haliyle her ölümden, her istismardan sonra devlet görevlileri “görmedik, duymadık” diyor. Oysa her şey herkesin gözü önünde oluyor.

Arkadaşları Enes’in Atatürkçü bir çocuk olduğunu söylüyor. Ailesinin baskısı, Elazığ’da tıp okuyan Enes’i, Nurcuların evlerine mahkûm etmişti. O evlerde kalanlar, Said Nursi’ye atıfla, Atatürk’e “deccal” gibi hakaretlerin yapıldığını anlatıyorlar. İki farklı medeniyet, iki farklı anlayış... Enes’leri boğan bunalım burada başlıyor.

Bu evlere Nurcular “dershane” diyor. Said Nursi’nin risalelerini okuma işini “ders” olarak tanımlıyorlar. Konuştuklarım, bu evleri, “sevgisiz-muhabbetsiz” diye anlatıyor. Çocuk yaşındaki gençler, dilini anlamadıkları risaleleri baskıyla okuyor. Özel yaşamları sürekli kontrol altına alınıyor. Sorgulamanın olmadığı, robot yetiştiren insaniyetsiz disiplinin, ağır depresyonlara yol açtığına dair sayısız örnek veriliyor.

Gelelim Elazığ’a...

DEVLETİN DESTEĞİYLE BÜYÜYORLAR

Nur cemaatinin Elazığ’daki “resmi abisi” Muhammed Orakçıoğlu. Tekstil işiyle ilgileniyor. Ona “abi” dedirten ise cemaat içindeki geçmişi.

Herkes biliyor, Nurculuğun kurucusu Said Nursi. Onun birinci talebesi ise asker kökenli Hulusi Yahyagil. Nurculuk yazınında Yahyagil’in ayrı bir yeri var. Zira Nurculuk yazını, Hulusi meselesini ordunun-devletin Nurculaşmasının ana motoru olarak görüyor.

Nursi, Beşinci Şua’da, gelecekte bir gün, Türk ordusunun “İslam ordusu”na dönüşeceğini söylüyordu. Bir başka yerde, Hulusi Yahyagil’in rüyasını yorumlayan Nursi, geleceğe dair bir “okuma”da bulunuyordu: “Sarıklı, küçük, genç bir zat ise Hulusi’yle omuz omuza verecek, belki geçecek birisi, naşirler ve talebeler içine girmeye namzettir.” 

Haliyle Nurcular yıllarca Asker Hulusi ve ona omuz verecek küçük sarıklı hikâyeleriyle büyüdüler.

Gelelim Orakçıoğlu’na...

Orakçıoğlu ya da Nurcuların diliyle “Muhammed Abi”, Yahyagil’in en yakınındaki isim, onun vârisi. Bugün Hulusi Yahyagil adına açılan siteye girildiğinde sizi şu ifadeler karşılıyor:

“Merhum Hulusi Bey henüz hayatta iken, kendisinde bulunan Bediüzzaman hazretlerinden gelen mektupları, kendi yazdığı mektupları, kendine gelen mektupları, kitap ve belgeleri vs. bu evrakların tamamını Muhammed Orakçıoğlu’na vermiştir.”

Hulusi Bey’in Elazığ’da doğması ve ölmesi, mezarının burada bulunması nedeniyle her yıl onun adına çeşitli etkinlikler düzenleniyor. Ana konuşmacının Orakçıoğlu’nun olduğu etkinliklere kimler mi katılıyor? Vali, İl Emniyet Müdürü, AKP’li milletvekilleri, AKP’nin il ve ilçe belediye başkanları. Hulusi Bey’in ölüm yıldönümü olan temmuz ayındaki “büyük buluşma” bile özel harekât şube müdürlüğünün yanındaki alanda, Orakçıoğlu’na ait geniş arazide gerçekleşiyor. Kısacası cemaat; kurumlarıyla, etkinlikleriyle, evleriyle devletin gözünün önünde. İmkânları da çoğu zaman devlet kurumları sağlıyor.

FETÖ KUMPASININ ORTAĞI

Bu kadar değil...

Daha önce Nurcular hakkında çeşitli bilgileri bu köşede okudunuz. FETÖ, esas olarak Nurculuğun kolu olan bir cemaatti. Hizmet Vakfı gibi Nurculuğun çatısı olan kuruluşlar, Fethullahçılığı resmi olarak destekliyordu.

Örgütün kumpasları Ergenekon, Balyoz gibi davalarla sınırlı değildi. Tahşiyeciler adı verilen Fethullahçıların rakibi olan bir dini grup da FETÖ’nün operasyonuna uğramıştı. 22 Ocak 2010 tarihinde, Tahşiyecilerin lideri Molla Muhammed de dahil olmak üzere, 122 kişi gözaltına alınmış, bir kısmı tutuklanmıştı. FETÖ’ye yargı süreci açılınca Tahşiye kumpası da hâkim önüne çıktı.

İşte bu dönemde ilginç bir belge Orakçıoğlu’nun kumpasla ilişkisini gündeme getirdi. Tahşiye kumpasının ilk işaretini, 6 Nisan 2009 tarihinde, FETÖ lideri Gülen, Tahşiyecileri hedef göstererek vermişti. Ardından 14 Nisan 2009’da, Elazığ Emniyet Müdürlüğü’ndeki FETÖ’cü polisler, Tahşiyeciler hakkında bir istihbarat raporu yayımladı. Adeta Nurcu bir militanın diliyle yazılmış polis raporunun kaynağı, Elazığ’da Hulusi Yahyagil’in önde gelen talebeleriydi. İşte Tahşiyeciler, FETÖ’cü polislere kendileri aleyhinde ifade vererek kumpasa ortaklık edenin, bizzat Orakçıoğlu olduğunu iddia ediyor.

15 TEMMUZ’DAN SONRA GÖZALTI

İkinci detay daha da enteresan...

Orakçıoğlu, Nurculuğun Okuyucular grubuyla bağlantılıydı. Geçen aylarda vefat eden Hüsnü Bayramoğlu ile hareket ediyordu. Elazığ’da konuştuğum kaynaklar, 15 Temmuz’un ardından Orakçıoğlu’nun gözaltına alındığını anlattılar. Tekstil işiyle uğraşan Orakçıoğlu’nun Bank Asya’da yüklü bir hesabı vardı. Gözaltına alınan bazı FETÖ üyeleri de kendisiyle ilişkilerine dair ifade vermişti. Nurculara yapılan operasyonlarda devreye girdiğini daha önce de anlattığım Bayramoğlu, Orakçıoğlu için harekete geçmişti. Onun kendilerinden olduğunu anlatmıştı. Orakçıoğlu, kısa gözaltının ardından serbest bırakılmıştı.

Günlerdir Enes’in hikâyesi içimizi acıtıyor. Görmemiz gereken ise Enes’in içine düştüğü ağ. Emin olun, Enes’in ölümünden sorumlu olanlar asla soruşturulmayacak. Kaldığı cemaat evinin peşine düşen olmayacak. Muhalefetin “Enes sessizliği” de gösteriyor ki bu yapı, düzen değişmedikçe çocukları öğütmeye devam edecek. Zira anlattığım gibi, FETÖ giderken yerine kendi ağacından yapılmış sopalar bıraktı. Bir zamanlar FETÖ’yü himaye eden Nurcular, yine devletin içinde, yine devletin imkânlarıyla menzillerine yürümeye devam ediyor. Olan yine dişlilerin arasında kaybolan çocuklara oluyor.

Goethe, “Kirazın ve çileğin tadını çocuklara ve kuşlara sormalı” diyor. Çocuk Enes, Nur cehenneminden pencereden atlayarak kurtuldu. Ne yazık bir kuş gibi kanatları yoktu. Çileklerimizi ve kirazlarımızı, çalanlardan kurtardığımız gün, çocuklarımızın mavi göğe çırptığı kanatları olacak.

Yazarın Son Yazıları

Alo adalet var mı bakan bey?

Yaşamın özünü görmeyen kabuğuyla oyalanır.

Devamını Oku
19.02.2026
Camiye gitmeyen imam olur mu?

Yalnız başkasına karşı hatırlanan kutsal, çıkara yenilmiş demektir.

Devamını Oku
16.02.2026
Bu dünyadan bir ‘biz’ geçti

İnsan “ben” doğar, yaşarken “biz” yaratır.

Devamını Oku
12.02.2026
Bizi işte bunlar yıkıyor

Doğayı kendi haline bıraksalar daldaki elma bile layığını bulacaktı.

Devamını Oku
09.02.2026
Depremzedeye bunu yapan size ne yapmaz

Seçilen yer yanlış.

Devamını Oku
05.02.2026
‘İmamoğlu’nu kutlama davası’ böyle bitti

Hayat geç de olsa mahkeme kararlarından daha gerçek bir hüküm verir.

Devamını Oku
02.02.2026
Görüş gününe yetişen yazı

Hepimiz aynı zamanın içinde yaşarız ama zaman hepimize yüzünü aynı biçimde göstermez.

Devamını Oku
29.01.2026
Toz dumandan görünmeyen değişim

Bir şey değişmese de her şey değişiyor.

Devamını Oku
26.01.2026
Bayrağın üstünü örten ‘süreç’

Niyetler hassasiyetlerin üstünü bahaneyle örter.

Devamını Oku
22.01.2026
Kafamı karıştıran fotoğraf

Kapının kapalı olmasını bekliyoruz da nasıl açıldığını hiç konuşmuyoruz.

Devamını Oku
19.01.2026
Masonik FETÖ’cü Marksist cephe!

Buzu sobanın üstüne bırakıyor, erimesini izliyorsun.

Devamını Oku
15.01.2026
Hedef uyuşturucu mu eğlence mi?

Endişe içimize gökten düşmez, açıklanabilir bir nedeni vardır.

Devamını Oku
12.01.2026
Hakimi öldüresiye dövenler 'hatırlı' kişiler çıktı!

Dünyanın nasıl göründüğü baktığınız yere göre değişir.

Devamını Oku
08.01.2026
Venezüella meselesi anlattıkları gibi değil

Gerçek, ona ulaşmak istemeyen için inanılmaz görünür.

Devamını Oku
05.01.2026
Adliyenin ön kapısı

Yeni yıl, henüz yazılmamış bir tarihtir.

Devamını Oku
01.01.2026
Çıksalar ne olur çıkmasalar ne olur

Konuşmak neden aramaz, sessizliğinse anlaşılır bir nedeni vardır.

Devamını Oku
29.12.2025
Yarının kavgasına bugünden bakalım

Hareket bilinirse doğa öngörülebilir hale gelir.

Devamını Oku
25.12.2025
175 milyonluk cevap

Cevap verilemeyen her soru yeni sorulara gebedir.

Devamını Oku
22.12.2025
İddianame aşamasında bir anda dosyadan çıkan fezleke!

İnsan ne anlatırsa anlatsın ancak eylemiyle anlaşılır.

Devamını Oku
18.12.2025
Askerlerin 175 milyonu nereye gitti

“Senin” dediklerinin akıbetini sorunca senin sandığının senden ne kadar uzakta olduğunu görürsün.

Devamını Oku
15.12.2025
Ne olduğunu görmüyor musunuz?

Her “Bak” dediğimizde gözler kapanıyorsa işaret ettiğimizi gösterebilir miyiz?

Devamını Oku
11.12.2025
Ya su kirliyse?

Değişmez görünen gerçekten kaçmak yerine dokunmaya karar verdiğimizde, ona şekil verebildiğimizi de görürüz.

Devamını Oku
04.12.2025
200 günlük burun sürtme davası

Burnumuzla sadece nefes alsaydık en çok kötü kokuların sahipleri mutlu olurdu.

Devamını Oku
01.12.2025
Bir garip ölüm hikâyesi

Yaşamda birikmiş servet, bazen ölümün üzerinde perde olur.

Devamını Oku
27.11.2025
‘Kurucu önderlik’ ve kurucu irade

Küçük niyetler büyük sözlerin arkasına gizlenir.

Devamını Oku
24.11.2025
Yaşamından renkleri çalınan kadın

Koca çınardan nimetini esirgeyen toprak yokluğunu önce çimende gösterir

Devamını Oku
20.11.2025
38 çocuğun duyulmayan çığlığı

Adalet davası uzaktaki bir çığlığı duymakla başlar.

Devamını Oku
17.11.2025
CHP’yi ‘gayrımeşrulaştırma’ operasyonu

Doğa insana kendi sınırlarını çizeceği imkanı sunarken cömerttir.

Devamını Oku
13.11.2025
Eğitimsiz okullar bakanlığı

İnsan ancak eğitilirse özgür olur.

Devamını Oku
10.11.2025
Aman çocuklar duymasın!

Bakmayın gazetecilik yaptığıma.

Devamını Oku
06.11.2025
‘Pardon’ diyen karar

Bir kez olursa hata, iki kez olursa yanlış, tekrar olursa kasıt denir.

Devamını Oku
03.11.2025
Bakanlıktaki ‘koruma kalkanı’

Çoğu zaman sözün çıktığı yere bakarız.

Devamını Oku
30.10.2025
Aranan casus sonunda bulundu!

O kadar çok söz söyleriz ki bazen gerçek kalabalıkta kaybolur.

Devamını Oku
27.10.2025
Boğaziçi’ni nasıl çökerttiler?

Kime söylendiği belirsizse en ağır sözler bile havada kalır. En son Yargıtay başkanı konuştu.

Devamını Oku
23.10.2025
‘PKK yasası’na neden karşıyım

Kapıyı açan anahtar değil, kilidinin bilgisidir.

Devamını Oku
20.10.2025
Öcalan serbest bırakılacak mı

Sözcükler her zaman anlatmak için kullanılmaz.

Devamını Oku
16.10.2025
Apo ve Bahçeli’nin susturduğu asker

Çıkarlar suç ortaklıklarının kaynağıdır.

Devamını Oku
13.10.2025
‘Fatihli Müslümanlar’ rahatsız

“Bizi cehennemle korkutuyorlar ki dünyada onlara boyun eğelim.”

Devamını Oku
09.10.2025
Çocuk tecavüzünde çocuğu yargılayanlar

Çelişki dünyanın kendisinde sanırız, oysa ona sebep olan da insandır.

Devamını Oku
06.10.2025
Tarihin arka duruşması

Eğip bükersin, sarar paketlersin. Her şeye rağmen gerçek olduğu yerde durmaya devam eder.

Devamını Oku
02.10.2025